Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

18 Eylül 2013

Türban mağdurları

Öncelikle türbana “başörtüsü” gibi bir genel ad verilmesini doğru bulmadığımı belirtmek isterim. Başörtüsü dini gerekçelerle kapatılan her türlü örtüyü kapsamaz. Türban bunun ancak bir detayı olabilir. Bütün başörtülerini dini gerekçelendirmelerin içine çekmek işgüzarca bir hesaptır bana göre.

Bir kadının saçını dini gerekçelerle saklamak için örtündüğü başörtüsüne türban denir ve denmelidir. Ben kış aylarında Ruslar’ın kullandığı o güzel yünlü başörtülerini takarım ve eşarp şeklinde bağlarım. Bu benim başörtümdür ve hiçbir şekilde dini gerekçesi yoktur. Bunlar ayrı bir tartışma konusu ancak buna dair fikrimi paylaşmak istedim.

Bir başka görüşüm de, devlet dairelerinde türban serbestisinden yana olduğumdur. Buna meclis de dâhil… Ancak, tıpla ilgili meslekler, hukukla ilgili meslekler, öğretmenlerin herhangi bir dini unsur taşmalarına kesin bir şekilde karşıyım. Dini çekincelerle beni gerektiği gibi muayene edeceğinden şüpheleneceğim bir doktor, hemşire, hasta bakıcı istemem, çocukların rol model olarak seçme ihtimali olan bir görevlinin böyle bir detayı taşımasını doğru bulmam. Bir hukukçu da, çağdaş hukuk anlayışına göre kişisel tercihlerini, eğilimlerini belli edecek, cübbesinin varlık nedenini ortadan kaldıracak detaylardan arınmış olmalıdır. Bunlar mesleki etik değerlerdir ve yıpratılması, sınırlarının zorlanması Türkiye’yi daha fazla germekten başka işe yaramaz. Görünen o ki, muhafazakâr-mütedeyyin camia bu sınırları ortadan kaldırmakta kararlı. Birlikte yaşama kültürüne katkı sağlamayan bir saplantıdır bu. Bir zamanlar Türkiye’de sözde ilerici çevrelerin yaptığı bencilliğin bir başka versiyonu.

Bütün bu tartışmalar yaşanırken, eski Diyanet İşleri Başkanlarından Süleyman Ateş Hoca’nın, Vatan Gazetesi’nde yazdığı dönemde “ esir kadınların, cariyelerin tacize açık olduğu bir dönemde, Müslüman kadını korumak için türban, kapanma önerilmiştir, ancak artık esir kadın-özgür kadın ayrımı kalktığı için buna gerek yoktur” dediğini de hatırlatmak isterim. (Hoca’nın bu ifadesini aklımda kaldığı şekliyle aktardım. Yazısı gazetedeki arşivinde bulunabilir.)

Erciyes Üniversitesi’nde okuduğum yıllarda (ki eğitimimi tamamlamadım) kız öğrencilere, bazı dernek ve vakıflarca kapanmaları karşılığında burs verilirdi. (1989-1992) Böyle bir öneriyi almış ve reddetmiş biri olarak işin bu boyutunu yaşayarak görmüş biriyim. O dönemde Erciyes Üniversitesi’nde onlarca kızın bu öneriye sıcak baktığını, hatta ailesinin maddi durumu nedeni ile bakmak zorunda kaldığını da belirteyim. Öyle zannediyorum ki bu ülkede yaşayan hiç kimse, bu yönteme “hayır böyle bir şey olmadı!” diyemez. Üstelik hala da çok yoğun bir şekilde sürüyor bu faaliyet. Hem artık yalnızca kız öğrenciler değil hedef, fakir ailelere çeşitli yardımlar karşılığında da dayatılıyor. Son yıllarda muhafazakâr tehditlerin var olması bu gerçeği tartışmamıza engel olsa da, böyle bir durumun var olduğunu biliyoruz. Birilerini laikçilikle suçlayıp, türbancılık yapanlar, ya da bunu yapanlara göz yumanların ahlaki donanımları ve İslami samimiyetleri sorgulanmalıdır bana göre.

Türkiye’de türban takmak istediği halde (eğitimi ve memuriyeti kastediyorum) takamayan ve mağdur olan kadınlardan çok ama çok daha fazla, takmak istemediği halde aile ve çevre baskısı ile kapanan türban mağdurları var. Özellikle Doğu ve İç Anadolu bölgesindeki kadınlar bu anlamda oldukça kötü durumdalar. Bir proje çerçevesinde eğitim için gittiğim Urfa’nın Bozova İlçesi, Hacılar Köyü’nde bunu gözlerimle gördüm. Köyün bütün genç kızları istisnasız türbanlı, en azından ben açık olana rastlamadım… İçerinden birine “açmak isterseniz itiraz eden olur mu?” diye sorduğumda aldığım cevap beni pek de öyle isteyerek kapanmadıkları yönünde ikna etmedi. Buna benzer örnekleri herkes etrafında gözlemliyor olmalı.

Bu ülkede türban serbestisini savunan mütedeyyin camia ve AKP bu tür mağduriyetleri ortadan kaldırabilecek, kadınların kişisel tercihlerini garanti altına alacak bir bilinçlendirme çalışmasına nasıl bakarlar sizce? Yasal düzenlemeye gerek yok, zira bu tercih serbestisi bireyin anayasal hakkı! Fakat zorbalığı aşacak güç, ancak eğitimle olur. Gelin görün ki, muhafazakâr – mütedeyyin çevreler dinin samimi duygularla yaşanıp yaşanmadığını değil, akıllarınca göstergelerinin yerli yerinde olup olmaması ile daha çok ilgililer.

Türban konusu tartışılırken, işin bu iki farklı boyutu da düşünülmeli.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

yörük
25 Eylül 2013 09:31

mümin kadınlara söyle gözlerini harama çevirmekten kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar”yani gayri meşru cinsel ilişkide bulunmasınlar, ”süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini yakalarının üstünü kapatacak şekilde koysunlar.” Başörtüsü kelimesi geçmiyor burada. ”Örtülerini yakalarının üstünü örtecek şekilde koysunlar” baş‘ı mealde ilave etmişler, öyle bir şey yok.

“Örtülerini yakalarının üstünü, göğüslerini kapatacak şekilde koysunlar”, göğüslerini göstermesinler. Yani göğüsleri kapalı olacak, dışarıdaki insanlara göstermeyecekler.

yörük
25 Eylül 2013 09:14

bırakın laga lugayı gayet açık ve net lafı eğip bükmeye gerek yok,dinde türban diye bişey yoktur...bunu dincilerde bilir,,,

ŞABAN
24 Eylül 2013 01:18

Anlaşılan, yakında Büyük Millet Meclisi'nde türbanlı bir milletvekili göreceğiz. Ve sanırım herkes ayakta alkışlayacak; fakat o milletvekili AKP'den mi, Y-CHP'den mi, MHP'den mi olacak, onu merak ediyorum.

bir-eysel
20 Eylül 2013 11:19

İnsanların giyeceği kıyafet,Allahın emri ile belirlenmiş ve,
Kadınlar şöyle giyinmelidir.
Erkekler şöyle giyinmelidir.
şeklinde kesin tarif var ise.
"Bireysel Kıyafet Özgürlüğü" denilen şey ne anlama geliyor.?

Yücel Yeşilceli
20 Eylül 2013 11:02

'Bir başka görüşüm de, devlet dairelerinde türban serbestisinden yana olduğumdur.'

'Bir proje çerçevesinde eğitim için gittiğim Urfa’nın Bozova İlçesi, Hacılar Köyü’nde bunu gözlerimle gördüm. Köyün bütün genç kızları istisnasız türbanlı,'
********
Ayla Çağlayan Hanım'a bir soru:Niye bu konuyu pişirip,pişirip gündeme getiriyorsunuz? Şimdi türban,çarşaf giyme sorunu yok,iktidarın anlayışına göre giymeyenler de sorunlar var.Hiç görmez misiniz siz? Bütün devlet dairelerinde,hastanelerde,eğitim kurumlarında türban serbest.

Hacılar Köyü'ndeki kızlar niye türban takar? Sizin gibilerin yukarıdaki görüşleri,görüşsüzlükleri nedeniyle,anlamadın mı? İktidara yaranma eylemlerine bir başladınız mı,iş burkaya kadar gider.

Tüm Yorumlar (10)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI