Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

27 Eylül 2013

Neşet Ertaş’ın anısı...

Ertaş’ın anısı Erdoğan ve adamlarına bırakılmamalı

Halk müziği tarihin derinliğinden gelen hayatımıza, dünyamıza ilşkin ne varsa anlatır. Hem de duygularımıza dokunarak...

Türkülerimiz deryadır, denizdir, üretimdir, aşkdır, sevgidir, haykırıştır, baş kaldırıdır onlarsız bir hayat güdük kalır, çorak olur. Türkülerimizi, İç Anadolu’nun bozlaklarını babası halk ozanı Muharrem Ertaş’dan aldığı feyzle daha yukarlara taşıyan Neşat Ertaş bir yıl önce aramızdan ayrıldı.

Neşet Ertaş 25 Eylül 2012 tarihinde yani geçen yıl bu gün İzmir’de 74 şaşında hayata veda etti. Yorgun, ‘garip’ ‘göynü kırık’ fukara adam daha fazla dayanamadı bu ’yalan dünyaya’ küçük bedeni sonsuzluğa göç etti. Ama ürettikleri, eserleri, sesi hep doruklarda, yükseklerde yankılandı. Değil bir yıl, insanlık yaşadıkça “Bozkırın Tezenesi” unutulmayacak…

“Cahildim dünyanın rengine kandım… Zahidem.. Mapushanelere güneş doğmuyor… Mühür gözlüm… Ah yalan dünya… Tatlı dile güler yüze… Kendim ettim kendim buldum.. Gönül dağı..” gibi yüzlerce türkü onun doğal ve eşsiz yorumu ile ölümsüzleşti. Sınırlarımızı aştı.

“Göynü kırık” “Garip’ “Fukara” “Aşık” Neşat Ertaş bu coğrafyanın yanık bozlaklarını evrenseliğe taşıdı bir dünya insanı, sanatçısı oldu. UNESCO tarafından sağlığında ‘yaşayan insan hazinesi’ kabul edilmesi tesadüf değildi.

Sınıfsal konumları, etnik kökenleri, inanç farklılıkları ne olursa olsun herkes Ertaş’ı kendine yakın hissetti. Onda kendilerinden birşeyler buldu.

Ozanın arkasından duygulu, samimi görüşleri, anıları hala dinliyoruz…

Türküleri yüreğimizde, zihnimizde iz bıraktı, melodiler dilimize kendiliğinden aktı. Toplum onu ilk günden sevdi ama muktedirler değerini geç anladılar…

Onunun toplumdaki karşılığını gördükten sonrada istismar etmek için ne gerekiyorsa yaptılar, yapıyorlar.

‘Ben halkın sanatçısıyım' diyerek ‘Devlet sanatçısı" ünvanını kabul etmeyen Ertaş'ın cenazesindeki devlet protokolü, uç noktada güvenlik önlemleri dikkat çekmiş yeni muktedirlerin sahte, faydacı ilgisi sırıtmıştı…

Başbakan cenazede fırsatı kullanarak konuşmuştu. ‘Kendi duygu ve düşüncelerini‘ ifade etti ama Neşat Ertaşın inancını, geleneğine saygıyı aklına bile getirmemişti.

Son yıllarında büyük ozanın yanında olan, ona güç veren Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık’ın bakın ne diyor. “Ertaş’ın Mahsuni Şerif hayranı olduğunu anlatı. Mahsuni Şerif’i çok severdi. Hep onu dinlediğini söylerdi. ‘Ben onun kadar açık olamadım ama benim türkülerimde de aynı mesajlar var’ derdi. ‘Ben halk ozanıyım’ sözünü dilinden düşürmezdi.”
diye durumu özetliyordu…

Büyük Ozan 74 yıl Alevi Türkmen, Abdal olarak yaşadı, duygularını, felsefesini saza, söze döktü. Kendisi de ‘Bektaşi kültüründen, Alevi kültüründen’ geldiğini hep söyledi. ‘Ailesinin istegi’ yada ne gerekçeyle olursa olsun

‘Devlet’ inancına uygun olarak Cemevi ritüeliyle ‘gömülme hakkı'nı ona çok gördü. Hem de yoğun taleplere rağmen. Bu durum ne insafa, ne hoşgörüye, ne inanç özgürlüğüne, ne de demokrasiye sığar. Kısacası, Ertaş’ın değerlerine, inancına, ölüsüne de saygı gösterilmedi.

Türkiye’in yeni muktediri Recep T. Erdoğan büyük ozanın 1. Ölüm yıl dönümünde aynı istismarı sürdürüyor. Yıl dönümü nedeniyle Kırşehir’de yapılacak anmaya Erdoğan özel ilgi gösteriyor. Hadi bir yere kadar bu ilgi anlaşılır bir durum. Ama organizasyonu yapanlar Erdoğan’a “Gönül dağı” türküsünü de söyleterek öne çıkarıyor. Onu şirin ve sempatik göstermek, imajını cilamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Sağlığında Ertaş’a hayatı zehir eden zihniyetin temsilcileri şimdi onunun, eserinden, gücünden, anısından yaralanmak için ‘dondan, dona’ giriyor.

Etkinlikten son hafta haberdar olduğunu ve Ertaş’ın ailesinin de ‘Bize de bu hafta haber verildi, konu mankeni gibi arandık’ dediğini aktaran Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık törene katılmayacağını açıkladı.



Neşat Ertaş Anadolu müziğinin özgün ve güçlü bir temsilcisi. O çok büyük bir saz, söz ustası, gönül adamıydı…Yaşamı, yaptıkları, eserleri, ona yakın insanlar ortada iken Kırşehir Belediye’si Ertaş’ın inançlarına ısrarla saygı göstermiyor. Yalap şalap “Altın bağlama” yarışmaları düzenliyor. Bazı bilinen Halk Müziği yorumcularının yanı sıra Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Fatih Kısaparmak, Ahmet Özhan, İsmail Türüt, Metin Şentürk gibi isimlerle anma proğramını dolduruyor. Neşat Ertaş’a yakın isimler ve aliesinine ise son anda “adet yerini bulsun” türünden bir davet yapılıyor…

Büyük ozanın anısı bu istismarcıların, madrabazların elinden kurtarılmalıdır. Şimdi Müzik ve gönül insanları, Ertaş en yalın ve gerçek biçimde anmak için yeni ve gelenekselleşecek etkinlikler düzenlemeyi gündemlerne almalıdır.

Müzik oteriterleri, Ertaş’la aynı inançtaki çevreler, Alevi toplumu, onu seven kişi ve kurumlar bu önemli organizasyonu mutlaka hayata geçirmelidir.

Bu da yetmez Ertaş’ı seven herkese görev düşüyor…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

ALİ
28 Eylül 2013 12:30

Erdoğan ve aynı zihniyet konumları güçleri ne olursa olsun mümkün olduğu kadar Ertaş'ın yanına yaklaştırılmamalıdır. Yazarın çağrısı gerçekten önemli. Bu ülkenin ilerici, sağlıklı güçleri, müzik çevreleri Ertaşa sahip çıkmalı. Bakalım bu ciddi ve önemli öneri ne kadar kabul görecek...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI