Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

9 Eylül 2013

Yeşil aşkına!

Psikolojide en önemli rahatsızlıklardan biri saplantıdır…

Bireylerin hayatlarını zindan ederken, hem yakınları hem de saplantılı oldukları kişiler zarar görür…

Hedef sadece kişiler de değildir…
Her alanda görülen bu rahatsızlığın en kötüsü ise siyasal saplantılardır…

Bir kişiye, bir kuruma, bir konuya yönelik olabilir ama gücü elinde bulunduranın gördüğü zarar, toplumlara verdiği zarar karşısında neredeyse hiçbir şeydir!

Siyasal saplantıların en önemli örneklerini şu günlerde yaşıyor bu ülke…
ODTÜ ve Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) ile…
Öyle ki, bunların nasıl kurumlar oldukları, bugüne kadar bir kente neler kattıkları, kent halkı hatta ülke için ne anlam taşıdıkları gibi konular hiç önemli değil…

Hele hele ‘yeşil’ konusu?
Esamesi bile okunmuyor!
Birinin kalbi sökülüyor, diğerinin ciğerinden yol geçiriliyor!

Üstelik, bu kentte yaşayanlar da, o ‘dev’ okulda okuyanlar da, o okulu yönetenlerde, AOÇ’da nefes alarak, mutlu olanlar da, onay vermiyor…
İstemiyorlar ve gerekçeleri çok sağlam!
Ne ağaç kesilsin istiyorlar, ne de yol geçsin…
Gerçi kimse sormuyor da; bari saldırmayın…
Öyle saldırıyorlar ki; insanları bire bir hedef alıp plastik mermilerle vuruyorlar…
İçlerinden de tekrarlıyorlardır herhalde;
“Yeşil aşkına”

İyi de, siyaset, belediyecilik bu kadar ‘ağababa’ tavrını nereye kadar kaldırabilir ki?
Hadi kaldırdı diyelim, çocuklar ne olacak?
Nasıl nefes alacaklar?
Hem binlerce ‘ağaç mezarını’ üzerinde kim oturmak ister ki?
Ya da kim yolculuk etmek ister?

Demek ki; gücü eline geçirmiş siyasi temsilcilerle, okulları ve şehirleri için direnenlerin arasındaki zihniyet farkı, dağ ve deniz gibi!
Korkutucu olan da bu zaten…
Hem insan için bir göreve talip olup, hem insanın nefes almasını engellemekte bir sakınca görmemeyi ‘normalleştirebilmek’ normal bir davranış biçimi değil çünkü…
Ya da “ sadece bazıları nefes alsın” demek…
Hele hele bu zihniyeti, kalkınma ve modernleşme ile açıklamaya kalkmak!

Hangi saray, hangi AVM, hangi residance, hangi köprü insan hayatından daha fazla değerli olabilir ki?
Ne insan hayatından değerlidir, ne de hatıralardan!

AOÇ vahası(!) aslında bir diriliş vahası!
İnsanı gözeten bir amaç için kurulmuş, mucizevi bir şekilde neredeyse bir kenti beslemiş, ‘bozkırda yaşamayı bile’ unutturabilmiş, yıllarca neredeyse tek başına bir kenti diri tutmuş ve kentin simgesi olmayı sonuna kadar hak etmiş bir vaha…
Ama aynı zamanda bir ülkenin tarihi…
Hatıralarla dolu çünkü!
Bu vahanın kalbi yok artık!

Ama bu vaha, aynı zamanda bir kentin vahası…
Siz onun kalbini söktüğünüzde, kentin kalbini de söküyorsunuz bu kadar basit!
Aynı durum ODTÜ için geçerli…
Hem ciğerinden yol geçiriyorsunuz, hem de içindekileri daha fazla öldürmek(!) için namuslarıyla oynuyorsunuz…

Bu kadarına hiçbir kalp dayanmaz…
Hele bir ülkenin kalbi!








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI