Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

31 Temmuz 2013

Helal Kan, Milli İlaç

Dokuz yıl önce Rusya’dan tatilini geçirmek için Antalya’ya gelen Andon, trafik kazası sonunda komaya girmişti. Hekimler, hayata dönmesinin mümkün olamayacağına karar verince, Antalya’ya gelen Andon’un ailesi oğullarının organlarını Türk hastalara bağışlamıştı. Sonunda yıllardan beri nakil için organ bekleyen 6 Türk, Andon’un organlarıyla yeni ve sağlıklı yaşamlarına başlamışlardı. Andon’un gözü, kalbi, böbreği, karaciğeri 6 Türk’ü ölümden ve körlükten kurtarmıştı.

Benzeri bir olayı bugünlerde yaşadık. Muğla’da tatilde yüzerken ölen Polonyalı turist 42 yaşındaki Andre’nin yüzü 27 yaşındaki yurttaşımız Recep’e nakledildi. Bu olayın gelişimini izledik ekranlarda. Hekimler, hemşireler, şoförler gece gündüz demeden büyük bir özveriyle koşuşuyorlardı. Bu defa da 6 yıl önce elindeki silahın patlaması sonucu yüzünün pek çok doku ve organını kaybeden Recep içindi bu çabalar. Çenesini, dişlerini, gözünü, burnunu kaybeden Recep Sert, yıllardan beri sıvı gıdalarla besleniyordu. Ameliyat 6- 7 saat sürmüş, iyileşmişti. Recep’e geçmiş olsun dileklerimizi ileterek, şimdilik bir nokta koyalım.

Tam bu güzel gelişmeler gündemdeyken Sağlık Bakanı ve Kızılay Başkanı bu kutsal ve evrensel mesleğin kurallarını altüst eden açıklamalar yaptılar. Bakanlık polikliniklere başvuran hastaları fişlemeye kadar giden mahrem bilgileri arşivlemeye karar verdi. Ardından Gezi Parkı’ndaki eylemlere katılan gençlere, polisin biber gazıyla, copuyla, mermisiyle yaralanan, fenalaşan insanlara o anda gerekli müdahaleyi yapan hekimlere ve sağlık personeline soruşturma açtı, sigaya çekti. Kürtajdan sezaryene doğum tartışması uluslararası yasalar ile gündeme gelmişken bu kez yeni, insani ve hukuki gerçekleri görmezden geldi. Giderek sağlıkta dönüşümü bir bilim katliamına çevirdi.

Derken Kızılay Başkanı sahne aldı ve “Dışarıdan aldığımız kan ve kan ürünleri, beslenme alışkanlıklarımız farklı olduğu için kabul edilemez. Oralarda domuz eti yedikleri için ithal ettiğimiz kanlarda mahsurlu gıdalar mevcut. Bilim adamlarımız kendi kanımızdan ürettiklerimizi kullanmalı” dedi. 1868 yılında kurulan Kızılay’ımızın 2013 yılındaki başkanının yorumu, beklentisi böyle. Ancak Antalya’daki özel organ nakli merkezi başhekimi Prof. Dr. Alper Demirbaş’la beraber pek çok hekimimiz bazı suallerimiz var diyor ve sıralıyorlar:

Yıllardır hastalarımıza kullandığımız kan ürünleri nedeniyle günah mı işledik acaba?

Polonyalı bir vericiden Türk ve Müslüman bir hastaya yapılan yüz nakli helal midir yoksa haram mıdır?

Müslüman da olsa verici günahkâr ise nakil haram mıdır?

Ameliyat malzemelerinde ve pek çok ilacın kapsülünde bulunduğu iddia edilen domuz kaynağını nasıl ayıklayacağız?

Helal gıda ile helal etten sonra helal ilacı icad edip üretmek mümkün müdür?

Görünen odur ki, Sağlık Bakanlığı hekimleri hasta ediyorken, Kızılay Başkanı da hastaları tedirgin etmeye başladı.

Başarılı organ nakillerinin olduğu ülkemizde, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay yetkililerinin yorumları yüreğimizi karartıyor.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Ayşenur Yılmaz
6 Ağustos 2013 01:21

:))))))))

Sema
2 Ağustos 2013 17:28

sadrettin acaroğlu
1 Ağustos 2013 17:52

Organ naklini biliyorum da, "monte" ne demek hiç anlamadım.....

sadrettin acaroğlu
1 Ağustos 2013 17:52

Fobi filan deyil domuzdan ne korkucaz sen mesleyi anlamdın bilader.Burda mesele domuz eti yiyen birini organyını bi Müslüman a monte etmek caizmi meslesi.Zira organ nakilinde bahis konusu etin montesi.. Doktor bu işten anlamaz Diyanet caiz derse ben niye iğtiraz edeyim monte edileblir derse

utopic
1 Ağustos 2013 09:40

Hocam nedir bu domuz fobisi sizde?

Yasaklanan domuz eti yemek değil mi?

O zaman?

Domuzun haram edildiği bir başka din Yahudilik iken, domuz üzerinde en çok deney ve araştırma yapan yine yahudi bilim adamları... Düşünün niye?

Allahtan en büyük dileğim,
kanserin çaresi domuz kanında bulunur,
dünya da yobazlardan kurtulur...


Çalıkuşu
1 Ağustos 2013 09:31

Ben din alimi değilim ama, Sadrettin bilader bu defa haklı, ona yardımcı olayım.

Bazılarının yüzünde manda gönü gerili; o helaldir; sakın domuz gönü ile değiştirmeye kalkmasınlar! Domuz haram haliyle. O bazılarının yüzlerindeki manda gönü öylece kalsın. Aman, harama bulaşmasınlar!

Tüm Yorumlar (7)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI