Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

30 Ağustos 2013

CHP, El Kaide ile mi saf tutacak?

Başbakan Erdoğan ve sözde kurmayları, iktidarda kalabilme umutlarını Suriye'nin dağıtılması ve üçe bölünmesine bağladı. Erdoğan, Suriye topraklarını emperyalist ülkelerin yağmasına açabildiği takdirde, ABD ve Batı'nın güvenini yeniden kazanabileceğini düşünüyor. Bu yüzden, emperyalistler ülkelerin gönüllü taşeronluğuna soyunuyor.

Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçileri AKP'nin coğrafyamızı nasıl bir kan gölüne çevirmek istediği epeydir biliniyor. Emperyalist ülkeler, Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozarak, Şii - Süni - Kürt eksenli yeni bir rejim kurmak istiyor. Bundaki temel amaç ise kuşkusuz ki; siyasi ve ekonomik motivasyonlar... Emperyalistler, Suriye'nin bağımsız rejimini dağıtabildikleri takdirde, Irak'ta el koydukları enerji kaynaklarını, Batı'ya daha ucuz ve sorunsuz bir şekilde taşıyabileceklerini düşünüyor. Siyasi bağlamda ise, küçük ve güçsüz rejimleri yönetebilmenin daha kolay olduğu hesaplanıyor.

Suriye'nin dağıtılabilmesi için El Kaide ve El Nusra çeteleriyle dolaylı işbirliğine giren emperyalist ülkeler, rejim yıkıldığı takdirde, İran'ın bölgedeki ekonomik ve siyasi gücünün kırılabileceğini öngörüyor. Bu yüzden, Suudi Arabistan ve Katar üzerinden El Kaide ve El Nusra'ya destek veriliyor. Emperyalistler, Suriye'yi yıktıkları takdirde, önce İran ve Rusya, uzun vadede ise Çin'e yönelik ekonomik-siyasi-askeri müdahaleler planlanıyor.

Suriye'ye ilişkin analiz ve tespitleri kuşkusuz ki bir yazıya sığdırabilmek mümkün değil... Kısaca özetlemek gerekirse, Suriye rejiminin dağıtılması, dünya çapında çeşitli etkilere yol açacaktır.

Suriye'nin dağıtılması ve Esad'ın iktidardan haydutlukla indirilmesi, başta Türkiye'nin zararınadır. Üçe bölünmüş Suriye, Türkiye'nin toprak bütünlüğünün de ciddi şekilde tehlikeye girmesine yol açar. Kontrolsüz bir Suriye, Türkiye topraklarının bir kısmının El Kaide ya da PKK'nın kontrolüne girmesi anlamına gelir.

CHP kurmaylarının bu bağlamda Suriye'ye yönelik emperyalist bir müdahale girişiminde ''net tavır'' koyması ve yüksek sesle "Emperyalist savaşa hayır'' demesi gerekiyor.

CHP yönetimi, şu ana kadar böyle bir tavır koymadı, koyamadı, koyamıyor!


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve kurmayları, emperyalistlerin hücum botu Birleşmiş Milletler'in (BM) tavrını nedense çok önemsiyor. CHP kurmayları, "BM karar verdiği takdirde, Suriye'ye yönelik askeri müdahale olabilir'' diyor.

Doğrusu bu tavra anlam veremiyorum. Bu tavır CHP'ye yakışmıyor. Oy verdiğim partinin, emperyalist haydutluğu meşru gören bir anlayışı dillendirmesi, benim kadar CHP'ye oy veren milyonlarca seçmeni de rahatsız ediyor.

"Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir'' diyen, ''Yurtta Sulh Cihanda Sulh'' şiarını belleklere kazıyan Mustafa Kemal Atatürk'ün temel ilkesine aykırı bir tutum içine gireceği gözlenen CHP yönetimi, rotasını bir an önce barışa ve barış diline kırmalıdır.

BM denilen emperyalist örgütün Suriye'de kimin çıkarını koruduğu ve ne yapmak istediği açıktır. Suriye'ye yönelik savaş, bizim savaşımız değildir. CHP yönetimi, askeri seçenek masaya geldiği takdirde, tüm gücüyle tezkere karşıtı bir tutum içine girmelidir. CHP tabanı, Atatürkçüler, solcular ve demokratlar, CHP'den 1 Mart 2003 tezkeresinde Baykal ve arkadaşlarının koyduğu tavrın aynısını beklemektedir.

Bu bağlamda, AKP'nin tek kurtuluş olarak gördüğü Suriye'ye yönelik emperyalist müdahaledeki cephe de birbirinden kirli ittifaklardan oluşmaktadır. El Kaide, El Nusra ve bilumum çeteler, Suriye'de adeta cirit atmaktadır. CHP'nin AKP'nin kuyruğuna takılarak tezkereye onay vermesi, CHP kurmaylarını El Kaide - El Nusra ve PKK destekçisi konumuna düşürecektir. CHP, bir anda El Kaide ve El Nusra'nın bölgedeki cinayetlerinin ortağı olacaktır.

Lafı uzutmaya gerek yok:

BM'nin Suriye'ye yönelik alacağı emperyalist müdahale kararı meşru değildir. AKP iktidarı, PKK ile bir çıkmaza girmiş, ekonomik sorunların altında ezilmiştir. Fethullah Gülen Hareketi ile yaşadığı çatışmanın içinde de boğulmak üzeredir. Savaşın yaygınlaştırılması ve Esad'ın iktidardan gönderilmesi, AKP'nin ''kurtuluşun tek yolu''dur. CHP bunu da analiz etmeli ve AKP'ye hiçbir koşulda ''hayat öpücüğü'' vermemelidir. AKP iktidarı, Suriye'ye yönelik askeri müdahale yapıldığı takdirde, ülkedeki tüm sorunları "savaş'' perdesinin ardına gizleyecek ve iktidarını uzatmaya çalışacaktır. Savaş, AKP'nin başarısızlığını örtmek için yeni bir perde olacaktır.

Tüm bunlar bir yana; CHP yöneticileri, milletvekilleri, PM üyeleri, belediye başkanları ve üyeleri ağız dolusu bir şekilde "Savaşa Hayır, Yaşasın Barış'' sloganını her yerde haykırmalıdır.

''Türkiye'nin Birleşmiş Milletler ve NATO üyeliği'' gibi argümanlar, emperyalist haydutluğu meşru kılmaz! Esad emperyalist haydutlukla gönderildiği takdirde, sıradaki hedeflerden biri de Türkiye'dir. CHP, devleti değil, ana muhalefeti yönettiğini artık anlamalıdır. CHP, AKP'nin kirli politikalarının aklandığı - aklanacağı bir kurum değildir!

Unutulmasın ki; savaş sadece belli bir coğrafyayı değil, her yeri yakar. Yanacak yerler arasında Türkiye de vardır. CHP yönetimi, bu yüzden artık ikircikli tavrına son vermeli ve savaş karşıtı tutumunu açıkça ilan etmelidir. Aksi takdirde, milyonlarca seçmeni ile arasındaki gönül bağında derin bir sarsıntı yaşanacaktır.

www.twitter.com/barisyarkadas








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

nuri
4 Eylül 2013 11:44

BM demek savaş demektir. Irak'ta bunu gördük. Ayrıca CHP savaşa hayir derken kürt siyasetinin de savaşa hayir demesi CHP'nin herhalde en büyük korkusudur. Ancak "PKK yandasligi" savaşa hayir derken mi olacak? Kim karşı bu savaşa kim yandaş?

Partili
4 Eylül 2013 10:24

BM'den savaş kararı çıkma ihtimali sıfır. CHP bu nedenle BM diyor. BM demek savaşa hayır demek zaten.

Erdem AKEL
4 Eylül 2013 10:22

DEGERLİ DOSTLAR
Ulke tasarrufu dusuk olan,odemeler dengesi acik veren gelismekte olan ulkelerin finans piyasasinda Uluslararasi Mali Sermaye serbestce doasiyorsa bu ulkelerin yansittigi siyaset Neo-Liberallerin etnik milliyetcilerin tarikatlarin ve cemaatlerin ittifakina dayanir
Boyle bir ulkedeki siyasi saflasma "Milliciler ve Gayri Milliciler"olarak konumlanir.Bu saflasmanin olusturdugu konumlanmaya Turk Ulusu yabanci degil,Kurtulus Savasini bu saflasmainin gucu ile kazandi........
Turkiyede,tum Ortadogu ve Kuzey Afrikada emperyalist operasyonlara karsi direnis bu saflasma cercevesinde kendini surdurmektedir
Bunun en acik ornegini bu gun Misir da ve Suriyede gormekteyiz
Turkiyede bu yonde bir saflasma oldugu acik secik ortada

hizbullah
2 Eylül 2013 23:42

Geçen yarkadaş Hizbullah'ı savunuyordu konjonktür aşkına. Güldüm tabi ne yapacağım?

ŞABAN
2 Eylül 2013 16:13

Mustafa Akar (2 Eylül 2013 13:07) arkadaş Barış Beye sesleniyor: "Bu sefer ölçüyü fazla kaçırdınız galiba. CHP BM derken, oradan Suriye'ye savaş kararı çıkmayacağına ve vetolara güvenemez mi?"

Güvenemez, tabii. Rusya emperyalist ve amacı Ortadoğuda çıkarlarını korumak ve çıkarlarının Türkiye'nin çıkarlarıyla ne kadar örtüştüğü tartışmalı. (Bu, Rusya ile işbirliği yapılamayacağı anlamına gelmez.) Geriye bir Çin kalıyor; ve Çin tek başına kaldığı durumlarda, en azından bugüne kadar, kararlı bir tutum sergileyemedi... Türkiye, ulusal çıkarlarını BM'ye sırtını yaslayarak, Rusya ve Çin'e güvenerek savunamaz. Tam bağımsız dışpolitika Türkiye için olmazsa olmaz. (Bu da, herhangi bir ittifak içinde yer alamayacağı anlamına gelmez.)

Tüm Yorumlar (49)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI