Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

27 Ağustos 2013

Milli öğüt ve 27 Ağustos

BURHAN ÖZBEY

MİLLİ ÖĞÜT VE 27 AĞUSTOS 1922


Bu tarih onurlu ve kahraman bir Türk subayının ölüm tarihidir.
27 Ağustos 1922 vatansever bir albayın, tabancasını beynine sıkarak intihar ettiği gündür.
Reşat Çiğiltepe Türk askeri:
Rütbesi: Albay
Doğum yeri ve tarihi: İstanbul 1879
Ölüm yeri: Balıkesir- Çiğiltepe – 27 Ağustos 1922
Savaşları: Balkan Savaşları, Kurtuluş Savaşı
Madalyaları: İstiklal madalyası

1879’da İstanbul’da doğdu. Ziya Paşa’nın oğludur.1896'da Harp Okulu'nu bitirerek Türk Ordusu'nun farklı komuta kademelerinde görev yaptı. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılmış, Yanya savunmasında yaralanmıştır.

Askerî Mahkeme üyeliği yapmış, I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde olağanüstü kahramanlığı ile dikkatleri çektikten sonra getirildiği 17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş'un Rus işgalinden kurtarılmasında da önemli rol oynayan Reşat Bey, XVI Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın takdirlerini kazanmıştır.

Aynı zamanda 5.ve 4.rütbeden mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahsiliye, Alman ve Avusturya harp, demir salip nişanlarıyla taltif edilmiştir. 53. Tümen Komutanlığı'na getirilerek Suriye Cephesi'nde görevlendirilmiştir. 1918'de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, daha sonra esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919'da Millî Mücadele'ye katılmak üzere İnebolu'dan "İstiklal Yolu" üzerinden Ankara'ya geçmiştir.

Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa tarafından 11. Kafkas Tümeni (sonradan 21. Tümen) Komutanlığı'na getirilmiştir. Yarbay rütbesi ile İnönü ve Sakarya muharebelerine de iştirak eden ve olağanüstü başarı gösteren Reşat Bey, son olarak 57. Tümen Komutanlığı görevine atanmıştır.

Bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından , Büyük Taarruz'un ikinci gününde, muharebenin ve de ülkenin ulusun kaderini etkileyecek en kritik mevkilerden olan Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredilmiştir.

Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis ise, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştır. Bundan sonrası kayıtlara aşağıdaki gibi geçmiştir;

"... 27 Ağustos 1922 sabahı 57. Tümen bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30'da Mustafa Kemal telefonda komutana;

- Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız? Gecikmeniz genel durumu etkiliyor.
- Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
- Başarılar diliyorum.
Mustafa Kemal (saat 10.45):
- Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
- Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.
Mustafa Kemal (saat 11.00):
-Reşat Bey’i istiyorum.
- Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.

- Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır:
- Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

Saat 11.45 Başkomutanın telefonu çalar:
- Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası'na doğru kaçmaktadır, arz ederim.
İlgili resmi kayıt burada biter.
Sonrasını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade eder:

"Türk Askerine, Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun." - Başkomutan Mustafa Kemal

Reşat Bey’in şahsi dosyasında bulunan 27 Eylül1922 tarihli Tümen Baştabibi imzalı Vefat Tutanağında;" Afyon Meydan Muharebesinde Çiğiltepe taarruzunda 27 Ağustos 1922 günü intihar etmiştir.

Reşat Bey Revolver tabancasıyla sağ şakağına ateş etmiş, sol kulağından çıkan kurşunun beynini parçalaması sonucu ölmüştür" şeklinde yazmaktadır.

Bu rapor yeni 57'inci Tümen komutanı tarafından da onaylanmıştır. Bir gün sonra Sandıklı Hastanesine getirilmiş ve yıllarca bu ilçedeki anıtlı kabristanında yatmıştır.1988 yılında Ankara Devlet Mezarlığına naşı nakledilmiştir.
Sandıklı'daki mezar boş olmasına rağmen hala muhafaza edilmektedir.

Sandıklı halkının şehidin nakline karşı çıktığı, ancak o günün şartlarında fazla direnemediği de bilinen gerçeklerdendir. Reşat Bey’in şahsi eşyaları ve üzerinden çıkan bir miktar para, emekli maaşı ile geçim sıkıntısı içerisinde olan, Büyükada'daki hisseli evini ipotek ettirerek yaşamını şerefiyle sürdürmeye çalışan hasta babasına, cenaze masrafları düşülerek yollanmıştır.

Fark ettiğiniz gibi; tam 18 defa yaralanarak kanıyla da vatan sevgisini haykıran bu kahraman, cephelerde koşmaktan henüz evlenmeye zaman bile bulamamıştır. Bu soyadı ATATÜRK kendisine vermiştir. Ancak aile kayıtlarında hem Çiğiltepe, hem de Çiyilyepe olarak geçmektedir. Soyadı kanunu çıkartıldığında kardeşler arasındaki ve nüfus memurları arasındaki eksik iletişimden bu fark kaynaklanmaktadır.

Kendisine ismi verilen tepenin adı ÇİĞİLTEPE' dir. Albay Reşat Bey, askerî yaşamında üstün cesaret ve sevk yeteneğiyle çok sayıda madalya (mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahlisiye, Alman ve Avusturya - Macaristan savaş madalyaları) sahibi olmuştur. Şahadetinin sonrasında TBMM kendisi adına ailesine İstiklal Madalyası takdim etmiştir.”

***

Sevgili okurlar…

Yukarıda okumuş olduğunuz yazımız, iki sene önce internette yayınlanmıştı. İçinde bulunduğumuz süreçte, koşullar ve yaşananlar yazımızı yeniden sizlerle paylaşma gereği doğurduğundan bir kez daha değerli takdirlerinize sunmuş olduk.

Türkiye, dış düşmanlarını, Büyük önder Atatürk’ün önderliğinde, kahraman ordumuzla, 30 Ağustos 1922 ve sonraki günlerde tarih yazarak ülke topraklarından defedip denize döktü…

Aradan 91 yıl geçti.

Ata’dan miras bu güzel ülke, bugün dış düşmanların tehlikesi yanında ne yazık ki, iç düşmanların da fazlasıyla tehdidi altında.

Türk ordusunun vatansever komutan ve subayları; çeşitli oyun ve bahanelerle, haksız ve adaletsizce olduğu iddia edilen gerekçelerle zindanlara tıkılmış, bölücü terör örgütleri ve reisleri adeta korunur biçime gelmişlerdir…

Oysa o ordu, on yıllar önce, tarihe mal olacak ve cihana parmak ısırtacak, kahramanlıklara ve destanlara imza atmış ve adını tarihe yazdırmış, Mustafa Kemal’in gözbebeği ordudur…

SONUÇ:

Damarlarında asil kan taşıyan Türk gençliği; 2013 başlarında sessizlik ve gaflet uykusundan uyanmış, haksızlıklara, adaletsizliklere, zulme, baskı ve tehditlere karşı demokratik reflekslerle mücadele edip, onurluca direnmeye başlamıştır…

Gençlik ve milletimiz; bu muhteşem kararlılık ve direnme gücünü nereden almış ve hangi manevi güçten beslenerek yollara düşerek özgürlük ve demokrasi mücadelesi vermenin kutsal savaşımına soyunmuştur!

İnanıyoruz ki;

Atatürk’ten ve “MİLLİ ÖĞÜT” ten

“Koşullar ne denli zor ve aşılmaz olsa da, yaşamım boyunca hiçbir zaman mücadele gücümü ve kararlılığımı yitirmedim. Asla umutsuzluğa kapılmadım.” (M.kemal Atatürk)

Atatürk’ün “MİLLİ ÖĞÜT”ünü yüreklerine sindirmiş ülke gençliğinin, 2013’ler Türkiye’sinde bu topraklar üzerinde yeniden destanlar yazacağı; ikinci bir Çanakkale zaferini demokratik kurallar manzumesinde yeniden yaşatacağı gerçeği, er ya da geç vatan sathı üzerinde kendini gösterecektir…

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın ve tek bir vatansever vatandaşımız, umutsuzluğa kapılmasın!

Son söz:

"Türk Askerine, Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun." - Başkomutan Mustafa Kemal

Asıl gözyaşı dökülecek satırlar; Müslüman Kardeşler örgütü liderinin Biltaci’nin mektubu değil. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kahraman odumuza atfen söylediği bu sözleridir…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

misafir
27 Ağustos 2013 16:46

TÜrk Ordusu her zaman gurur duyacağımız ülkemizin en önemli dinamik gücüdür. Ancak bugün gücüydü demek zorundayız. Bir ülkenin ordusu bu kadar acımasızca, gaddarca ve haksızca adeta yok denebilecek boyuta getirilir mi? Genelkurmaya başkanı güya zindandaki komutanlar ve subaylar için çok uğraşmış çırpınmış gidişata sessiz kalmamış mış mış.. Cumhurbaşkanı ve Başbakan da şimdi asker dostu oldular ya... ikisi de ayni ağızdan konuşuyor. Valla billaha biz tanık olduk Genelkurmay Başakanı Necdet Özel sessiz kalmadı diye açıklama yapıyorlar... Sizler çocuk mu kandırıyorsunuz. Tuncay Güney çıkıyor ortaya Kanadadan resmen dalga geçiyor...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI