Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

26 Nisan 2017

 

30 Temmuz 2013

Temiz Kalmış, Kaybedenler Kulüpleri!

“ Bizi yok edecekler şunlardır” demiş Gandhi ve saymış:
“ İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insan, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun din anlayışı”
Yok olma tehlikesi varsa, nedenini bu saydıklarında aramak gerekiyor.

Bazen de bu sözleri çok fazla hatırlamak gerekiyor ki, o zamanlar işte bu zamanlar!
Bu zamanlar; çünkü Gandhi’nin saydıklarının hemen hepsi hiç bu kadar tanıdık olmamıştı!
Ve bu kadar yakında durmamıştı!

Galiba en büyük sorumluluk da siyasete ait!
Çünkü bireyler bir süre sonra siyasetin akıttığı ırmaklarda yıkanıyor…
Irmak temizse temiz, az kirliyse, az kirli, çok kirliyse, çok kirli bir topluma doğru yol alınıyor.
Bireysel temizlik önemli değil mi? Önemli tabi ki…
Ve ahlak!

Ama günümüzde neoliberal politikaların ‘kirli kuralları’ bireysel temizliği neredeyse ayıplıyor!
Temiz kalanlar ve kalmakta ısrar edenler ise ısrarla kaybettiriliyor!
Sonuç; ‘Temiz kalmış, kaybedenler kulüpleri’ giderek artıyor, genişliyor…

Bu kulüpler(!) her meslek için, her örgüt için, her alan için geçerli…
Örneğin gazeteciler…
Basın Enstitüsü Derneği’nin açıklamasındaki bilanço ve değerlendirme gazeteciler için de, ‘ zamanın ruhu’ konusunda da çok şey söylüyor…
Önce açıklamaya bakalım:

“Basın özgürlüğü açısından dünya tarihinde ender görülen vahamette ihlallerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz.
Gezi Parkı protestolarının başladığı 27 Mayıs’tan bu yana onlarca gazeteci işten atıldı, zorunlu izne gönderildi, istifa etmek zorunda kaldı, polis şiddetine maruz kaldı, yaralandı ve/veya gözaltına alındı.

Son olarak Sabah gazetesi ombudsmanı Yavuz Baydar bu sürecin kurbanı oldu. Gazetenin Gezi protestolarıyla ilgili yaklaşımını eleştiren Baydar, iki yazısının yayınlanmamasının ardından işten atıldı.
Birçok gazeteci sadece mesleki sorumluluklarını yerine getirirken ve kimileri de basın mensubu olduklarını polise ısrarla belgelemelerine rağmen hedef alındı”

Açıklamada sayılan isimlerden anlaşılıyor ki, 200 kadar gazeteci, istifaya zorlanmış, işten kovulmuş veya darp edilmiş… Yani bu sektördeki ‘Temiz kalmış, kaybedenler kulübü’ bir bu kadar daha artmış!
Ve açıklamanın sonuç bölümü:
“Sonuçta, hapisteki onlarca gazeteci ve yaygın oto sansür nedeniyle zaten dünya basın özgürlüğü liginde en alt sıralarda yer alan Türkiye’de, anayasal hakların kullanılması kapsamındaki eylemleri haberleştiren veya yorumlayan gazetecilerin hedef alınması demokrasimizi bir adım daha geri götürdü.

Basın Enstitüsü Derneği olarak gazetecilerin hedef alınmasını kınıyor, hükümete ve TBMM’ye Türkiye’de basın özgürlüğünü garanti altına alacak yasal düzenlemeleri acilen yapması çağrısında bulunuyoruz”

Bari çağrıya bir cevap gelse… Cümlelerin içinde de ‘sandık’ olmasa!








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

hilmi
1 Ağustos 2013 15:29

Eeee
Nurhan hanım eveleyip gevelemeyelim
SANDIK olmadan OLMAAAAZ..
Sandıksız işlemler şu an Mısırda...
saygılar

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI