Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

6 Ağustos 2013

Artık AKP…

Amerikan dış politikası asla ve asla “kazan-kazan” prensibi ile işlemez. Bunun nadir örneği “belki” İngiltere ile olan çıkar ilişkilerinde geçerli olabilir. Kendileri açısından sonuna kadar haklıdırlar. Türkiye’de bu kadar güçlü olsa aynını yapardı belki de… Bilemiyoruz ve bu kafayla gidersek bilemeyeceğiz!

Kişisel olarak ABD-Türkiye ilişkilerinin kısa tarihine şöyle bir baktığımda önüme çıkan manzarada ülkem lehine neredeyse hiçbir olumlu detay göremiyorum. Görebilen varsa yorumlara yazsın lütfen ben de bileyim. Memnun olurum.

Yiğit Bulut’a “taktığımı” düşünmeyin, ama geçenlerde ABD ve Türkiye üzerine bir yazı kaleme aldı. Bir zamanlar ekranlarda ismini açıkça anmasa da Amerikan politikalarını sert bir dille eleştiren çiçeği burnunda danışmanımız, daha göreve gelir gelmez böyle bir konuya el atınca haliyle “hayırdır?” oluyor insan. Amerika’nın Türkiye için önemini anlatan Bulut, aslında bu yazısında örtülü bir şekilde Amerika’ya AKP tarafından göz kırpıyor. Çünkü Başbakan da, etrafındakiler de, son dönemde Başbakan’ın kan şekerinin oynak olduğu zamanlara denk geldiğini sandığım bazı ilginç çıkışlarının ABD’de “homurtulara” neden olduğunun farkındalar. Haliyle birinin barış çubuğu uzatması lazım. Bunu Yiğit Bulut yaptı! Hem de resmi bir sıfat kazandıktan hemen sonra.

Şimdi konuya başka bir boyutuyla bakalım…

Dün Ergenekon Davası’nın nihai olmayan sonucu ile oturup kalktık. Şimdi temyiz aşamasında… Pekâlâ, hepimiz biliyoruz ki, bu süreçte gerek cemaatin, gerekse siyasal İslam’ın ve onun Türkiye’deki temsilcisi AKP’nin işine gelmeyen pek çok aydın, gerçekten şaibeli bazı isimlerin yanında söz konusu davaya “bir şekilde” eklendi, ya da eklenmek istendi. Bunun toplumsal etkileri tahmin edebileceğimizden bile daha fazla diye düşünüyorum. Sıradan bir “organizasyon” ile bunu başarabilecek bir güç hala yoktur Türkiye’de. Peki, AKP ve Cemaat bu gücü, daha da önemlisi bu cesareti nereden aldılar?

Bu geniş boyutlu tartışılabilecek bir konu ve zamanla daha iyi anlayacağız. Elbet bir gün çıkarlar çelişir ve belgeler sızdırılmaya başlanır! O günü sabırla bekleyelim.

Beni asıl endişelendiren şey, AKP ve Cemaat’e bu cesur adımları attırma gücü verenlerin, bundan sonra bu geri dönüşsüz aşamayı bir sopaya çevirip çevirmeyeceği. Bence çoktan çevrildi bile… Suriye – İran politikalarımız bunun bir örneği…

Düşünün: Bir ülkenin Genel Kurmay başkanını ömür boyu hapse tıktırıyorsunuz, TSK’yı deyim yerindeyse baştan dizayn ediyorsunuz, muhaliflere vicdan ölçülerini aşan bir saldırganlıkla hükmetmeye kalkıyor ve onlardan en “keskin” olanları da içeri tıktırıyorsunuz. “O” birileri çıkıp size “şunları şunları yapsan iyi olur, yoksa seni muhaliflerine teslim ederim” diyebilir mi? Bence diyor. Açıkça dillendirilmesine gerek yok. Onlar diplomasi diliyle birbirlerini anlıyorlar… Yiğit Bulut’un bayram-seyran yokken Amerika’yı “öpmesi” de bu yüzdendi. Ergenekon Davası ve süreci (süreç, davadan daha önemliydi bence) bu öpücüğün nedenlerinden sadece biriydi. Kısacası Yiğit Bulut’un kaleminden “henüz bizi süpürmeyin ağabeyler!” dendi.

Artık AKP’nin kendisine güç veren, cesaret verenlere, dayanışma gösterenlere “hayır” deme lüksü yoktur.
En kötüsü de bunu seçmenlerine güç kaynağı onlarmış gibi anlatması. Bu bir klasik Ortadoğu hikâyesi…

Son bir notum da Kürt Hareketi’nin aydınlarına: Ergenekon davasında size zulüm eden kimi kirli isimlerin yargılanmasını sevinçle karşılamanızı anlıyor ve hak veriyorum. Darbe yanlıları, zulüm yanlıları her yerde yargılansınlar elbette. (Çoğu elini kolunu sallayarak gezdiği halde üstelik) Fakat bütün bu 6 yıllık uzun süreçte sizler de pekâlâ bu davaya pek çok hukuk dışı müdahaleler olduğunu, sahte belgelerin delil olarak kullanıldığını, insan haklarına aykırı uygulamalar olduğunu biliyorsunuz, ama sizin vizyonunuzla uzlaşmayan solcuların ve milliyetçilerin bunlara maruz kalmasını da darbe ile ilişkilendirip, aynı potada erittiniz. Kasten yaptınız bunu; bilerek, isteyerek ve soğukkanlılıkla yaptınız! Faşizan saldırganlıkla uzlaştınız! Sizlerin entelektüel derinliğiniz de ancak AKP ve cemaatinki kadar! Yazıklar olsun!

Not: Star’ın web sayfasının yazarlar bölümünü açamadığım için Yiğit Bulut’un yazısının tarih ve linkini veremiyorum. Arşivdeki son yazılarından bulabilirsiniz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

oztrk1
11 Ağustos 2013 22:41

kürtlere hiç bir şey yapılmamıştır bu ülkede herkes eşittir sağ hükümetlerin yandaşçılık uygulamalarının faturasını TC ye kesilmemeli
dolu dolu 8 yıl bu ülkede chp ikdidar olsun ülkede sorun kalmaz

Tansu
11 Ağustos 2013 19:32

Sayın Ayla Çağlayan'ın Kürt Hareketi’nin aydınlarına seslenişi çok anlamlı.Asıl geçmişte kardeş Kürt halkına zulüm yapılmadığını söyleyenler,yaşanan onca acıyı görmezden gelenler ırkcı ve faşisttir.Barış ve kardeşlik olacaksa,bunu hep beraber gerçekleştireceğiz.

Nergis
8 Ağustos 2013 12:45

-HEYHAT - hanım/beğefendi, yutturmak ifadesi çok kaba bir dil.Ben düşüncemi size hitaben de söylemiş değilim.Hatta bilakis Celal Bey için yazdım.Niye sataştınız anlayamadım.Siz nasılki görüş beyan ediyorsunuz. Ben de ediyorum.Bu nasıl bir tarz ki böyle?Lütfen cevap vermeyin.Muhatap olmak istemem sizinle.Cümleten hayırlı bayramlar.

HEYHAT
8 Ağustos 2013 11:47

Nergis
8 Ağustos 2013 11:12
***
1:Kendi feodal yaşantınızı "SOL"diye yutturmayın.
2:Benim 40 bin kişinin katillerle, etnik ırkcı faşist bölücülerle AB-D uşaklarıyla ne işim olsun?Sizin varsa mutluluklar...:):)
3:Türkiye yi bölemiyecekler.Kolaysa buyrun...

Feride K.
8 Ağustos 2013 11:25

iyi bayramlar Ayla hepimizden sana ve tüm ailene sevgiler tabi özellikle tatlı yeğenlerinede. Ararım. (Feride K.)

Tüm Yorumlar (14)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI