Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

17 Ağustos 2013

Depremden önce tehlikenin büyüğü var

Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da 03.02'de 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki Marmara depreminin üzerinden 14 uzun yıl geçti. Resmi verilere göre 17 bin 840 kişi öldü, (ölü sayısının açıklananın çok üstünde olduğu biliniyor.)

Gölcük depreminin hemen ardından yaşadığımız 12 Kasım 1999 Düzce depremiyle aynı acıları tekrar yaşadık. 2011 deki Van depremi, arada yaşanan irili ufaklı tüm depremlerde durum farklı değil.

Her depremden sonra devleti yönetenlerin ‘bu millat olacak’ nutuklarına, yalap, şalap girişimlerine rağmen depremlerin etkileri silemedi, acıları unutulmadı, ağır sonuçları hala yaşanıyor.

Felaketler de kapitalizminin kuşatması altında. Yerel ve merkezi iktidarlar, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını korumak ve egemenliklerini sürdürmek adına, yüz binlerce insanı tehlikeye atmaktan hiç çekinmiyorlar.

Deprem dahil tüm doğa hareketlerine karşı bilimin önerdiği en küçük önlemi alma konusunda ayak diriyorlar. Çarpık burjuvazinin gözü dönmüş rant hırsı, her yer sarsıntısını, yağmuru bile ağır felaketlere dönüştürüyor…

DEPREMİ DE RANT KAPISI

Deprem, Türkiye’nin sürekli gündeminde. Biz unutsak da o gündemimizden hiç inmiyor, kendini hatırlatıyor.

Her an ülkenin bir yanı depremlerle sarsılabilir… Bu bereketli toprakların altı sorunlu ve deprem hiç unutulmayacak gerçeğimiz.

Veriler, yaşananlar, sonuçlar ortada... Geçen 11 yıl boyunca AKP, depremi adeta unutturdu.

Uzmanların çığlıklarını, çalışmalarını görmezden geldi.

Depremin her an kapımızda olan bir felaket olduğu bilindiği halde. ciddiye alınır bir adım atılmadı.

‘Deprem Konseyi’, ‘Deprem Şurası’ gibi oluşturulan yapıları işlevsiz hale getirdi.

Ancak, 12 Haziran seçimlerinden sonra hükümet “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2023” adını taşıyan bir belgeyi kabul etti.

Ama henüz kağıt üzerinde ve içeriği bilinmiyor. 99 Depreminin 14. Yılında Hükümet yetkililerinin ‘dostlar alışverişte görsün’ türünden yaptıkları açıklamalar bile laf salatasından öteye gitmiyor…

Pozitif bilimler kenara itildi. Ortaçağ efsaneleri yaygınlaştırılarak vatandaş yatıştırılmaya çalışılıyor…

Önlemler almadılar.

Ama başka şeyler yaptılar:

Türkiye, vergi alma oranlarında dünya birincisi. Adeta vatandaşının gırtlağına basarak vergi topluyorlar. Demagoji ustası iktidar yetkilileri, deprem hazırlıklarında kullanılmak için toplanan
46-48 milyar liranın ‘Yol’ olduğunu, yani buharlaştığını açık, açık söylüyor.

Yalnız deprem konusunda bile Erdoğan ve ekibi suçüstü olmuştur.

Bu parayla bırakın sadece İstanbul depremini ülkedeki bütün depremler için önlem alınabilirdi. İktidar depremi bahane ederek ranta dönük girişimlere hız veriyor.

‘Afet Dönüşüm Yasası’ Meclis’ten geçirildi. Bu yasayla Başbakanlık “tek imar otoritesi” yapılıyor. Merkezi yönetime
“yağma özgürlüğü” tanınıyor. Nazım planı hiçe sayılıyor. Mimarlar, şehir plancıları, çevreci örgütler, yerel yönetimler, uzmanlar yok sayılıyor. Yandaşlara kural tanımaz rant olanakları sağlanıyor. Kentin nüfus oranını arttırıp, dokusunu, doğasını, tarihini bozmakta sakınca görmüyor.

O BİLDİK CEBERUT DEVLET ARTIK AKP’NİN KONTUROLÜNDE

Devleti ele geçirdikten sonra darbelerle oluşan tüm ceberut yapıları artık AKP kontrol ediyor. Darbelerin getirdiği zırha bürünüp ‘darbeleri yargılıyoruz’ müsamereleri, insan hakları ihlalleri, gazetecilerin tutuklanması, seçilmiş milletvekilerinin keyfi biçimde hapiste tutulması, KCK operasyonlarıyla Kürtlere yönelik siyasi kırım girişimleri, Roboski de yoksul Kürt gençlerini ordunun jetleriyle bombalayarak öldürmesi, bir pankarta 8 yıl ceza vermek, kürtajı yasaklama girişimleri, Gezi Parkıyla birlikte halkın meşru, demokratik direnişini devlet terörüyle bastırma, medya üzerinde tarihin tanıdığı en büyük baskıyı uygulama, ülkeyi Ortadoğu’da emperyalizmin güdümünde sonu belirsiz maceralara sürükleme AKP icraatlarının bazıları…

Benzer daha pek çok icraatın hiç bir yerinde demokrasi, insan hakları, adalet, çoğulculuk yok…

AKP ve onunun lideri Erdoğan tek parti diktatörlüğüne savruldu. Sürece, gözükara rant ekonomisi, muhalefeti şiddet ve yargı marifetiyle bastırmak, emperyalizmin tetikçisi olmak eşlik ediyor.

Özetle deprem dahil ülkemiz büyük tehlikelerle karşı karşıya.

Tehlikenin öncelikli ve büyüğü ise AKP iktidarı ve Erdoğan’ın kendisidir.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI