Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

19 Ağustos 2013

Nasılsınız?

Gelecekte bir gün biri kalkıp muktedir başvekile “Nasılsınız?” diye sorarsa, herhalde yanıt üç aşağı, beş yukarı şöyle olur:

Ben nasıl iyi olmayayım? Yol haritamızdaki, not defterimizdeki tüm projelerimizi birer ikişer hayata geçirdik. Torbayla, morbayla, gece yarısı yasalarıyla işi halettik. Bu süreçte zaman zaman mağduru oynadık, bazen mazluma yattık. İleri demokrasiyi getirdiğimizi söyledik, sandık simidine çok sık sarıldık. Yer yer tehdit ettik, her zaman tenkide başvurduk, sık sık vergi denetimiyle korkuttuk.

Sürekli olarak toplantılar düzenledik, hiçbir fırsatı kaçırmadık. Gün geldi Kazlıçeşme’ye 1.5 milyon insanı yığdığımızı iddia ettik, gün geldi apronda, stadyumda iftar yemekleri verdik. Dışişleri, milli eğitim, sağlık gibi temel konulara el atıp, yapısını değiştirdik. 134 ülkede bulanan diplomatik temsilciliklere yandaş isimleri yerleştirmeye gayret ettik. Suriye ve Mısır’da başarıya ulaşamadıysak da bozuntuya vermedik. Sırtını okşadıklarımızın, karnını doyurduklarımızın, eline- beline silah tutuşturduklarımızın ihanetine uğradık ama kimselere çaktırmadık. Baktık ki komşu ülkelerle düşmanız, halkımıza da “komşularınızı ihbar edin” diye seslendik.

Çocukların da bir süre sonra anne – babalarını ihbar etmesi için gerekli altyapıyı hazırladık. Kadınları eve kapatmanın yolunu bulduk, 3- 5 çocuk doğurmalarını istedik. Hamilelere sokağa çıkma yasağı getiren zihniyeti açıkça olmasa da sessizce destekledik. Ordunun, üniversitenin, yargının ve medyanın itibarını sıfırladık.

Gezi Parkı olaylarını çapulculara, faiz lobisine, dış mihraklara havale ettik. İş adamlarını vergi denetimiyle, ihale vermemekle, gazetecileri işten attırmakla muma çevirdik. Dönemimizde hapishanelerde yer kalmadı. 64’ü tutuklu, 23’ü tutuksuz yargılanan gazetecilere, istifaya zorlayarak, zorunlu izne çıkararak 72 işsiz gazeteci daha kattık. 5 ölü, 11 gözü çıkan, 8 bin yaralıyla Çevik Kuvvet’e destan yazdırdık. Ay yıldızlı bayrak taşıyanları tutuklayıp, terör örgütünün bayrağını asanları seyrettik. Ölümcül iş kazalarında, orman yangınlarında, bebek ölümlerinde ve kadına şiddette birinciliğimizi koruduk.

Muazzez Ersoy’un, kendisi “Kasımpaşa’nın gülü”, başbakanı ise “Kasımpaşa’nın aslanı” ilan ettiği bir ülkede, ihbarcılığın, fitneciliğin, iftiranın, dedikodunun, gıybetin, yalanın bu denli yaygın olmasına şaşırmamalı. Bakın aydınların ve hekimlerin yüzakı isimlerden olan Prof. Dr. Selçuk Erez bu konuyu nasıl işlemiş mektubunda:

“Komşularım gelip evimin mutfağından tencere ve tavalarımı çalıp eyleme katılmışlar. Gizli tanık olarak dinlenmemi talep ediyorum!”.

Selçuk Hoca haksız mı?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

şakir
19 Ağustos 2013 14:14

SN.DOSTER,TANIYI ÖYLE BİR KOYMUŞSU-
NUZ Kİ İLAVE EDECEK HİÇBİRŞEY KALMA-
MIŞ...İNŞALLAH,O,NASILSINIZ DİYE SOR-
DUĞUNUZ KİŞİ;ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA
İYİYİM ELHAMDÜLİLLAH DİYEMEYECEK...
BELKİ ; RABİA SELAMI ÇAKABİLİR !!!
TABİİ O GÜCÜ BULABİLİRSE...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI