Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

25 Eylül 2013

Durum...

DURUM DAHA DA KÖTÜ DEĞİL Mİ?

BURHAN ÖZBEY


Aşağıdaki yazımız, 5 Haziran 2012 tarihinde internette yayınlandı.

Aradan bir seneyi aşkın bir süre geçti. Ülkede durum daha da kötüleşmiş durumda değil mi?

Söyleyin Allah aşkına; Başbakan’ın gözü kara biçimde tarumar etmeye çalıştığı ATATÜRK devrimleri ve Türkiyesi bugün hangi noktaya getirildi?

Sevgili okurlar

15 ay önce yazılmış ve yayınlanmış yazımızı lütfeder sonuna kadar okumak sabrını gösterebilir misiniz?

“MİLLETİMİZ NE ZAMAN UYANACAK?

AKP iktidarının son yıllarda,

salt İslami temelli radikal adımlar atmasını

gözlemleyen sağduyulu,

Cumhuriyet’e ve Atatürk ilkelerine bağlı

laik yapıdaki insanlarımız,

ülkenin gidişatını endişe ile izlemekteler…

Partinin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın

2002 yılından sonra iktidarının ilk yıllarında,

yani birinci dönemlerinde

Başbakan olarak ortaya koyduğu fotoğrafla

bugünkü fotoğrafı arasında dağlar kadar fark var.

İlk dönemlerinde uzlaşmacı,

uysal, uyumlu görüntü veren

Tayyip Erdoğan ve AKP,

aradan geçen yıllar sürecinde

2011 seçimlerinden sonra, şaşılacak biçimde

“Ben yaptım oldu”,

Her zaman benim dediğim olacak…”

türünden firavunlaşmaya dönük olduğu izlemini veren

demokrasiden uzak

endişe verici bir yapıya dönüşmüş durumda…



“Evet. Bu radikal hareketlerde

Türkiye tamamen ikiye bölünüyor…

Bu kadar tepeden inmeci bir rejimi

sultanlık dönemlerinde bile az görüyoruz…

Bugün Türkiye padişahlık bile yaşamıyor..

Tiranlık yaşıyor.

Müslümanlığın kabul etmeyeceği

bir firavun dönemi yaşıyor…

Tepeden bir karar iniyor,

pat diye, o milletvekili olarak,

millete söz vermiş insanlar

Meclis’te tartışmadan el kaldırıyorlar…

(….)

İttihat Terakki döneminin

yapamadığı kadrolaşmayı

bugün AKP iktidarı yapmaktadır Türkiye’de.

Ve kadrolaşmadan başka bir amaç yok.

Bizim insanımız iktidarda olacak,

diğerleri iktidardan uzaklaştırılacak.

Karısı başörtülü olmayan işe giremiyor bugün!..

İnsanlar belli bir liyakat sistemi yerine,

inanç sistemiyle ayrıştırıyorlar.

Eskiden diyordu ki AKP,

‘Biz kimsenin başörtüsüne karışmayız,

Herkes istediği hayat tarzını yaşayacaktır.

Bugün karışmayla başladılar.

Yarın başörtüsüne de karışabilirler.

Sen kadının

nasıl doğum yapacağına karışırsan,

yarın başına da karışırsın.

Ve bir kulp bulursun,

dersin ki, ‘Bunlar grip oluyor,

bunun devletimize maliyeti oluyor,

iyisi mi başlarını örtsünler…’ “



Yukarıda tırnak içinde okuduğunuz satırlar,

Boğaziçi Üniversitesi

Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Profesör Faruk Birtek’in

Vatan gazetesinde

4 Haziran Pazartesi günü yayınlanan

Mine Şenocaklı ile yapmış olduğu

röportajdaki açıklamalarıdır.

Çarpıcı, düşündürücü ve kaygı yaratan

bu açıklamaların röportaj satırlarında

aynı duyguları yaratan öncesi var, sonrası var…

Okuyanlar gördüler…

Sayın Birtek’in ortaya koyduğu görüşlerin

daha doğrusu yakınma ve uyarıların,

AKP üst yönetici saflarınca nasıl algılanacağı

ve ne şekilde bir yaptırıma yol açacağı

sanırız pek merak konusu olmayacaktır.

Çünkü “gözü kara” biçimde

firavunlaştıkları iddiaları içinde,

fütursuzca yoluna devam eden iktidarın

ve Sayın Başbakan’ın,

bu tür uyarılarla

“Durun hele nerede hata yapıyoruz”

türünden bir özdenetime yöneleceklerini

hiç düşünmüyoruz…

İçinde bulunduğumuz gemi

sessiz ve kontrolsüz biçimde,

meçhul bir yöne doğru yoluna devam ediyor…

Akıbet ne olacak göreceğiz!..

12 Eylül 2010’da yapılan

referandum öncesi mitinglerde

Başbakan Tayyip Erdoğan

kürsülerde meydanlarda halka

“evet” oyu verirlerse

ne diyor ve ne gibi vaatlerde bulunuyordu?

25 maddelik anaya değişikliğinin içerisinde,

sendikal hakların yüceltilmesi,

her sektördeki emekçilere

grev hakkının tanınması gibi taahhütleri vardı.

Bugün yaşanan realite nedir?

Havacılık hizmetlerinde çalışan emekçilerin

grev yapması bir gecede yasaklanırken,

300 den fazla çalışan bir gün içinde

cep telefonu mesajlarıyla kapı dışarı edildiler.

Büyük olasılıkla çıkarılanlar

AKP zihniyetini taşımayanlardır…



SONUÇ:

Sevgili halkım!

Sen damarlarında asil kan taşıyan yüce bir milletsin.

Artık uyanmalısın!

Türkiye nereye gidiyor duyarlı biçimde gözlemlemelisin.

“Basra harap olduktan sonra”

Yıkılan dünyanın onarımı,

çocuklarının çökertilmiş geleceğinin

kazanılması hayalden öte geçemeyecektir!

Silkin ve etrafında ne dolaplar döndüğünün

ayrımına var artık!

Emperyalizme yenik düşmüş radikalleşen iktidar

ve çeteleşen cemaat

el ele birlikte nereye doğru koşuyorlar gör artık!...”

***

Değerli okurlar bugünün Türkiyesi çok daha kötü durumda değil mi?

Neden kötü biliyor musunuz?

Hepimiz sütre gerisinde, felakete gidişi parmağımızı taşın altına sokmadan sessiz sedasız izliyoruz da ondan!...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Serbülent Akdemirci
25 Eylül 2013 12:51

Sayın yazar
neden kötü olsun ki? keseler küp, küpler karun oldu Allah kitap diye diye tabi...
Kötü mü kadınların hepsi türban bağlasalar Prof.ın dediği gibi belki grip olurlar bağlamasalar...
Ağlamak var gülmek yok, ağlamak var Mısır'ın Esmasına hüngür hüngür rol gereği ağlamak var!...
Haaa aklımıza gelmişken Çarşı'da ki hesap evdekine uymayacak. Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan stadın
da da onbinlerce kişi saha kaptılarsa stat dışından "Her yer Tayyip Her yer padişah" diye ortalığı inletecekmiş...
Abdullah Gül'de Emekli vaiz Gülen'le ABD'de kanka olmuş...
Hırçın Başbakan bakalım ne yapacak?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI