Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

23 Eylül 2013

Hüzünlü Taksim!

Bazı meydanlar vardır; üzerinden tarih okuyabilirsiniz!
Nice kahramanlıklar, nice gösteriler, nice devrimler…

Bir dönem onlarla anılabilir, bir dönem o meydanların adıyla simge bulur, gözyaşı da, sevinç de, ayaklanma da, meydanlara dahildir!
Taksim de onlardan biri…
Belki de en hüzünlüsü!

‘ Taksim olayları’ değil midir, bir dönemi aslında hem karartan hem aydınlatan!
O kadar masum insanın ölümünden sonra, suçlular göğüslerini gere gere ortada dolaşırken; kaç kişi demiştir acaba; “dili olsa da konuşsa” diye…
Çünkü bazı karanlık ülkelerde, gerçeğin açığa çıkmaması için kuşaklar boyu çaba gösterilir, neredeyse güneş balçıkla sıvanır(!) ve gerçek suçlular hiçbir zaman ayağa kalkmaz!
O zaman ‘meydan’ ile konuşmak istersiniz, en azından içinizi dökmek!
Son dönem ‘ağaçlı mı- ağaçsız mı’ tartışmalarını izlerken, meydanın tarihini hatırlıyor insan ister istemez!
Yoksa ‘Türkiye’nin tarihini’ mi desek?

Her bir otoritenin bu meydanla ilişkisi farklı oldu olmasına da, bazı ‘ temel otorite yaklaşımları’ hiç değişmedi…
Çünkü ‘sözü olanı’ hiç sevmedi otorite bu ülkede…
Meydanda telaş içinde yürüyen, otobüse, dolmuşa binen insanların ‘düzgünce’ evlerine gitmelerini sevdi sadece…
Bir de siyasi eğilimlerini tahmin etmeyi!

Onlara göre halk dediğin, düzgünce (!) dolaşır, düzgünce (!) işe gider, düzgünce (!) evine döner…
Meydanlarda biraz fazla kalmaları bile kuşkulandırır onları; ‘ sözü olanlar’ bir kelam etmeye kalkarlar diye…
Çünkü meydanların sahibi, siyasi otoritelerdir bu ülkede, halk değil!
Parkların olduğu gibi!

Sadece böyle bakınca ‘şehircilik kazaları’ da o meydan üzerinden yaşanır sıklıkla…
Sahipler(!) her şeyi bildiği için de, ne halkın ihtiyacına bakarlar ne de bilim adamlarının bildiklerine…
Karar vermek için bir meydana ‘kuşbakışı’ bakmak, yeterlidir onlar için…
Sahip olmak böyle bir şeydir çünkü…

Karar verirler; ağaç keserler, karar verirler; yaya geçidi yaparlar, karar verirler; tarihi yerle bir ederler, karar verirler; tünel açarlar…
Bilim adamları mı?
Şehircilik uzmanları mı?
Mimarlar mı?
Sahiplerin (!) yanında esameleri okunmaz…
Esameleri okunanlar var ise de, onlar, en güzel ‘ haklısınız efendim” diyenlerdir; kimsenin kuşkusu olmasın…

Gelin görün ki, buradaki sorun 21’inci yüzyılda bile ‘sahipcilik’ oynama ile sınırlı değildir…
Sahip olanların bir de ‘estetik ve işlevsellik’ sorunları vardır…
Bu yüzden, Milliyet Pazar Gazetesi’ndeki görüşlerinde Mimar Korhan Gümüş, “ Bazı meydanlarda ağaç olur bazılarında olmaz. Ama ağaçları tartışmaktan önce meydanda otoyol kavşağı olur mu olmaz mı; onu tartışmamız gerekiyor” diyor.

Ve soruyor:
“San Marco Meydanı’nda otoyol kavşağı olmaz ama yeni Camii’nin önüne otoyol kavşağı yaptılar. İstanbul Venedik’ten daha mı az değerli bir şehir?”

Değil elbette ama yazık ki; değerler farklı!








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
23 Eylül 2013 19:53

Ben de Taksim'e yüzme havuzu istiyorum.
N'olcak şimdi?

SertN
23 Eylül 2013 18:39

Taksime Camii yakışır,gerisi hikaye cami istiyorum..

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI