Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

1 Ekim 2013

Alevi “takılımı”

Demokrasi paketi açıldı.

Desteklediğim kimi bölümleri olmakla birlikte geneli için büyük bir tatmin yaşadığımı söylemem imkan dışı. AKP ve Başbakan’ı “dağ” gibi görkemli bulduğumdan değil elbette, ama Anadolu insanı öyle kullana geldiği için “dağ fare doğurdu” denilebilir. Bir AKP klasiği… Paketi kendi halkı ile tartışmadan, daha sunum aşamasında medya aracılığı ile dünyaya duyurma girişimi ise ancak Başbakan’ın iç dünyasındaki megalomaninin boyutlarını anlatmaya yaradı. Padişahımız Efendimiz böyle uygun buldular! Erdoğan asla devlet adamlığı ağırbaşlılığını taşımadı ve asla da taşıyamayacak. Ne hazin!

Pakette Aleviler’e dair hiçbir vaad yoktu. Devlet Aleviler’e gelince takıldı. Hoş gerçi diğer pek çok konuda da sadece takılmamış gibi yaptı: Malum seçim arifesi, e tabi biraz çerezlemek lazımdı, yurt dışında, özellikle Gezi Direnişi’ne vahşet boyutlarında yapılan müdahale ile oldukça zarar görmüş olan imajı çalakalem düzeltme çabası açıkça okunuyor, kuyruğu dik tutma denemesi, şirinlik oyunları filan… Herkesin de bunu “yediğini” sanıyorlar.

Neyse… Devlet Alevi yurttaşını niye kucaklamadı? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti Aleviler ile anlaşmak değil, uzlaşmak istiyor. Arada çok ama çok büyük bir fark var. Ne sökse, ne koparsa, ne tırtıklasa kâr; bakış açısı bu. Hele Cem Vakfı’nın son ihanetinden sonra (kimse kusura bakmasın nerden baksanız bu başka türlü nitelenemez) müstakbel Alevi açılımının hiçbir gerçek tatmin getirmeyeceğinin emareleri kanımca ortaya çıktı. Alevi Çalıştayları’nın da cemaatin zemininde yapılması ve çalıştaydaki diğer sayısız ciddiyetsizlikler zaten bunun ilk göstergelerindendi. Devlet Alevi yurttaşlarını cemaatin vicdanına emanet etti, bir okuyucumun da dediği gibi “Cem Vakfı da Aleviler’i cami avlusuna terk etti”. Sonuç olarak canım devletim, Başbakan’ın da dediği gibi Aleviler’i camiye davet etmeyi Alevi açılımı olarak görmeye devam edecek, ama dilini nasıl yuvarlayacağına henüz karar veremiyor olabilir. Devletin “kendi Alevisini” yaratma peşinde olduğu kesin. Bu arada, “kuşlar” Alevi paketinin içinde dedelere maaş konusunun da olduğunu haber veriyorlar. Bu, devletin kendi Alevisinini yaratma çabasının en önemli basamağıdır ve gerçek anlamda Aleviliği bitirme projesinin bir parçası olarak gündeme gelebilir. Bu sinsi oyunu savunan hiçbir “gerçek” Alevi kurumu, inanç önderi yoktur.

Aleviler’in temel talepleri belli. Cemevleri’ne yasal statü verilecek ve bununla paralel uygulamalar ivedilikle hayata geçirilecek ( bu konuda tekke ve zaviyelere dair geçmişteki düzenlemeleri Aleviler’in önüne engel diye getirme uyanıklığından artık vazgeçilsin) Ayrıca Diyanet Aleviler’i tam olarak tatmin edecek bir yapıya büründürülecek, elbette mali olanakları ile birlikte. Ben hiçbir şekilde Diyanet’in lağvedilmesinden yana değilim. Bunu savunan kimi Alevi ileri gelenleri konuyu yalnızca bu kesim açısından düşünüyor. Peki, bu arkadaşlar Diyanet’in olmadığı bir ülkede diğer dini anlayışların nasıl evrilebileceği üzerine de kafa yoruyorlar mı? Balkanlar’da, Türk Cumhuriyetleri’nde din konularındaki devlet boşluğunu Vahhabiler, cemaatler ve tarikatlar kapatıyor. Gittim, bizzat kendi gözlerimle gördüm. Lütfen bu konu tartışılmasın bile. Ancak Diyanet’i -bütün yan kuruluşları ile birlikte- Aleviler’in de eşit olarak yararlanabileceği bir yapıya büründürmeli ve zamanı geldiğinde bütün taraflar artık gerçek bir laik devletin gereği olarak Diyanet’i lağvetmeli, ama şu aşamada değil. Kanımca henüz çok ama çok erken… Yakın zamanda bu kadar olgunlaşma ihtimalimiz var mı onu da bilemiyorum.

Temel olarak Alevi sorununun çözümlenememesindeki sorunlardan biri de, Aleviler’in bir araya gelip kendilerine bir “çatı örgüt” kuramamış olmalarıdır. Bunun gerçekleşmemesi için devlet de elinden geleni yaptı zaten. Gene de bu kadar eğitim seviyesi yüksek bir popülasyonun böylesi bir zafiyeti oldukça düşündürücü. Sebepleri muhtelif… Sorunlarını, inançlarını, beklentilerini kendilerine ve diğerlerine anlatmak için yeterli kapsayıcı adım atmayanlar bizzat Aleviler’in kendisidirler. Bu kadar zayıf bir yapıyı parçalamak çok basitti; devlet+cemaat el ele bunu azimle başardılar. Ekonomik yaşamdan dışlanmış, alt gelir guruplarına iteklenmiş, büyük oranda fakir ya da orta sınıftan bir popülasyonun da uyanık, ama zengin dini gruplar tarafından çembere alınması, gençlerinin “çalınması” kolaydı ve bu da oldu. Son tahlilde bu konudaki büyük zafiyet Aleviler’in kalem tutanlarının, fikir adamlarının, inanç önderlerinin öngörüsüzlüğüdür (az sayıda da olsa çıkarları doğrultusunda inancına ihanet etmiş kişileri de unutmamalı.) Şimdi devlet tarafında ortaya atılacak şey de bu zayıf yapının eleştiri gücünün ne kadar olacağı ile doğru orantılı olarak gelişecek. Çok iyimser değilim.

Aleviler bu ülkede inanç anlamında da eşit yurttaşlar olmak istiyorlar. Aleviler, yıllardır onları devlet kurumlarından, bürokrasiden dışlayan zihniyetin artık son bulmasını istiyorlar. Evrensel değerlerle beslenmeyen hiçbir talepleri olmadı, olamaz ve olmayacaktır da. Bütün bu iyi niyete rağmen, eğer devlet Aleviler’i tatmin etme konusunda samimi adımlar atmazsa, kendi Alevisini yaratmaya kalkarsa, çoğu cemaat ile bağlantılı işbirlikçi sözde Alevi kurumları ile Aleviler’in sorunlarını tartışmaya, çözümü onlarla aramaya, onların söylemlerini Alevilere dayatmaya kalkarsa (ya da buna devam ederse) selam olsun meydanlara! O gün geldiğinde de hiç kimse çıkıp Alevileri eleştirmeye kalkışmasın. Çünkü bence Aleviler sabırlarını erdemle yeteri kadar ortaya koydular. Bunca oyundan, bunca sinsi yaklaşımdan, bunca kirli adamın açık, ya da örtülü bir şekilde, çirkefçe ve gayri ahlaki, gayri vicdani yollarla inançlarına saldırmalarından artık bıktılar. Ayrıca devlet Gülen Cemaati’nin Alevileri huzursuz eden tutumunu da takip etmelidir. Yurttaşlarının bir kısmı üzerinde böylesi bir huzursuzluk nedenine müdahil olmayan devlet, devlet olamaz. Cemaat tepkilerden çıkarımlar yapıp kendi alanına çekilmiyorsa, devlet Aleviler’in huzurunu sağlamalıdır. Bu, cemaatle işbirliği içindeki küçük bir çıkar grubu hariç, bütün Aleviler’in beklentisidir.

Aleviler için artık deniz bitti, söz bitti, yol bitti, top devlette. NOKTA!








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

bilen vatandaş
12 Ekim 2013 16:46

kıymetli ayla hanımefendi kardeşim:
1.türkmen yörük aleviler
.islam dinine mensup müslümanlardır.
.osmanlının kuruluşunda balkanlarda emekleri çoktur.
2.Hacı Bektaş Veli Hz.bir alperendir....
3.KURANA Peygamberimiz SAV ve Ehli Beytine TAM UYGUN bir ilmihal yazılacaktır.
4.dedelere ve görevliye maaş ödenecektir.
...
ALLAH HEPİMİZEDE AF İYETLER VERSİN...


aleviler için bir ilmihal yazılacak.

oztrk1
4 Ekim 2013 20:40

diyanet e bağlı camilerle diğer cematler bağlantı içindeler yardım bağış ve diğer maddi katkıları direkt kendilerinden firmalardan alış veriş yaparak kayıt dışı devasa bir ekonomi oluşturdular yerel yönetimleride buna katabilirsiniz bundan 15 yıl önce yeşil sermayeye karşı olanlara çok kızardım bende ancak yeşil sermaye felaketin en büyüğüymüş
ali arkadaş diyanet ,camiler ve cematler güya din işleri için varlar ancak din hariç her işi yapıyorlar kapitalizmin en vahşisi bunlarda her kapitalist mutlaka kayıt içindedir ve eşit kurallarla en azından sistem karşısında eşit şartlarda mücadele ederler ancak bunlar tamamen vergi dışı olduklarından enaz yüzde 30 avantajlılar birde sermayelerine yardımlarla topladıkları paraları katın birde nerdeyse 200 bin diyanet personelinin maaşlarını devlet ödediğini düşün personel gideride yok
bugünki diyanetle atatürkün kurduğu diyanet çok farklı
Atatürk döneminde ekonomi nerdeyse tamamen devletken bu gün özel sektör ve serbest piyasa
yardım kuruluşlarını masum görme

ali
4 Ekim 2013 14:23

diyaneti Atatürk kurdu.
kapatacak bir babayiğitde yoktur.
kimse kapatamaz.

oztrk1
3 Ekim 2013 19:15

diyaneti tartışmaya bile kapatmışsınız ve batıda pek çok yeri gezmiş en iyisi bizdeki demişsiniz
ben hem diyanetin hem camilerin kapatılmasını öneriyorum diyanet ve camiler siyasetin tam göbeğindedir
seçmenlerdeki 30 a 70 dengesi camilerin yüzündendir ve tarikat benzeri yerlerle içiçedir

vatandaş
3 Ekim 2013 16:13

türkiyede :
islam dinine mensup müslüman türkmen yörük
alevilerimiz için:
-bir ilmihal varmı.
adı ne. yazarı yazarları kim.
işte asıl soru bu.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI