Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

31 Temmuz 2013

Ormanlarla birlikte canımız da yanıyor

Bugünlerde yaygın medyanın sayfalarında orman yangınları sıkça yer alıyor. Ormanlarımızın yanarak yok olmasını yüreğimiz burkularak izliyoruz. Son on gün içinde, Çanakkale’de Gelibolu çevresi, Ankara’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi Ormanı, Antalya’da Manavgat, Kazdağları, İzmir’de Kemalpaşa, Karşıyaka ve Selçuk yöresinde ciddi orman yangınları oldu.

Konuyla ilgili teknik bilgileri medya sürekli tekrarlayıp duruyor.

TEMA’nın verilerine göre, 1937 yılından bu yana İstanbul’un üç katı büyüklüğünde ormanlık alan yok oldu. Görüldüğü gibi rakam çok ürkütücü ve geri dönüşü olmayan kayıplar söz konusu…

YANGIN, İNSANDA BOŞLUK DUYGUSU YARATIYOR


7-8 yaşımda İzmir Karşıyaka’da iki yıla yakın ailecek oturduk. O yıllarda babam, Karşıyaka’nın deniz kıyısına kadar uzanan Yamanlar ormanlık bölgesinde çalışırdı. Yazları biz de yayla niyetine şirketin orman içindeki ahşap evlerine taşınırdık. Hayatımın iki yazı o ormanlık bölgede geçti. Devasa çam ağaçları, doğal akan berrak pınarlar, Akdeniz ve Ege bitki örtüsüne özgü yaban meyveleri, köylülerin başı boş bıraktığı büyükbaş hayvanlar, tavşanlar ve sincaplar…

Özellikle dağdan izlediğim o doyumsuz deniz manzarası hâlâ bilinç altımda kalıcı yere sahip. İzmir’in o bölgesindeki orman yangınını duyunca çocukluk anılarım geldi aklıma, gerçekten çok hüzünlendim. Neyseki yangın çabuk söndürülmüş.

Hiç orman yangınıyla karşılaştınız mı?

Ben karşılaştım. Uzunca bir süre izleme talihsizliğini, acısını yaşadım. Çatır çatır, gürül gürül yükselen alev dalgaları sizi zaten belli bir mesafeden sonra yanına yaklaştırmıyor. En kötüsü de yangın sonucu oluşan manzara… O yemyeşil alanların siyaha dönüşmesi, yer yer yanmış ağaçların incelmiş ve renk değiştirmiş iskeletleri insanda boşluk duygusu yaratıyor, hüzün veriyor. Yanarak ölen ağaçların, bitkilerin yanısıra kaçamayan orman hayvanlarının görüntüleriyle karşılaşıyorsunuz. Yılanlar, kirpiler, tavşanların kömürleşmiş kalıntıları, hele kaplumbağlar bir başka etkiliyor insanı.

AKP DÖNEMİNDE OLUMSUZLUK KATLANDI

Sınırlı teknik olanaklarla, çalışanların özverisiyle sonunda yangınlar söndürülüyor. Geniş yangın alanları kara bir leke olarak kalıyor dağlarda. Bir kaç gün gazeteler yazıyor, üzerine birazcık konuşuluyor, yetkililer “yanan yörede ağaçlandırma çalışmalarını başlatacağız” diye nutuklar atıyor…

Sonra konu çabucak gündemden düşüyor, giderek de unutuluyor. Ta ki seneye yeni orman yangınları gelene kadar.

Yangına müdahale edecek teknik eksikliklerle, araç-gereç donanımının yetersizliği, bu defa da açığa çıktı.

11 yıldır hükümet olan, dolayısıyla Orman Bakanlığı’nı elinde bulunduran AKP, ‘filolar kurmak’, ‘sıkı önlemler almak’ gibi daha önce verdiği tüm sözleri çabuk unuttu. Yalap şalap yaptığı kimi hazırlıkların da yetersiz olduğu somut olarak yangınların yaşandığı şu günlerde görülüyor.

YANGIN NEDEN ÇIKAR?

Özellikle yaz aylarında ormanlarımız için büyük tehdit oluşturan yangınlar, onlarca yılda yetişen ağaçların bir anda elden gitmesine, içinde yaşayan canlı türlerinin ve yaşam ortamlarının yok olmasına, topraktaki organik maddelerin yitirilmesine, sonuç olarak doğal dengenin bozulmasına neden oluyor.

Gelişmiş ülkelerdeki yangınlarda insan unsuru görece daha düşük bir orandayken, ülkemizde ise durum tam tersi.

Son 60 yılda 1,5 milyon hektarın üzerinde ormanın yandığı Türkiye'de, yangınların yüzde 97'sinin insan eliyle çıktığı, yüzde 3'ünün ise doğal nedenlerden kaynaklandığı tespit edilmiş.

İnsan kaynaklı yangınların da yüzde 68'inin ihmal, yüzde 32'sinin de kasıt sonucu meydana geldiğini istatistikler söylüyor.

Kasıtlı olarak çıkarılan yangınların da, genellikle arazi mülkiyeti (turizm alanı, gecekondu, tarla açma vs.) edinmeye dönük olduğu, kimse için sır değil…

ORMANLAR DA RANTA AÇILDI

AKP hükümetinin 11 yıllık iktidarı döneminde, orman alanlarının özelleştirme politikalarına hız verildi. Yeni uygulamalar zaten tehdit altındaki ormanlarımızın yok olma sürecini hızlandırdı.

AKP tarafından çıkarılan Maden Yasası, 2B Yasası ve Turizm Teşvik Yasası, orman alanlarının sınırsızca yağmalanmasının yanında, insan eliyle başlayan yangınların çoğalmasına da neden oldu.

Orman Mühendisleri Odası, “En büyük tehdit, ormanları özel sektörün kar amaçlı çıkarlarına sunmayı hedefleyen özelleştirme politikalarıdır” diyerek, durumu çok güzel özetliyor.

Oksijen kaynağı, hava kirliliğini ve erozyonu önleyen, doğamızı temizleyen, su kaynaklarımızın oluşmasını sağlayan, tarıma, hayvancılığa, ekonomiye katkı sağlayan ormanlarımızın, yani akciğerlerimizin yanması canımızı acıtıyor. Her gün bir yanımız eksiliyor.

Çevreye, doğaya, tarihe duyarsız vahşi kapitalizm yöntemleriyle iş görenler bizi yönettikçe, galiba ormanlarımız ve canımız daha çok yanmaya devam edecek.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Sema
1 Ağustos 2013 16:27

İstatistiklere göre her sene 500 milyon ağaç sadece orman yangınlarında yok oluyor. Diğer ağaç kıyımlarını saymıyorum. Başbakan da kalkmış 3 milyar ağaç diktik diye övünüyor. 10 senelik iktidarın boyunca sadece yangınlarda 5 milyar ağaç yok olmuş, sen 3 milyar ağaç dikmişsin. Hesapla bakalım aradaki farkı. Yangınlarda yok olanı bile telafi edememişsin, kalkmış bir de övünüyorsun. Türkiye çölleşiyor.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI