Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

9 Eylül 2013

9 Eylül ve Vazife Namusu

BARIŞ DOSTER

“Sonra.
Sonra, 9 Eylülde İzmir'e girdik
ve Kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,
Güneyden Kuzeye,
Doğudan Batıya,
Türk halkıyla beraber
seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i”...

Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı

Kendisini eş başkanın fedaisi olarak konumlandıran Erkânı Harbiye Umum Reisi, Suriye’ye yönelik bir saldırıya hazır olduklarını açıklamış, yakışır. Silah arkadaşlarını satıp, koşar adım koltuğa oturan bir NATO generalinden beklenen bir davranıştır. Ama komutan davranışı değildir. Askerlik töresine sığmaz. Gazi Mustafa Kemal’i hiç bilmediği, anlamadığı aşikâr olan bu zat-ı muhterem, “Milletin, memleketin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, harp bir cinayettir” diyen ebedi başkomutan Atatürk’ü biraz tanımış olsaydı, böyle konuşmazdı.

Tarihten bir örnek verelim.

Büyük Taarruz öncesinde Meclis’teki muhaliflerin, orduda düzenin bozulduğu, askerin kıpırdayacak halde olmadığı yönündeki propagandalarını bile Gazi, başarıyla kullanır düşmana karşı. Bu propagandanın, saldırı planının düşmandan gizlenmesinde yardımcı olduğunu söylemiştir yakın çevresine. Dahası var. Saldırı öncesinde Fethi (Okyar) Bey Londra’ya gönderilmiştir, hem diplomatik yollar bir kez daha denensin hem de zaman kazanılsın diye. Ancak İngiliz başbakanı Lloyd George, ona randevu vermemiştir. Mustafa Kemal Paşa, Batılı büyük devletlerin araya girmesini önlemek için, büyük askeri başarıları bile önemsiz muharebeler olarak göstermeyi tercih etmiştir. 26 Ağustos – 9 Eylül arasındaki dönemi de, 4 Ekim 1922’de TBMM’de ayrıntılarıyla anlatmıştır.

Taarruz planı, yıldırım bir baskın yaparak düşman ordusunu olduğu yerde ezmek üzerine kurulmuştur, onu kaçırmak üzerine değil. Kocatepe öylesine yakındır ki, Atatürk’ün deyimiyle, harekâtı gözlemek ve yönetmek için dürbüne gerek yoktur.

Gelelim sözün özüne…

Büyük Taarruz’da sol kanat biraz aksamıştır. Ve tepeyi alacağı sözünü vermesine karşın, yarım saat geciken, yani sözünü zamanında yerine getiremeyen 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey intihar etmiştir. O yaşamına son verdiği sırada askerleri, Çiğiltepe’yi ele geçirmişlerdir. Çiğiltepe onun soyadı olacaktır.

Ve Albay Reşat, vazife namusunun, askerlik şerefinin en yiğit, seçkin timsali olarak tarihe geçmiştir.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

mustafa karahan
10 Eylül 2013 12:11

Cem evi-camii projesi aleviliği yok etmek için kurgulamış bir oyundur.Buy oyundan bir alevi dedesininde (vakıf bşk) yer alması ne kadar hazin. Aleviliğin özü secgidir, hoşgörüdür,yalandan arınmaktır

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI