Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

2 Eylül 2013

Sabır ve Acı

Kişi başına düşen yeşil alan miktarı dünya ortalamasının çok altında olan İstanbul’un (sağlıklı bir ortam için gereken 9 metrekare iken, bizde sadece 1.97 metrekare) elde kalan son yeşil alanları, akciğerleri de, 3. köprüye, 3. havaalanına, “kentsel dönüşüm” adı verilen ve yandaş zengin yaratma amaçlı olan talana kurban ediliyor.

Ekonomik büyümeyi, toplumsal kalkınmayı üretime, sanayiye, ihracata, verimliliğe, ileri teknolojiye, vergi adaleti sağlamaya, refahı tabana yaymaya, dışsallık yaratmaya değil de, inşaata indirgeyen bir zihniyetten sahillerden, yeşil alanlarda, milli parklardan sonra meraları da imara açıyor. Siyasal gösteri amaçlı iftar sofralarında Yunus Emre’den örnekler verip, “bir lokma bir hırka” diyenler, yedi sülaleleriyle birlikte zenginleşiyor, dünyanın en zengin politikacıları listesinin tepesine çıkıyorlar.

Ancak bilimsel gerçekler bu siyaset esnafı denen sahtekârların, yalancıların suratlarına bir şamar gibi iniyor.

OECD Kaliteli Yaşam Endeksi’ne göre; konut, gelir, iş olanakları, toplum, eğitim, çevre, şeffaflık, sağlık, hayat memnuniyeti, güvenlik, iş- özel hayat dengesi kıstaslarında Türkiye sınıfta kalıyor. Brezilya, Şili ve Meksika’nın ardından sonuncu oluyor. İşsizlik alıp başını gidiyor. Araştırmalar, erkeklerin yüzde 69’unun, kadınların ise yüzde 28’inin işi olduğunu ortaya koyuyor.

Muktedir ise “Ben her şeyi bilirim. Herşey benden sorulur. Belediye meclis üyesinden dışişleri bakanına, genel müdürden daire başkanına herkesi ben tayin ederim. Yargıya gerekeni söylerim. Şu davanın savcısıyım. Bu takım şampiyonluk kupasını şu stadyumda alsın. Ben gelince ayağa kalkmayan komutanı hapse atarım. Benim dediklerimi yalanlayan imamı sürgün ederim. Beni eleştiren köşe yazarını işten attırırım. Yalakalıkta sınır tanımayan jöleliyi ise danışman yaparım. Bana saygı duy. Sesime kulak ver. Gözlerim keskindir, havadan bakar köprü yeri işaretlettiririm.

Tekneden sahilleri denetlerim. Uzmanlık alanı ve bilim tanımam. 3-5 çapulcuya meydanı bırakmam. Meydan okuyanlara meydanı dar ederim. Arkamda kat edilmiş bunca yol, emrimde ağzıma bakan bunca kul, önümde başkanlık hayallerim var. Bana oy veren yüzde 50 milli iradedir. Bana oy vermeyen yüzde 50 ise darbeci, cuntacı, Ergenekoncu, seçkinci, monşerdir” diye konuşuyor. Kendince “ileri demokrasiyi” böyle tanımlıyor. Bağırmayı milli spor sanıyor.

Yapılan her yanlışı “süper, şahane, muhteşem, harika” diye alkışlayan yağdanlıklarına inanıyor. “Benim yüzde ellim, senin yüzde ellini döver” demeyi, gençlikle inatlaşmayı, ülkenin tarihine, kurucularına sövmeyi, değerlerini itibarsızlaştırmayı devlet yönetimi sanıyor.

Zalim zalimleşir, mazlumun mazlumlaşırken, her 13 günde bir, bir polis intihar ediyor. Yalan, iftira, hakaret, dedikodu, gıybet yaygınlaşıyor. Görünürde muhafazakârlaşan toplum, özde çürüyor, çöküyor, çözülüyor. Ailevi, ahlaki, manevi, vicdani, insani değerlerdeki aşınmayı yandaş kanallardaki eğlence programlarının düzeyi, yarışma programlarına katılanların cehaleti, çöpçatanlık programlarına katılanların bayağılığı özetliyor.

Kamu ihaleleriyle beslenen, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyerek zenginleşen yandaşlara karşılık, yurttaşlar yoksullaşıyor. Sinir uçlarını kaşıyan, kanırtan, kanatan eylemlere karşı umursamaz davranan kalabalıkların, yaşadığı zilletten utanmayan milyonların uyanması, hakkını araması, hesap sorması, itiraz etmesi toplum mühendisliğiyle, algı yönetimiyle, medyanın satılmışlığıyla sürekli geciktiriliyor.

Ve bizi kavuran bu süreci Halil Cibran şu sözlerle açıklıyor:

“Büyük insanın iki kalbi olur. Biri kanar durur, öteki dayanır. Sabırla ve acıyla”.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI