Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

10 Ekim 2013

Yerel yönetimlerde kadının yeri

Nevin UYGURER
CHP Önceki dönem Ankara İl Kadın Kolları Başkanı


3 Nisan 1930’da Belediye Kanununun kabulü ile Türk kadını yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını elde etti. Bu tarihten önce bir çok batı ülkesinde bile kadınların seçme ve seçilme hakları henüz kabul edilmemişti.

Bugün ise, 30 Avrupa ülkesinin yerel meclislerde kadın oranı ortalaması yüzde 24 civarında iken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 2.3 dolaylarındadır. Türk kadını ilk kez 8 Şubat 1935’te yapılan genel seçimlere katılmıştır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerde bu seçime katılım %80’lere varırken, bu katılımın hemen hemen yarısını kadınlar oluşturmuştur. Seçimler sonucunda 18 kadın meclise girmiştir ve bu dönemde mecliste kadın oranı yaklaşık olarak %4.4 olarak ortaya çıkmıştır.

1935 seçimleriyle meclise giren kadınların eğitim seviyesi oldukça yüksektir ve bu kadınların bazıları Atatürk tarafından bizzat yönlendirilmiştir. Meclisin ilk kadın milletvekilleri o dönemde oturumlara erkeklerden daha çok katılmış, komisyonlarda görev almış, daha çok eğitim ve sağlık konularına yönelmiş, kız çocuklarının eğitim durumlarının iyileştirilmesi, sağlık ve kadın çalışma sorunlarının giderilmesi, dile getirdikleri başlıca konular olarak öne çıkmıştır.

1930 yılında belediye seçimlerinde İstanbul İl Meclisi üyesi seçilen Latife Bekir, ‘’Belediyecilik, her şeyden evvel büyütülmüş bir ev idaresi demektir.’’ demiştir. Siyaset sahnesinde yer alan kadınların gündelik yaşamı ilgilendiren kentsel sorunlara daha fazla yöneldikleri görülmektedir. Altyapı ve temel hizmetleri halka sunan yerel yönetimler kadınları erkeklere nazaran daha çok etkilemektedir.

Elektrik, su ve doğalgazı kullanarak ev işlerini yapan, ulaşım hizmetleriyle ev alışverişi yapıp evine dönen, çocukları okula götürüp getiren, çocuk parklarına çocuklarını götüren hatta aile içi şiddet yaşadığı zaman yerel yönetimlerin onlara tahsis ettiği çocuk ve kadın korunma evlerine sığınan kadın için gerçekten de yerel yönetimlerin önemi tartışılmazdır.
Gerek Kadınların sorunları, gerekse de bu sorunların çözüm yolları ortak olmakla birlikte, ülkemiz kadınlarının farklı kültürlerden ve farklı sınıflardan olmaları nedeniyle birlikte mücadele edebilmenin önünde bir dizi engel oluşabilmektedir.

Kadınların toplumsal hayatın içinde çok daha fazla yer almaları için yadsınamaz bir platform olan yerel yönetimlerde kadının konumunun çok daha iyi bir yerde olması gerekirken, istatistikler bunun tam tersini yansıtmaktadır. Kadınların iktidar aygıtının içinde yer almasını engelleyen tüm öznel yükümlülükleri, erkek egemen bir toplumda yaşamanın yarattığı baskılar, aktif olarak siyasetin içinde olmak için gereken maddi birikim, güç, deneyim ve birtakım bağlantılardan yoksun olmaları, kadınların yerel yönetimlerde yeteri kadar temsil edilmelerinin önünde ciddi engeller olarak durmaktadır.

Kadınların siyaset sahnesinde hak ettikleri yerde olmalarını hedefleyen bazı kadın örgütlenmeleri olmakla birlikte, söz konusu siyasal bağlantıların zayıf olması ya da bu örgütlenmelerin bazılarının kadınların üzerindeki tahakkümden doğrudan beslenen siyasi odakların himayelerinde olmaları nedeniyle, kadın örgütlenmeleri arasında da yapay ayrılıklar yaratılmakta, kadınları yerel yönetimlere yönetici pozisyonunda taşıyacak genel bir kamuoyu bir türlü oluşmamaktadır.

Türkiye’de belediye başkanı ya da meclis üyesi olabilen kadın oranı Ortadoğu ve Akdeniz ülkelerinin ortalamasının bile altında olmakla birlikte, demokrasinin henüz kurumsallaşmadığı ülkelerde bile kadınların temsiliyetinin oranı ülkemizden daha ileride bir düzeyde seyretmektedir. Kota uygulamasının siyasi partilerin tüzüklerinde, seçim yasasında ve anayasada güvence altına alınmadığı, sıklıkla göz ardı edildiği ülkemizde demokrasinin gelişiminin önündeki en önemli sorunlardan birinin, belki de en önemlisinin, kadın temsiliyetinin istenen düzeye çıkmaması olduğu unutulmamalıdır.

Yerel yönetimlerde kadınların daha fazla yer edinmesi sadece kadınlar için bir kazanım yaratmayacak, demokrasinin toplumun tüm katmanlarına yayılması ve yerel yönetimlerin daha işlevsel ve gerçekten kamu yararını gözeten bir konuma gelmesini sağlayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI