Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

13 Eylül 2013

CHP'nin 'onarım' seferi

CHP’NİN DIŞ POLİTİKADAKİ ONARIM SEFERBERLİĞİ

MUZAFFER AYHAN KARA


Başbakan Erdoğan bugün esti gürledi yine… CHP’nin Mısır’a hangi sıfat ve yetkiyle gittiğini sorgulamaya kalktı…

Hakikaten de Gezi’nin ilk günlerinde Türk Psikologlar Derneği’nin yayınladığı bildiri boşuna değilmiş… Başbakan insicamını kaybediyor bazen. CHP’nin son Irak ve Mısır ziyaretleri de Başbakan Erdoğan’ın insicamını tıpkı Gezi gibi darmadağın etmişe benziyor.

CHP, MİLLETTEN YETKİ ALAN ANA MUHALEFET PARTİSİ

Başbakan, bilmiyor mu CHP’nin bu ülkenin kurucu partisi ve şu anda da “ana muhalefet” partisi olarak parlamentoda iktidarı denetleyecek başlıca siyasal figür olduğunu… Ana muhalefet liderinin devlet protokolünde nerede olduğunu… Ayrıca, Erdoğan’a sormanın tam da sırasıdır; siz henüz milletvekili bile değilken ABD’ye ne için ve hangi sorumlulukla gitmiştiniz?.. İçeriği neydi oradaki görüşmelerin? Yoksa, eş başkanlık testine mi tabi tutulmuştunuz? Bunları bir açıklasanız da kamuoyu öğrense… Kim ‘kukla’, kim değil ortaya çıksa…

İFLAS EDEN ‘SIFIR SORUN’ POLİTİKASI

AKP, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ikilisinin oluşturduğu ‘komşularla sıfır sorun’ parolasıyla başladığı dış politika sürecinde iflas bayrağını çoktan çekti. Zaten, bu yüzden içine düştüğü derin yalnızlığa kılıf arıyor. Bu doğrultuda Başbakanın danışmanı İbrahim Kalın İngiltere’den ithal ‘değerli yalnızlık’ kavramına sığınmaya çalışırken, Davutoğlu da “Biz komşularla değil de halklarla sıfır sorun demek istemiştik” diye manevra yapmaya yeltendi. Ne var ki, amiyane tabirle söyleyeceğim; “Hiç kusura bakmayın, yemezler…”

AKP’nin dış politikası artık kendi içinden de eleştiri alıyor. Ana muhalefetteki CHP’nin iki deneyimli diplomasi ustası Loğoğlu ve Korutürk’le yürüttüğü aktif ve çok yönlü dış politika iktidar cenahında da dikkatle izleniyor ve yankı buluyor. AKP’nin ilk dışişleri bakanı emekli büyükelçi Yaşar Yakış, öteden beri ve yüksek sesle partisinin özellikle Suriye ve Mısır politikasını net olarak eleştiriyor. Eleştirenler arasında yine AKP’nin programını yazan ekibin başkanı ve önde gelen üyesi olup aynı zamanda başbakan yardımcılığı yapan iki önemli isim, Abdüllatif Şener ve Ertuğrul Yalçınbayır’ı anmak gerek.

Mevcut AKP Grubunda Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanında Kütahya Milletvekili ve uluslararası ilişkiler alanında akademisyen olan Prof. İdris Bal da AKP’nin dış politikasına itiraz eden isimler arasında… AKP Grubunda partinin dış politikasından sıkıntılı çok milletvekilinin olduğunu, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinden önce AKP’nin dış politikasına yön veren Gül, Yakış ve Babacan’ı mumla aradıklarını ama ses çıkaramadıklarını da biliyoruz…

AKP BOZUYOR, CHP ONARIYOR

Başbakanın insicamı bozuluyor CHP’nin dış gezileri yüzünden ama, bir yandan da ana muhalefetteki bir partinin Türkiye’nin iktidar partisi tarafından içine düşürüldüğü yalnızlığı nasıl da onarmaya çalıştığına şaşırıyor!..

CHP, bir süre önce Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki geniş bir heyetle Irak merkezi hükümetinin davetiyle dört günlük kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Şimdi görülüyor ki, bu ziyaret AKP hükümetiyle Irak merkezi hükümeti arasındaki diyalog kopukluğunun giderilmesine katkıda bulundu. CHP heyeti Mısır’dayken, Irak Ulusal Meclis Başkanı Nuceyfi Türkiye’deydi. Başbakan Maliki’den Erdoğan’a bir de “ilişkilerin normalleşmesine vurgu yapan” mektup getiren Nuceyfi en üst düzeyde ağırlandı. TBMM Başkanı Çiçek, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile görüştü. CHP ne diyordu mealen; “AKP hükümeti sadece Irak’ın kuzeyindeki Barzani yönetimiyle değil, merkezi Irak hükümetiyle de diyalog kurmalıdır…”

CHP’nin son Mısır ziyareti öncesinde ise AKP hükümeti ‘istişarelerde bulunmak üzere’ Ankara’ya çağırdığı büyükelçimizi apar topar Kahire’ye gönderdi. CHP ne diyordu; “Özellikle krizli ilişkilerin olduğu ülkede bir büyükelçi bulundurulmalıdır…”

Kısaca, AKP Türkiye’nin itibarını ayaklar altına alıp yalnızlaştırırken CHP adeta “onarım seferberliği” gerçekleştiriyor dış politikadaki tutumuyla. CHP, komşu ve periferi ülkeleriyle olsun, diğer ülkelerle olsun ilişkilerini çok yönlü sürdürüyor. Her kesimle diyalog kuruyor. Türkiye’yi bir gruba mahkum etmemek için özenle çeşitlendiriyor ilişkilerini. Üstelik, CHP dış gezilerinden sonra iktidarı da, Cumhurbaşkanını da bilgilendiriyor, AKP gibi yapmıyor. Irak ziyareti sonrasında Dışişleri’ne bir rapor verildi, aynı zamanda Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ve İstanbul Milletvekili Osman Korutürk’ten oluşan CHP Heyeti Cumhurbaşkanı Gül’ü de Tarabya Huber Köşkü’nde şifahi olarak bilgilendirdiler. Keza bugün Mısır’dan dönen CHP heyetinin bu ülkedeki ziyaretle ilgili olarak da bir rapor hazırlayıp Dışişleri’ne vereceğini söyleyebilirim. Ki, gerek olursa yine Cumhurbaşkanına da bilgi vereceklerdir.

AKP, 12 EYLÜL VE 28 ŞUBAT ÜRÜNÜDÜR


Bu arada, Başbakanın ve hık deyicisi medyanın Mısır ziyaretini ‘diktatör Sisi’yi ziyarete indirgeme’ gayretleri ne kadar da beyhude… Kamuoyu biliyor ki, CHP, hükümetin iki bakanı yanında birçok siyasal partiyle, El Ezher şeyhi ile de görüşmeler yaptı. Hakikaten Erdoğan’dan da öte Türkiye’ye karşı Mısır’da oluşan tepkileri törpüledi. Tutuklu TRT muhabiri ve başka iki yurttaşımızın durumunu gündeme getirdi. Mısır’da yatırımı olan şirketlerin işlerini ve Ro-Ro taşımacılığını ele aldı.

Rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki, CHP’nin Mısır’a dönük bu “onarım” adımı atılmasaydı Mısır-Türkiye ilişkileri belki 30-40 yıl sürecek bir bunalıma sahne olurdu. Nasır dönemindeki aymazlığı ve sonuçlarını bir hatırlamak yeter…

“Darbecilik” demişken Başbakan Erdoğan’a ve hık deyicilerine birkaç hatırlatmayla noktalayalım… AKP hükümeti döneminde Dünya’da altı yedi ülkede darbe oldu… Bir bakmak gerek AKP hükümetinin buralarda nasıl bir tavır aldığına… Sessiz mi kaldı?... Darbe olan iki ülkede büyükelçiliğimiz yokken büyükelçilik mi açtı? Bunlardan birisiyle diplomatik ilişkilerimizin kuruluşunun 50. Yılı şerefine ortak etkinlikler mi yaptı? Sonra, örneğin Sudan’ın hakkında uluslararası ceza mahkemesinde tutuklama kararı çıkarılan eli kanlı diktatörü Ömer el Beşir’i Ankara’da üst üste kırmızı halılarla mı karşıladı?

Efendim, bir şey mi dediniz?!.

XXX

Tabii, bu bahiste belki son söz şu olabilir: AKP 12 Eylül ve 28 Şubat ürünüdür. “Darbecilik” vb. söz konusu olduğunda askeri darbe tarafından kapatılan CHP’ye demogojiyle hücum ederek işin içinden çıkamaz, gerçekleri örtemez… 12 Eylül günlerinin memleket ortamıyla şimdiki zamanın memleket günlerinin benzerliği de bunu göstermiyor mu zaten?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Ahmet Altınok
14 Eylül 2013 16:36

MISIR "İHVAN'I" kapatmayı düşünürken CHP "KORUYOR."

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI