Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

11 Eylül 2013

Cami - Cemevi

Öncelikle beni fazla tanımayan okuyucular için Alevi olduğumu belirterek başlamak isterim.

Ne ilginç değil mi? Bir duyduk ki Cami-Cemevi projesi varmış, bir duyduk ki temeli atılmış… Kaşla göz arası… İster istemez soruyor insan: Madem bu kadar kolaydı cemevi yapmak, bakan iştiraki ile temelini atmak, niye Aleviler’i oyalıyorsunuz? Ha pardon! Aleviler yalnızca cemevi istiyorlar, unutmuşum(!)

Bu projede işin “derinliğini” anlayan herkes, bulunduğu safa göre tavır aldı. Kimileri çok sevdi bu işi, çünkü “derinini” anladılar, kimileri ise çok kızdı, çünkü onlar da “derinini” anladılar. Nasıl anladılar? Fethullah Gülen’in ve cemaatinin icraatlarına bakarak. (Sözlerine demiyorum dikkat ederseniz.) Bu derinlikler çok ilginç detaylar da ortaya çıkardı. Say say bitmez: İzzettin Doğan sanki bütün Aleviler’in inanç temsilcisi, Gülen Cemaati de sanki bütün Alevi olmayan Müslümanlar’ın temsilcisiymiş gibi kendileri çalıp kendileri “oynadılar”. Ne yeteri kadar tartışıldı, ne de projenin hayata geçeceği Mamak halkının fikri soruldu. Oysa bunca detayın kotarılabilmesi için aylarca karşılıklı görüşmeler yapılmış olmalı. Yer belirlenecek, proje çizilecek, inşaat işi ihale edilecek filan… Üstelik bu görüşmelerin bir tarafı da devlet! Proje neden son bir haftada kamuoyuna açıklandı? Demek ki taraflar kimsenin ne düşündüğünü, ne hissettiğini umursamıyorlar. Hem öyle oyalanacak, kaybedecek zamanları da yoktur! Aleviler’e diyorlar ki “biz sizden daha iyi biliyoruz bazı şeyleri. Düşündük taşındık, böyle olmasına karar verdik. Siz de bunu onaylayacaksınız! Biz yaptık oldu!” Sözde Aleviler’den derlenmiş, sözde Alevi kurumlarına da “oh ne iyi oldu da böyle bir proje hayata geçiyor” dedirtip akıllarınca “aklama” yapıyorlar. Ne kadar vicdansız, ne kadar hoyrat, ne kadar saygısız, ne kadar aşağılayıcı bir dil ve üslup!

Bu “ekliktik” ibadethanenin “kardeşlik projesi” olarak lanse edilmesini de oldukça yadırgadım. Cemaat ortada bir “kardeşlik” sorunu görüyor demek ki. Bu, biz Aleviler’in dili ve üslubu değil, bizim böyle bir derdimiz de yoktur.

Başlangıç aşamasında bile pek çok etik zafiyetlerle, bir anlamda zorla hayata geçirilmiş ve daha şimdiden tartışma konusu bir “proje” ile karşı karşıyayız. Son tahlilde Alevi açılımı buymuş demek ki. Demek ki İzzettin Doğan’ın da vizyonu buymuş, bu kadarmış. Meseleyi “binadan” ibaret sanmış. Meselenin çözüm tarafı olarak cemaati görmüş.

Aleviler’in çok, ama çok büyük bir bölümü Gülen Cemaati’ne herhangi bir sempati beslemediği gibi, son derece şaibeli bir oluşum olarak görmekteler. Şeffaflıktan yoksun, örgütlenme yapısı belirsiz, ticaret-siyaset-ibadet üçlemesinin sınırlarını bir hayli belirsizleştirmiş, gelir-gider hesabı vermeyen bu yapıya, özellikle son yıllarda haklarında yazılıp çizilen onca şeyden sonra sempati duymaları da zor elbette. Hal buyken, içlerinden birinin çıkıp böyle bir işbirliğine -hem de kendileri adına- kalkışmasına en hafif deyimi ile “kızdılar”. Bu kızgınlık çok boyutlu: Cemaat’in kendilerine en hassas yerlerinden “bulaşması” hoşlarına gitmedi, kızdılar. Cemevi camiye “iliştirilince” bakan gönderip açılışa destek verdikleri için devlete kızdılar. Ve elbette İzzettin Doğan’a kızdılar bu projeye taraf olduğu için. Bu noktada bir duyumumu paylaşmak isterim. Cem Vakfı yönetiminden kimileri ve vakıf bünyesindeki pek çok Dede de bu projeye sıcak bakmamış. Görünen o ki İzzettin Doğan bu işte azınlık, ama güç merkezi olarak saf tutmuş.

İzzettin Doğan’ın Aleviler arasındaki yeri son yıllarda iyileşme gösteriyordu. Şimdiler de onarılamaz şekilde sarsılmış durumda.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

hayri yaman
20 Eylül 2013 12:09

Zeki Çetin, önce erdemli bir insan olmasını başaracağız, yazar bozuntusu ne demek, yakışıyormu size, her can kendi adına konuşma hakkına sahiptir, Cami ve Cem Evi aynı mekanda bulunabilir, bizim itirazımız buna değil ki, Ali Tatar canımızı katleden yasa dışı cumhuriyet ve laiklik düşmanı bir güruh ile işbirliği yaparak, yol düşkünü olmanızadır tepkimiz.
Dün Tansu Çiller den para aldınız Canları pazarlamaya çalıştınız, şimdi ise ABD'nin TEYİP'i ve FETO'suna pazarlamaya çalışıyorsunuz.

SAMET
20 Eylül 2013 11:57

YASAK MEYVE TATLI GELİRMİŞ..
Kusura bakmayın dostlarım yani ALEVİ kardeşlerim. Ben Ankaradaki CEMEVLERİNE gidiyorum bir SÜNNİ olarak. Ben ne kadar CAMİ'ye gidiyorsam ALEVİ'lerde O kadar CEMEVİNE gidiyor.
CEMEVLERİ şimdilik ALEVİ kardeşlerimiz mücadele alanı, yarın serbest olsa CEMEVLERİ sadece Muharrem Ayında ve Cenazenin dışında sadece Yaşlıların gideceği mekan olur.
Bence İRTİCA'nın çeşidi olmaz.

Çalıkuşu
20 Eylül 2013 11:56

İzzetullah (İzzetin Doğan) gibi, AKP'ye akil adam olacak kırk kişi bulmak zordur elbet.

zeki çetin
20 Eylül 2013 11:42

sen kimsin ki cami cemevi konusunda yazı yazıyorsun... bende aleviyim sen kimi temsil ediyorsunki... senin gibi kırk tane yazar bozuntusu toplansa bir tane izzettin doğan edermi.... işine bak hanım işine.....

Talip
20 Eylül 2013 11:39

yarın cemevleri statü kazandığında da biz tepki gösterdik hükümet ondan tırstı demokratikleşme paketine bu maddeyi koydu dersiniz.Hükümetin böyle bir projeye karşı çıkmaması bile bundan sonraki adımların önünü açıyor.Günlük siyaset yapan kısır düşünür.Bir beş yıl sonra bu proje için ne diyeceksiniz onu merak ediyorum.Hem sorun sadece bina sorunu değil cemevlerinin ibadethane olarak faaliyet göstermesi içinde bir basamak.....

Tüm Yorumlar (14)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI