Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Mart 2017

 

7 Ekim 2013

Başbakanın Oğlunun Aldığı Ders

Öncelikle Turgut Özakman’ı rahmet ve saygıyla anarak, onun kaleminden ve dilinden yakın tarihimize bir yolculuk yapalım. Cumhuriyetin devraldığı mirasın bazı başlıklarına bakalım.

Padişahın kulu olan ilkel bir tarım toplumu. İflas etmiş bir maliye. Büyük bir dış borç, yarı ölü bir ekonomi. Cılız küçük bir sanayi. Neredeyse sıfır bir ağır sanayi. Kişi başına düşen gelir sadece 4 lira. Şeker ve pencere camı bile ithal edilir durumda. Rusya’dan alınan buğday.

40 bin köye karşılık ebe sayısı 200 kadar. 0-2 yaş grubu çocuklarda ölüm oranı yüzde 60. Bütün imparatorlukta sadece 158 ortaokul ve lise, bir tane de medrese uzantısı üniversite var. Anadolu, çağdışı ilkel medreselerin elinde. Tüm liselerde okuyan kız öğrenci sayısı 230. Bütün temel meslekler erkeklerin elinde, kadının seçme- seçilme hakkı yok, yani yurttaş bile sayılmıyor. Kadınların toplumsal hayatları ve hakları yok. Çok zorunlu hallerde sokağa ancak peçe ve çarşafla çıkabiliyor. Okuryazar oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4.

Tüm yasalar, çağın gereklerinin çok gerisinde, ülke pek çok alanda ortaçağı ve ortaçağın ilkelliğini, baskısını yaşıyor.

Bu koşullarda Atatürk’ün önderliğinde omuz omuza bir destan yazılıyor. Bugün o destanın bir başka öyküsünü anlatalım…

Almanya’da Nazi zulmünden kaçıp, ülkemize sığınan, Türk üniversitelerinde, silinmeyen izler bırakan, verdiği derslerle, yazdığı kitaplarla, hazırladığı kanun taslaklarıyla, yetiştirdiği öğrencilerle zamanın sınırlarını aşanları analım.

Ord. Prof. Dr. Ernst Hirsch, 1933-1943 yılları arasında İstanbul Hukuk, 1943- 1952 yılları arasında Ankara Hukuk Fakültelerinde çalışmış bir büyük bilim insanı. İşsiz kalan ve yaşamları tehlikede olan değerli bilimcilere kapılarını açan bir Türkiye’de el üstünde tutulan bir akademisyen. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in özel değer verdiği bir kişi. Hirsch, Ankara’ya henüz taşınmamış olan ailesine yazdığı mektupta şöyle diyor:

“Dekan beni rahat ettirmek için çırpınıyor. Yemekler çok iyi hazırlanmış, son derece temiz, burada pek çok konser veriliyor, konferans deseniz o da çok bol. Yani arayıp da bulamayacağınız kadar canlı bir ortam. Öğrencilerime diyecek yok, üstelik bana hayranlar. Aralarında cin gibi akıllı ve hırslı gençler de var, sonuç olarak sorulan soruların haddi hesabı yok.”

Hirsch, dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’nun oğluna yazıl sınavda 3 veriyor. Dekan Sabri Şakir Ansay, Hirsch’den notu 7’ye yükseltmesini istiyor. Tabii not değişmiyor. Lozan Antlaşması’nın kutlandığı bir toplantıda başbakan Saraçoğlu, Hirsch’e: “Oğluma ne yapması gerektiğini gösterdiniz” deyip, teşekkür ediyor.

Gemicik sahipleri ve Prof. Dr. unvanlı müderrisler için ders olur mu acaba?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
9 Ekim 2013 21:21

O dönemde latin alfabesi devreye girdiği için tamamı okuma bilen bir toplumun tamamı cahil kaldı.
...........................................................

Osmanlı ve tamamı okuma bilen bir toplum.

Sen nereden tarih öğrendin?
Ben de cahil sayılırım da.

Murat fatih cebeli
9 Ekim 2013 19:10

Sayın yazar bu yazıyla cehaletimizi aleni ortaya kormuşsunuz helal olsun. O. Dönemin şartlarında tüm dünya farklı durumda değil zaten. Insanlar şehirde değil köylerde yaşandı. Malumunuz tarım toplumu. Kadınların haklarına gelince lütfen yazı yazmadan önce aaştıramıyorsanoxda az okuyun. O dönemde latin alfabesi devreye girdiği için tamamı okuma bilen bir toplumun tamamı cahil kaldı. Unutmayın Osmanlı Türkçe konuşur yazar ama aap alfabesi kullanırdı

Çalıkuşu
8 Ekim 2013 17:09

Gemicik sahipleri ve Prof. Dr. unvanlı müderrisler için ders olur mu acaba?
......................................

Olmaz Neşe Doster, olmaz.

***

Ben emekli bir eğitimci olarak yanıt veriyorum.

Bu, paket demokrasi paketi değil, Cumhuriyetin ocağına incir ağacı dikme paketidir.
Paket, demokrasi paketi değil, Cumhuriyetin temeline dinamit koyan pakettir.
Bu paket demokrasi paketi değil, Tam bağımsız Kürdistan'a vize paketidir.
Bu paket demokrasi paketi değil, emperyalizmin direktifleriyle, ülkeyi islama sarıp sarmalayarak ülkeyi bölme paketidir.
Bu pakette demokrasinin zerresi yoktur; paket, Cumhuriyet'ten öç alma paketidir; Cumhuriyeti kuranlarla hesaplaşma paketidir.

Kadını çağdışı bir anlayışla türbana dolamak, ilerici olmayacağına göre, paket gerici bir pakettir, her türlü edebi kadının saç telinde arayanların, ama bir türlü edebi tutturamayanların paketidir.

Eksikleri var tabi, masa ortağı Öcalan beğenmediyse eksiktir paket. O, hemen, diyor; paketi paketleyen, şimdilik bu kadar, bekle biraz daha, seçim de var, diyor. Ama bu kadarı bile, Bağımsızlık Savaşımızı yok saymaya yetiyor.

Bir de, ülke kaynakları yok pahasına satan zihniyet, elin kendi malını kaça sattığı ile ilgilenmesin, daha iyi.

metin korkusuz
8 Ekim 2013 15:17

mukemmel bir makale elinize saglik.

H.YILMAZ
7 Ekim 2013 19:02

BİR EĞİTİMCİ OLARAK DEMOKRATİKLEŞME PAKETİNİ OLUMLU BULUYORMUSUN?,PAKETİN İLERİ BİR ADIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORMUSUN? EKSİK YÖNLERİNİ,YAPILMASI GEREKENLERİ,PAKETİN İÇERİĞİ VE GELECEK AÇILIMLAR KONUNUZ OLMALI.DEVLETİN KORUMACI KANATLARI ALTINDA;MOTORU SÜREKLİ SU KAYNATAN KALİTESİZ ARABALARINI ÜLKEMİZDE DÜNYA FİATININ BEŞ KATINA,ÇALIŞIRKEN YÜRÜYEN ÇAMAŞIR MAKİNELERİ İLE BİR TÜRLÜ NET GÖRÜNTÜ VERMEYEN TELEVİZYONLARINI DÜNYA FİATLARININ ON KATINA BU ÜLKE HALKINA SATANLARIDA KEŞKE YAZSAYDINIZ. HALK ONLARI ŞİMDİ DAHA İYİ TANIDI.

Tüm Yorumlar (6)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI