Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

26 Mart 2017

 

9 Eylül 2013

Zulmün Ortası, Sonu, Sınırı…

En canlı anılarım öğrencilik yıllarıma ait olanlardır. Bir yanım hep oralarda, o yıllarda asılı kalmış gibidir. Hayatı öğrenmeler, öğretmenler ve öğretiler üzerine kuran biri olarak, geriye dönüp baktığımda beynimin derin kıvrımlarında capcanlı bir örnek durur hep…

Bir zamanlar avukat olan amcamın ve dayımın etkisinde kalarak hukuk eğitimi almaya heves etmiştim. Evimizde sık sık onların davaları, dosyaları, müvekkilleri, savunma hazırlıkları konuşulduğundan hukuk okumaya özenmiştim. Onlar olmayınca dosyalarını kucağıma alır, sandalyelerden mahkeme salonu düzenler, cüppeyi giyip savunma yapardım kendimce. Çocuk aklı işte! Edip Cansever hayranlığım biraz da bundandır. Ne diyor şair; “Gökyüzü gibi çocukluk ta hiçbir yere gitmiyor”…

Geçmişteki bu anıları, günümüzde olup biteni daha iyi anlamak ve anlatmak için derledim. Yıllardır gökyüzüne hasret bıraktıklarımızın mahkeme sonuçları geçenlerde açıklanınca, hukuk eğitimi almayı düşlediğim o yıllara gittim ve şöyle düşündüm.

23 farklı dosyanın birleştirildiği, birbirini hiç tanımayanların aynı örgütte çalıştığı(!), on binlerce sayfalık iddianamenin, yüz milyon sayfalık mütalaanın yazıldığı, ayrı davaların aynı torbaya doldurulduğu bir adalet anlayışı…

Askerinden gazetecisine, yazarından akademisyenine, sendikacısından öğrencisine dek herkesin ortak paydasının aynı noktada buluştuğu bir dava…

Cezaların baştan kesildiği, 54’ü gizli 151 tanığın dinlendiği, 600 duruşmanın yapıldığı, 65’i tutuklu 278 sanığın aynı davadan yargılandığı, savunma hakkının 15 dakikayla sınırlandığı, 22 davanın tek başlık altında birleştirildiği bir mahkeme…

Aslında olan biteni başbakanın başdanışmanı Yalçın Akdoğan, “Bu dava Cumhuriyet tarihinin en büyük hesaplaşmasının adıdır” sözüyle açıklamadı mı zaten? “Benden değilsin”, “Darbe yapacaktın”, “Bize yıllarca çektirdiniz, sıra sizde” diyen bir yönetim anlayışını ortaya koymuyor mu bu sözler?

Bilen bilir. Hukuk fakültelerinde 1. sınıf öğrencilerine öncelikle şu kural ezberletilir: “Savunma hakkı kutsaldır”. O kural bugünlerde geçerli değil. Geçerli olacak bir başka şey var. Hukuk fakültelerinde okuyanlara; medeni hukuk, ceza hukuku, devletler hukuku, anayasa hukuku gibi temel konuların yanı sıra bundan böyle Ergenekon ve Silivri hukuku adını taşıyan dersler de okutulsun! Hukuk eğitimi alanların yıllar sonra da olsa, meydan muharebesi gibi, Kanije müdafaası gibi, Çin Seddi gibi önlemlerin alındığı Silivri’de yürümeye çalışan, gaz yiyen, TOMA’lara hedef olan, emniyet helikopterleri tarafından izlenen yüz binlerin görüntülerini öğrenmeye, bilmeye hakkı yok mu? Her ne kadar ana akım medyamızda kibrit kutusu kadar ve sayfa altlarında haber oldularsa da…

Unutulmasın ki haksız baskılar haklı sesleri susturamaz. Firdevsi yıllar öncesinden şöyle seslenir:

“Nihayet zulmün de, bir ortası, bir sonu, bir sınırı ve bir sebebi olur”.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI