Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

17 Eylül 2013

Bu da gelir, bu da geçer...

Yeni bir eğitim yılı daha başladı. Tüm öğrencilere, öğretmenlere, velilere hayırlı olmasını dilerim. Her yıl eğitim sisteminde yapılan değişikliklere bu yıl da bir yenisi daha eklendi. Artık sistemi takip etmekte ve anlamakta zorlanan veliler şaşkın... Öğrenciler ise belirsizliğin getirdiği motivasyon düşüklüğüyle okullarına devam ediyorlar. İsterseniz son 5 senede yaşanan değişikliklere hızlıca bir göz atalım:

5 Sene evvel eğitim hayatına başlayan çocuklar, o günkü sisteme göre; 8 sene sonunda ilkokul mezunu olacak ve SBS sınavı ile liseye devam edecekti. Çocuklar okula başladıktan 3 sene sonra sistem değişti. 4+4+4 Kesintili eğitim bulmacasıyla birden kendilerini ilkokul mezunu buldular. Henüz 10 yaşındaki çocuklar artık ortaokul öğrencisiydi. Yıllardır SBS ve benzeri sınavların kalıplarına göre çalışan çocukların karşısına bu sene de yeni sınav sistemi çıktı. Şimdi öğretmenlerin verdiği notların önceliğinin yüksek olduğu bu yeni sistemi herkes anlamaya çalışıyor...

Benim de 5 sene evvel ilkokula başlamış bir oğlum olduğu için sistemdeki her türlü değişiklikten etkileniyoruz. Oğlum Efe Aslan yine de şanslı sayılır. En azından okula küçük yaşta başlamadı! Bir de henüz 6 yaşını bile doldurmadan okula başlayan yavrular var. Bazen arkadaşlarımın çocuklarını görüyorum da ne kadar ufaklar demekten kendimi alamıyorum. Geçmişte, yıl sonunda doğan çocuklar bile nispeten küçük sayılır, birçoğu bir sonraki sene okula başlatılırdı... Şimdi girin bakın bir ilkokulun 1. sınıfına... Kreşten farkı yok...

Gerçekten yazık... İktidarın aklında dolanan hesaplar yerini bulsun diye çocuklarımızın çektikleri pes dedirtiyor. 4+4+4’ün laik, çağdaş eğitim sistemine yapılmış bir darbe olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Büyük tantanayla açtıkları İmam Hatiplerin halktan gerekli ilgiyi görmediğini de... Aslında gerçekleştirmek istedikleri ideolojik karşı devrim toplumda bekledikleri etkiyi göstermedi. Göstermedi çünkü insanlar önce geçim derdinde... Çocukları mühendis, avukat, doktor olsun ve rahat iş bulsun istiyorlar... İktidar istediği kadar imam kadrolarını genişletsin, din kültürü öğretmen kadrolarını genişletsin işe yaramıyor. En azından muhafazakar yaşayan belli bir kesim için artık ideolojiden önce “geçim derdi” geliyor.

Aslında önceliklerdeki bu değişimin temelinde 8 yıllık zorunlu eğitim sisteminin de payı var. Nasıl mı?

Bakınız 8 yıllık zorunlu eğitim sistemi halkta çok ciddi bir aydınlanma yarattı. Daha evvel ilkokul 5’e kadar okutulan kız çocukları artık 8 sene okula gidiyordu. Bu 8 sene sonunda kız çocuğunun yaşı zaten 13-14 oluyordu ki neredeyse ergenlik çağına kadar okuma şansını yakalıyordu. Zaten bu yaşa kadar okumuş olan kız çocuğuna aileler muhafazakar da olsa liseye devam imkanı tanımaya çalışıyordu.

8 Yıllık zorunlu eğitimde erkek çocukları için de benzer bir avantaj vardı. Eskiden çoğu yoksul aile ilkokul 5’ten sonra çocuklarını çırak olarak verirken, ilkokulun bitmesi için 8 sene beklemek durumunda kalmışlardı. Böylelikle zaten belli bir yaşa gelen birçok çocuk liseye devam etme şansını yakalamıştı.

Bizim toplumumuzun kültürel yapısını bilirsiniz. Ailelerin karar mekanizmalarında mahalle baskısı önemli bir etkendir. Komşusunun, hısmının, akrabasının kızının/oğlunun 8 sene okuduğunu görenler, bu durumu örnek alıp kendi çocuklarını da okuturlar.

İşte aydınlanma böyle başlar ve yayılır; Eğitimle.

Bu yüzdendir ki 8 yıllık zorunlu eğitime ivedilikle dönülmelidir.

AKP iktidarı bu kadar önemli bir sistemi alaşağı ederek, ilkokulu 4 yılda sonlandırdı. Çocukları ailelerle karşı karşıya bıraktı. Kız çocukları için erken evliliğin, erkek çocukları için çıraklığın yolunu tekrar açtı.

4+4+4 Eğitim sisteminin toplumda karşılığı olmadığını; İmam Hatiplerin beklenen doluluk oranına ulaşamamasından ve yana yakıla getirdikleri kıyafet serbestisinin birçok okulda ”velilerin talebiyle” uygulanmamasından anlayabiliriz. Velilerin ortak kararlarıyla birçok okulda üniformaya devam edildiğini rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. (Bu konudaki araştırmaları sabırsızlıkla beklemekteyim.) Tabi burada olan çocuklarımıza oluyor... Zorlu bir döneme denk gelmenin talihsizliğini yaşıyorlar.

Sözün özü; başbakan ve iktidar yetkilileri bilmelidir ki bu dayatma sistem halk tarafından benimsenmedi. Ve artık ne başörtüsü, ne etnik köken, ne mezhep “eğer ki iktidar tahrik etmez ise” toplumu ayrıştırmıyor! Gezi eylemleri toplumsal empatiyi çok güçlendirdi. Bu durumda ise devlete sadece, halkın her kesiminin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak düşüyor. Aksi yönde kutuplaştırmak, ötekileştirmek, sınıflara ayırmak değil!

İçinden geçtiğimiz süreç karanlık ve bir o kadar da sıkıntılı bir süreç... Önemli olan sağduyumuzu, hoşgörümüzü ve umudumuzu yitirmemek... Bu da gelir bu da geçer... İz bırakır ama geçer... İnanın.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI