Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

25 Temmuz 2013

Gündem yıldızlarının pabucu dama atıldı

Herkes ‘Gezi Direnişi’ni konuşuyor

KAYDA GEÇSİN

Sokaklarda
Evlerde
Otobüslerde
Kafelerde
Kahvelerde
Metroda
Trenlerde
Otobüslerde
Bazen yüksek sesle
Çoğu zaman da fısıltılarda
tek bir gündem var, o da gezi direnişi.
Birbirini tanıyan tanımayan herkesin dilinde Gezi Direnişi var.

Yoksulların ağzında gezi direnişi
İş arayanların ağzında gezi direnişi
İftar sofralarında gezi direnişi
Cesurların ağzında yüksek sesle gezi direnişi
Korkanların bakışlarında gezi direnişi
Gezi direnişine her gece atıp tutanların sözlerinde bile hep gezi direnişi.

Zenginler de en fazla gezi direnişini konuşuyorlar, ödül törenleri, davetlerde gezi direnişi var .
Hele zengin kadınlar, aşk olsun ne kadar devrimciymişler, Özkök’ün devrim beklediği başörtülü kadınlardan daha yaman çıktılar, halkın tercihi gezi direnişi, yediden yetmişe, zenginden fakire.

Kayda Geçsin.

Gezi direnişine karşı olmak kimseye hayır getirmezken, hele siyaseten, hala niye atıp tutar bazı siyasi çevreler ve medya anlaşılması zor, ‘politically incorrect’ İngilizcesini yazıyorum belki daha kolay anlaşılır!

İktidarın ‘Merkez Medya’sı da İngilizce bir gazete hazırlığındaymış onlarda herhalde Türkçe meramlarını anlatamadıklarını anlamış olmalılar, saniyen İngiliz filolojisi mezunu yandaşlar pek ortada kaldılar onlara da bir istihdam sağlanmış olacak, fevkalade bir düşünce.
Kayda Geçirelim.

Ama gezi direnişine karşı olmanın medya dolayısıyla iş ve diziler dünyasında hala primi var ki Şafak Sezer durup dururken Başbakan’a olan sevgisini ilan ediverdi, dün sokaklarda bu gün el öpmelerde kardeşimiz .

Başbakan’a muhabbeti yüzünden eleştirildikçe, vuruldukça nurtopu gibi bir ‘Mağdur Sanatçı’ elde edilecek, elbette iktidar gereken ilgi ve sevgiyi gösterecektir .

Dizi dünyası mevsimi açmak üzere dolayısıyle Sayın Başbakan’ımızın el öpenleri çok olacaktır var olmalarının başkaca yolu yok, diyeceğim o ki Sayın Başbakan ‘Berhudar Olun’ deyip geçerse tweetleri acaba hangi istikamete döner soru budur kayda geçirelim ve yalan muhabbetlerden biz usandık Başbakan usanmaz mı diye soralım.

Şafak Sezer’e gelince ; iner misin çıkar mısın, güler misin, ağlar mısın !

Usanmak evet kelime budur ve Başbakan’ın artık usanmış olma ihtimaline umutlanıyorum.

Usta bir siyasetçi olan Başbakanımızda nihayet önce Kısıklı Parkında ısınma hareketleri yaparak Gezi’ye katılmaya karar verdi, Yaşasın !
Umarım Gezi’de oyuncak dağıtmayı düşünmüyordur çünkü ‘Gezi ‘dekiler yetişkin insanlar.

Yandaşlar uzun bir süre ‘Gezi Ahalisi’ni çoluk çocuk olarak kategorize etmeye çalıştılar da ondan böyle yazıyorum.

Başbakanımızın Gezi Parkının ‘Doğal Direniş Ortamı’ na katılması büyük olaydır, gecikmeli de olsa, gözler taa başında onu orada aradı doğrusu.

İster misiniz Sayın Başbakan Gezi Direnişine katılıp bütün oyunları bozsun ?

Umarım Başbakanımızın bu cesur, barışçıl isteğini Ak Partili yandaş kalabalıklarıyla suni bir ortama çevirmezler.

Gezi’den kırıp sarılmayan ideoloji, örgüt, dış mihrak, öcü, cadı, olağanüstü doğa güçleri kalmadı.

Ve Gezi Direnişi böylece belki de kendi iradesi dışında büyüdü, hayırlısı oldu ayrı.
Gezi gündemdir , ve büyümektedir.
Gezi kalplerde direniyor, inkar eden kendini aldatır.

Tıpkı ABD’nin 2001 den sonra terörler savaşıyorum diye kar topunu çığ haline getirmesi gibi bunları ben söylemiyorum Amerikan aydınları, filimcileri, yönetmenleri söylüyorlar benzetme kartopu ve çığ ile sınırlıdır.

Gezi bir terör hareketi değildi, halk hareketiydi ve terör hareketi gibi algılayanlar halkın tepesini iyice attırdıklarından ve söz, protesto hakkı olmayan yandan yemiş bir demokrasi bellediklerinden şimdi yok edemedikleri kalabalıklara katılmaktan başka çareleri kalmadı.

Başbakanımız bunu görmüş olabilir mi, görmemesi sürpriz olur doğrusu.

Gezi düşmanları ‘Niye’ sorusunu sormadılar, kendilerince cevaplara göre sorular uydurdular ve uydurmaya devam ediyorlar , şimdi gezi gücünü partiler üstü sorgulayan bir sivil hareket olarak devam ettiriyor.

Aman Partiler dışı,veya üstü kalmaya devam etsin ki gücü erimesin.

Gezi Direnişinin en büyük gücü iktidar , polis ve televizyon kanalları üzerinde oldu.
Kazanan Gezi oldu, rövanşın gazabından Allah Korusun.

Kayda Geçirelim.

Peki medyamız şu aralar ne yapıyor ?
Bol bol yemek tarifi yapıyor , ‘Gezi Direnişi’ne lanetler yağdırmadıkları zamanlar dışında tabii .

Mübarek Ramazan ayında ekranlarda izlediğimiz yemek programlarını da bu yazımızda kayda geçirelim..

Uzun bir süredir ‘Yemek Programları’ televizyonlarımızda ciddi bir istihdam alanı haline geldi.

Envai çeşit yemek tanıtılıyor daha sonra da sağlık programlarında çoğu tarif edilen yemeklerin bir arada asla yenmemesi ve pişirme usullerinin tam tersi tavsiye ediliyor,durum ekranlarımızın ‘Kalk gidelim, bok yeme otur’ tarzı yayıncılığının tipik bir örneği.

Tıpkı bir faşistle bir demokrata karşı karşıya program yaptırınca değişik görüşlere yer veriliyor vehmi gibi !

Fakat Ramazan ayında yemek programlarındaki artış , tarifler artık bu Mübarek Ayın mana ve temel felsefesine resmen tüy dikti.

Ramazan ayımızda ekranlardaki yemek programlarına dışarıdan bakanlar ve Müslümanları anlamaya çalışanlar oruç ayında yemekle bozmuş olmamızı herhalde hayretle karşılıyorlardır.

Mübarek Ramazan ekranlarda sanki oruç ayı değil pis boğazlık, obezite ayı.
Kuzu dolmaları, iç pilavlı kaburgalar, hamsi kuşları, tas kebaplar, tatlılar vb...İftar menüsü öneren tarif verenler , iftar sofralarına beş çeşit hazırlamak için yarış eden hanımlar ... pes doğrusu !
Oruç böyle mi tutulur?

Üç beş iyi insan beyhude anlatıyor, yanlız mide değil, gözle, kulakla, dille tutulmasını orucun, ama nafile bunlar midelerini bile tutamıyorlar göz, kulak, dil, çok ince gelir.

Bizim evde, çocukken "İftarda ne yemek var" sorusuna "Allah ne verdiyse" den başka cevap alamazdık, hatta "Allah ne verdiyse onu söyleyin" diye ısrarlarımız kahkahalarla karşılanırdı.
Yiyen var , yiyemeyen var, hadi onu da geçtim oruç ayı bu oruç, obezite şenliği değil.

İftar vakitleri oburlar toplantısı hiç değil.

Ramazanın temel felsefesini boşboğazlara teslim edenleri önemle kayda geçirelim .

Şafak Sezer’i ise kayıtlardan silelim, Başbakanımız gibi el öpenleri çok olsun, berhudar olsun.
Artık bundan böyle ‘Kayda Geçsin’ kadar ‘Kayıtlardan Silinsin’ diye de yazacağım, bu başlığımı da araklayıp başkasına kitap yaptırmasınlar bu sefer gereğini yapacağım.

Sevgiyle
[email protected]








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI