Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

4 Eylül 2013

Gezi’nin yan etkisi!

Türkiye kavramları, neredeyse unutacak!
Daha doğrusu kavramları yerinde kullanmayı unutacak…
Belki de gerçeği tersine çevirmenin bir yoludur bu kim bilir!
Galiba öyle…

Çünkü yaşananlarla, ‘yaşananları yaşatanların’ tanımları o kadar farklı ki, bazı konularda ‘ yok artık bu kadar da olmaz” dedirtiyor insana…

Örneğin Gezi olaylarının yankısı da, etkisi de sürüyor…
Ölümü atlatanların kimi hala sağlık sorunlarıyla boğuşuyor, kimi görme engelli olarak hayatına devam etmeyi öğrenmeye çalışıyor, kimi yaşadığı dehşeti unutmaya çalışıyor…

Ama çoğunluk umutlu!

Bu bir gerçek; fakat bu noktada bir sorun var…
Öyle ki; Gezi protestolarına bizzat katılmayan herkesin, ‘katılanların polise kurşun sıktığını’ düşünmesi bile neredeyse ihtimal dahiline girecek!
Çünkü en yetkili ve sorumlu ağızlar habire bunu söylüyor…
Tıpkı camide içildiğinde ısrar ettikleri gibi…
En vahimi de bu konuşmaların, demokrasi, reform, özgürlük kavramlarının şemsiyesi altında toplanması…
Örneğin devletin, bireyin hizmetkarı olması gerektiğine kim itiraz edebilir?

Ya da basın özgürlüğünün demokrasilerde gerekliliği konusunda…

Ama aynı konunun açılımı şu sözlerle ifade edilmesi, hafıza için doktora gitmeyi bile gerektirebilir:

“Bundan 11 yıl önce gazetelerde her haberi yapmak, her manşeti atabilmek, her konuda yazabilmek, kalem oynatabilmek mümkün değildi. Belli çevrelerden, özellikle devlete sirayet etmiş çetelerden korkuluyor, özgürlükler kullanılamıyordu. Hükümetimiz, medya üzerindeki ifade özgürlüğü üzerindeki tüm bu korkuları ortadan kaldırmıştır”
Şaşırtıcı değil mi?

En az tutuklu gazeteciler konusunda dünyanın yanlış bilgilendirildiğine dair sözler kadar şaşırtıcı!
Bundan daha şaşırtıcısı da var:

“ Gösteri yapmanın, basın açıklaması yapmanın neredeyse imkansız olduğu, çok sert karşılıklar bulduğu bir Türkiye'den, bugün, altını çizerek söylüyorum, şiddete başvurmadığı sürece vatandaşların haklarını kullanmaları bu ülkede mümkündür”

Nasıl yani?

Son yılların ‘en sıcak günleri’ yaşanalı kaç gün oldu ki…
Kaldı ki yaşanmış bitmiş değil!
Sürüyor hem de her şeye rağmen!

Darplara, yol kesmelere, nefret söylemlerine rağmen sürüyor ve sürecek görünüyor.

Belki de şöyle değerlendirmeler yüzünden sürüyordur:
"Bizim polisimiz dayak yemiştir, son ana kadar tahammül etmiştir. Biber gazı AB mevzuatında zaten var. Su, kullanılabilir. Ama gerçek mermi kullanılamaz. Ama gerçek mermiyi gösteriyi yapan polise karşı kullanıyorsa buna ne demeli? Bunlar karşısında polis ne yapacak? Bu sorularında cevabını bulmamız lazım. Ve gerçek mermiyle yaralanan hatta ölen polislerimizde olmuştur. Ama bunlar görülmeden, bilinmeden ülkemiz hakkında bu tür kampanyalar sürdürülmüştür”

Ne ilginç değil mi?

Polis şiddetine maruz kalanların, ‘polise şiddet’le suçlanmaları…
Bunda ısrarlı olunması…
En önemlisi de bütün bunların demokrasi ve özgürlükle özdeş kılınması…
Böyle bir yaman çelişki(!) nasıl açıklanır bilinmez ama anlaşılan Gezi’nin yan etkileri olmuş!
Olmuş da vitaminler kana karıştı bir kere…
Ne yapsanız çıkmaz!
















Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Abide-i Orhun
5 Eylül 2013 19:12

Sn. Aysin; Sn. Acaroğlu'nun yorumlarını beğenmeyebiliriz, eleştirebiliriz, ancak, seviyenin bu kadar düşürülmesi doğru değil... Gezi olayları başta bize de hoş geliyordu, ama, bu olaylarda zarara uğrayan can ve malların hesabını kimsenin veremeyeceği duruma gelinmesini kabullenmek mümkün değil. Üstelik, millet'le ilgili tespitleriniz çok anormal, birileri de kalkar sizin için daha aşağılık ifadeler kullanabilir, karşılıklı eleştrileri lütfen tadında bırakalım... Sahi, merak ediyorum, halkçı, özgürlükçü, demokrasi yanlısı olması gereken CHP'nin üst yönetim kadrosunun, Mısır'a giderek, darbe sonrası yönetime gelenleri ziyaret edeceği doğru mu? Yoksa, bizden olmayan / bizim gibi düşünmeyenlerin canı çıksın mı?

aysin
5 Eylül 2013 10:55

Sadrettin bey siz hangi dünyada yaşıyorsunuz? CHP neden Mısıra, Irak a gitmesin Tayyibten izin mi verecek. O güvenilmez Amerikanın kucağına oturak akp değil mi? Çok değil Mayıs başında tayyip bey Obamayla yağmur altında romatik romantik ıslanmamaışmıydı?
Şimdide Israil ve Amerikayla bir olup Suriyeyi bölüşme planı yapmıyor mu?
millet dediğini o kuru, makarnacı ve beleş kömürcü tayfasının geziden korkması normal.
Siz kör gözünüz, sağır kulaklarınız ve düşünmeyen beyninizle ülkeyi Akp nin yönettiğini sanmaya devam edin.

sadrettin acaroğlu
4 Eylül 2013 21:08

Siz bu Gezi meselesini çok abartdınız niye dış mihrakların AK Parti ye kamplosu olduğnu yazmıyonuz??Daha hala bu kamplo devam ediyo CHP Irak a gitdi,Mısır a gidicek,Amerika ya gidicek,Sarıgül len filan alernatif yaratılamaya çalışılıyo bunu niye yazmıyonuz??Ben size deyeyim Amerika nın ipiylen kuyuya inilmes anca millete güveniceğniz.Bu millet Tayyip beyi vede AK Parti yi tahakdir etdiği mühletce napsanız boş

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI