Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

3 Ekim 2013

Kadına Yönelik Şiddet ve Hükümet

Kadrolu eleştirmenlerimiz sık sık sorarlar; “Neden bunca tepki diye?”Nasıl olmasın ki üzülmek için, tepki duymak için sadece ana başlıklara ve hazretlerin konuşmalarının ilk tümcelerine bakmak yetiyor. Moral değerleri yerle bir eden, öfke nöbetleri geçirten öyle çok olay var ki çevremizde daha ne olsun dedirten.

Örneğin ideolojik hırslarını, hınçlarını, hırçınlıklarını Cumhuriyet, Atatürk ve kadınlar üzerine kurgulayan, kadına saldırmak için sürekli mevzi kazan, bu arada da hafızasını birilerine teslim edenlere bakınca gelin de öfkelenmeyin.

Adı hem Ömer, hem Tuğrul, hem İnanç, hem de Er olan bir zat “gönül dünyasında” yine almış sazı eline:

Neymiş efendim! Çalışan kadın, para kazanan kadın hemen boşanırmış, eşini beğenmezmiş.

O nedenle ne yapıp edip Cumhuriyetin özgür, gelişmiş, fikri ve vicdanı hür kadınları yerine ekonomik özgürlüğü olmayan, çalışmayan, kazanmayan, sesi soluğu çıkmayan kadınların sayısını artıralım. Yine kalabalıklarda kaybolmuş, özensiz, sevgisiz, düşünmeyen, sorgulamayan kuşaklar yetiştirelim ki sevk ve idareleri kolay olsun!

Şimdi şu sorunun tam sırasıdır!

Biz kadınlar, kendimize ve çocuklarımıza kıyacak mıyız? Yoksa Cumhuriyet’in harcında eşit emeği olan, eşitlik mücadelesine omuz veren ve her biri medeni nikâhla evlenerek “Cumhuriyet Gelini” olan annelerimizin izinden gitmeyi mi yeğleyeceğiz?

Şimdi bir an durup düşünmenin tam sırasıdır!

Eş olarak, evlat olarak, anne olarak, yurttaş olarak; ailede, eğitimde, sağlıkta, hukukta, ana akım medyada, sosyal medyada, sanatta, edebiyatta, siyasette, sporda, ekonomide, idari karar organlarında neredeyiz, ne kadarız? Müthiş bir özgüvenle akademik kadroları dolduruyor muyuz? Bu alanda AB ortalamasına yakın bir noktada olmanın onurunu yaşıyor muyuz? Çekin sağlıktan ebeyi, hemşireyi sağlık sistemi çöker. Çekin eğitimden kadın öğretmeni eğitim sistemi çöker. Ama iş yönetim kademelerine gelince bize “orada dur” diyorsunuz!

Son yıllarda yüzde 1400 artış kaydeden kadın cinayetlerine bakalım bir an. İnsanın kanını donduran, insanı doğduğuna pişman eden kadın cinayetlerine…

Yer Adana. 18 yaşındaki kızını kocaya kaçtığı için değil, evli ve iki çocuklu bir erkeği tercih ettiği için değil, hamile kaldığı için de değil, 20 bin liralık başlık parasının 5 bin lirasını ödemedikleri için öldüren babaya bakalım. Kızını, kaçtığı adamı, adamın komşusunu, komşunun oğlunu öldürüp, kendisi de intihar etmiş. 5 bin lira için tüm bu katliam…

Milli Eğitim Bakanlığı Cahit Zarifoğlu’nun savaş kokan şiirlerini içeren kitapları bakan eliyle dağıtırsa, okullara tavsiye ettiği sözlükte;

“Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma”
“Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını”
“Gelin olmayan kızın vebali amcasının oğluna”
“Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır”
“Kızın var, sızın var”
“Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün”
“On beşindeki kız ya erde gerek, ya yerde”
“Tarlayı düz al, kadını kız al”

gibi ifadelere yer verirse, birileri çıkıp TRT’deki programında kadınlara çalışmayın derse, bu cinayetler artarak sürer.

Okullarda dağıtılan kitaplara bakınca, yazılanları okuyunca, kadın cinayetlerindeki yüzde 1400’lük artışa şaşırmaya gerek kalmıyor.

Şimdi büyüklerimizin deyimiyle birkaç münferit olaya bakalım.

Okul müdürü basar fetvayı: “Okulumuz öğrencileri artık büyüdü. Merdivenlerden inip çıkmalarında sorun olmasın diye düşündük, kızlara etek giymeyi yasakladık.”

Milli eğitim müdürü verir kararı: “Erkek öğrenciler ile kız öğrenciler aynı merdivenleri kullanıyorlar, bu beni iki yıldır rahatsız ediyor, diken üstünde oturmama neden oluyor.”

İşte bundan ötürüdür ki, kadınlar bıçaklanıyor, doğranıyor, burnu, eli kesiliyor, sakat bırakılıyor, turistlere saldırılıyor, aile içi şiddet artıyor.

Başbakan en az üç, olmadı 5 çocuk derse, müdürler yasakları artırırsa, yazarlar, televizyon programcıları konuyu durmadan kaşırsa olacağı budur ve doğaldır.

En son işe alınan, en önce işten çıkarılan kadınlara bir de 18 hafta doğum izni ve 2 yıl “esnek çalışma koşulları” getirilsin hele, yandı gülüm keten helva…

Not: Bu yazı, “Kadına Yönelik Şiddetin Boyutları” adlı yazımın devamıdır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

H.YILMAZ
5 Ekim 2013 14:13

SAHTE HASSASİYETİ BIRAKIP; 28 ŞUBAT GENERALLERİNİN KADINA KARŞI KULLANDIKLARI İFADELERE VE SIFATLARA KARŞI, ELİ KALEM TUTAN YAZAR VE ÇİZERLERİN SUSKUN KALMASI ANLAMLI.HİÇ OLMAZSA DERDE DEVA BİRŞEYLER KARALAYIN.

Sudan Nesim
5 Ekim 2013 00:26

Kadın dernekleri bu yazılarınızı okumuyorlar mıdır? Hiç sesleri çıkmıyor.(Karısına bak erkeğin kültür düzeyini anlarsın.)Tevhidi Tedrisat iptal olunca anlaşamaz olduk, kimse kimseyi anlamıyor. Tarih farklı öğretiliyor, yorumlar farklı aktarılıyor. Siz yazmaya devam edin bu konularda, benim düşündüklerimi de yazacağınızdan eminim.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI