Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

25 Eylül 2013

Kin nöbeti

Son aylarda Youtube video paylaşım sitesine Atatürk ve Aleviler aleyhine yüklenen videolarda patlama oldu. Mesele artık yaptırım gerektirecek kadar suç da ihtiva eden provokatif bir hal almaya başladı. Tabi devleti yöneten mevcut siyasi yapı ile bu konuda önleyici adımlar atılmasını beklemiyorum. Başbakan’ın Aleviler ve Atatürk hakkındaki tutumu, söylemleri ortadayken gerisine ne denilebilir ki?

Birkaç gün önce bu videolardan birine katlanıp, oldukça uzun olmasına karşın sonuna kadar izledim. Bir “din âlimi” (başlıktaki iddia bu) dini konulara dair sohbetinin sonunda kendisini ilgiyle, kimi zaman vecd nidaları ile dinleyen “takipçilerinin” sorularını yanıtlıyor. Sorulardan ikisi Aleviler ve Atatürk hakkındaki görüşlerine dair. Aleviler hakkındaki ifadelerini tahminlerinize bırakıyorum. Yeni bir şey yok! Atatürk ise bütün kötülüklerinin yanı sıra Yahudi imiş, ama bu saklanıyormuş. ( Bu iddia da yeni sayılmaz, ama hala birileri bu kasıtlı yalana inanıyor demek ki) Laikliği de İslamı mahvetmek için “icat etmiş” filan… “Ciddiye alma” demeyin, çünkü bu videoları milyonlarca insan izliyor, etkisinde kalıyor, inanıyor. Fikir hakkına hepimiz saygı duymalıyız, ama ortada “fikir”den daha fazlası var! Bir başka ilginç detay da “Yahudi” liğin bir hakaret ifadesi olarak kullanılması.

Bu meseleye döneceğiz, ama önce bir anımı anlatmak istiyorum. Yeri gelmişken paylaşmak isterim.

2007’de kaybettiğim sevgili dayım, hasta olduğu dönemde, ani olarak gelişen bir sorundan dolayı hastaneye kaldırılmıştı. Diyalize girmesi gerekiyordu. Onun işleminin tamamlanmasını, çocukları benzer bir sorun nedeni ile acilen diyalize alınan, görünümlerinden bir hayli muhafazakâr olduklarını tahmin ettiğim (yetişkin kadınlar kara çarşaflı idi) bir aile ile aynı salonda tedirgin bekleyişimiz başladı. Her iki hastanın da durumu oldukça kritikti. Bir süre sonra bu ailenin erkek bireyleri bizim de duyacağımız bir ses tonuyla Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkında çirkin yakıştırmalarla dolu bir sohbet koyuldular. Yurt dışında yaşayan bir yakınlarının yaşadığı sorunlardan yola çıkıp, tüm gayri Müslimleri sert bir şekilde eleştiren söylemlere vardılar. Hazır karşılarında bütün kadın bireyleri modern bir aile bulmuşken de, bize laf dokundurmaktan da geri kalmıyorlardı. Bu tür durumlarda pek “aman bana ne, boş ver, duyma gitsin” ci değilimdir. Şöyle müdahale ettim:

“Çocuğunuz diyalize bağlı ve bu belki de, hatta büyük ihtimalle onun yaşamını kurtaracak. Onu borçlu olacağınız cihazın mucidi de gayri Müslim. Yerinizde olsam sözlerime dikkat ederdim!”

İnsanlık artık bu tür sapkın bakış açılarından kendini sıyırmalıdır. Zenci düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı, İslam ve Müslüman düşmanlığı, mezhep düşmanlığı, her türlü ayrımcılık artık dünyayı kucaklayacak yeni nesillerin kitabında yer almamalı. Herkes buna katkı sağlamaya çalışmalı.

Bu girizgâhtan sonra tekrar video ve Atatürk meselesine gelelim…

Atatürk’ü beğenmeye bilirsiniz, fakat Onun 20. yy şartlarında bu ülkeye sağladığı katkıları kolaycacık silmek, üstelik bir de ona akıl almaz sözlerle hakaret etmek, çok yönlü eleştirilebilecek bir saygısızlıktır. Bunca emeği, bu denli kolay bir şekilde eleştirenlerin kendilerine dini, manevi bir dayanak bulmaları ise acınası bir cehalettir. Hakikaten bu cehaletten çok sıkıldım artık. Tuhaf bir kısır döngü, tüm halkın ve Türkiye’nin yıllarını alıp götüren saçma sapan bir çekişme ortamı doğuruyor. Atatürk dayatmacılığı da tabi ayrı bir sorun elbette, fakat gelinen noktada “karşı tarafın” kusura bakmasınlar ama ahmakça inadı, işleri içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.

Bu videoların son zamanlardaki aşırı reytingi, elbette muhafazakâr/mütedeyyin camianın dikkatle takip ettiği, siyasilerin, dini grupların, kalem ve makam sahiplerinin histeri halini alan Atatürk ve Alevi antipatilerini düşüncesizce dışa vurmalarından da besleniyor.

Örneğin Başbakan, acaba memleketi Rize’nin en temel geçim kaynağı olan çayın tarihini incelemiş mi merak ediyorum. Rize’de çay yetiştiriciliği en önemli Cumhuriyet ideallerinden biridir ve buradan hareketle Atatürk’ten başka hiçbir gerçek çay destekçisine ulaşamazsınız. Çay’ın Türkiye’deki macerasının başlamasında büyük katkıları olan, ilk somut adımı atan Zihni Derin’in arkasında Atatürk vardı. Bu çırılçıplak ortada duran ayrıntı ısrarla ve ısrarla çayın tarihi anlatılırken kaçırılır gözlerden. Tıpkı Atatürk’ün tavukçuluk, zeytincilik gibi konulardaki müthiş vizyonunun, katkısının da saklanılmaya çalışıldığı gibi.

Atatürk söz konusu olduğunda eleştirilebilecek meseleler mutlaka vardır, fakat katkılarının yanında (ki ona bir vatan borçlu olduğumuzu hiç dillendirmiyorum bile) eleştiriye açık noktalar bütün samimi ve vicdan sahibi yürekler tarafından göz ardı edilebilir. Hatalar düzeltilir.

Gelin görün ki bunu kin nöbetçilerinin o karanlık ruhlarına anlatamazsınız.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
30 Eylül 2013 23:14

Gözünüz aydın Ayla hanım!

Artık türban serbest!

Atatürk dayatmacılığı da azaldı; andımız kaldırıldı.

Gözünüz aydın!

Yücel Yeşilceli
29 Eylül 2013 20:48

Değerli Çalıkuşu, köşe tutmuş hanımın bir tarafa yaranma ifadelerine dikkat çekmiş.'Atatürk’ü beğenmeyebilirsiniz,' Niye beğenmeme eylemine teşrifatçılık yapıyorsunuz? Ülkeyi Batı emperyalizmini işgalinden kurtardı diye mi? Tabi ya,kökten dincilere de göz kırpmak gerekir.Ne olur,ne olmaz,dünyanın binbir türlü hali var,sonra kökten dincilerin politik arenasında volta atıyoruz,bir çelme takan çıkar değil mi efendim?

'Atatürk dayatmacılığı da tabi ayrı bir sorun elbette,' Elbette köşe kapmış yazarcık.Bu sefer tek gözünüzü kırpmamış,ikisini birden kırpmışınız.Malüm nedenlerden dolayı tabi.
Bu şark kurnazlığı,burası da şark.Yiyen çok olur doğallıkla.

salim05
26 Eylül 2013 02:26

Gördüğüm tüm devlet daireleri ve özel kuruluşlarda enaz 2 tane türbanlı bayanın çalıştığı ülkemizde hala bunu sömürü olarak kullanabilecek kadar halkımızın zeka seviyesi ile alay eden bu zihniyet daha ne kadar dini kullanacak merak ediyorum. Afedersiniz ama ecellerinden ölseler muhalefete atacaklar suçu.

Çalıkuşu
25 Eylül 2013 18:27

Ayla hanım,
Türbanı, sizin de belirttiğiniz gibi, özgürlükler kapsamında gördükten sonra, "dinlere saygılı laiklik" tanımları yapıldıktan sonra, siz ve biz, o videoları daha çoook izleriz. Ve yakınmaya hakkınız olmaz. Adam inancının gereklerini yerine getiriyor!
Türbanın tek başına bir giysi parçası olduğunu kimse söyleyemez. O, bir zihniyetin bir parçasıdır. Arkasında, yazınızda anlattığınız zihniyet vardır. Fırsatını buldukları anda, ortaya çıkıp çığ gibi büyüyecek bir zihniyet.
Aynı şey dine saygı derken de geçerlidir. Bazılarının, din dediği, yazınızda anlattığınız o şeydir işte.

Hele hele söze "Atatürk’ü beğenmeyebilirsiniz" diye başladığınızda, bu dinci takıma yarar sözleriniz.
Aklı olanın ve tarih bilenin, Atatürk'ü beğenmemesi söz konusu olamaz.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI