Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

20 Ekim 2013

Kılıçdaroğlu tuzağı hemen bozmalı

Aylardır yazıyor, çiziyor, söylüyor "Mustafa Sarıgül CHP'ye dönüş için dilekçe vermeyecek'' diyorduk. Bizim bu iddiamız, nihayet Mustafa Sarıgül tarafından da doğrulandı. Sarıgül, pazar günü yayınlanan Akşam Gazetesi'ne verdiği demeçte, “Ben başvuru yapmayacağım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez davet sahibi olsunlar” ifadesini kullandı.

Meslektaşımız Rezzak Oral'a konuşan Sarıgül, CHP tüzüğünün "ihraç edilenlerin bağışlanması''nı içeren 75. maddesinin uygulanmamasını da açıkça istemiş oldu. Kısacası, kendisine ''imtiyaz'' talep etti.

Hatırlarsanız, bir önceki yazımda medyadaki Sarıgül lobisinin toplumu maniple ettiğini ve gerçekleri anlatmak yerine CHP'yi yönlendirmeye çalıştıklarını dile getirmiştim. O yazıda şu ifadeyi kullanmıştım:

Sarıgül'ün yakın çevresine "Ben geri dönmek için dilekçe vermem. Kılıçdaroğlu çıkacak TV'den beni davet edecek, bana gelecek yakama rozet takacak. Daha sonra ise oturup konuşacağız, duruma bakacağız'' dediğini herkes biliyor. Ama ne ilginçtir ki; çok bilmiş gazetecilerimizin bundan haberi dahi olmuyor! Belli ki; onlar gerçeğe değil, misyonlarına hizmet etmeyi uygun buluyor... (11 Ekim)

Buna benzer ifadeleri, çarşamba gecesi TGRT Haber TV'de Ziya Osman Açıkel'in programında da dile getirdim. Sarıgül'ün CHP'ye zaman kaybettirdiğini, oyaladığını ve AKP karşısında "patinaj yaptırdığı''nı anlattım. ''Kilitlenenin CHP değil, Sarıgül olduğu''nun altını çizdim.

CHP'ye yaptırılan patinaj, ne yazık ki tam sekiz aydır sürüyor. CHP'den 2005 yılının ilk aylarında 57 sayfalık karar ve 1000 sayfalık raporla ihraç edilen Sarıgül, partinin tüm enerjisini tüketiyor. Ve bu bağlamda Sarıgül'e ne yazık ki; parti içi ve dışındaki uzantıları da çanak tutuyor.

CHP'nin Sarıgül üzerinden büyük bir tuzağa çekileceğini ve partinin tüm enerjisinin buna harcanacağını tam sekiz ay önce bu köşede dile getirdik. Kılıçdaroğlu'nu uyardık... MYK üyelerinin uyanık olması gerektiğini söyledik. Kılıçdaroğlu, ne yazık ki bu tuzağı göremedi ve partisini tekellerin maniplasyonuna açık hale getirdi.

Mustafa - Rahmi Koç, Hüsamettin Özkan, Onur Kumbaracıbaşı, Ali Topuz, Zafer Mutlu, Ferit Şahenk, Adnan Keskin ve Oğuz Kaan Salıcı CHP'nin yeniden dizayn edilmesi için aynı noktada buluştular.

Sarıgül'ün CHP'ye getirilebilmesi için medyada ise AKP'ci - Fethullah Gülen sempatizanı Mahmut Övür, AKP'ci Sevilay Yükselir, BDP'li Koray Çalışkan ve benzer çizgideki birçok gazeteci devreye girdi. Koray Çalışkan, "2011 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'na değil, Sırrı Süreyya Önder'e oy verdim'' demecine rağmen, CHP içinde Sarıgül'ün adeta gönülü temsilciliğini üstlendi.

Keza CHP'ye oy vermedikleri bilinen birçok AKP'ci, Fethullahçı, BDP'ci gazeteci de Sarıgül propagandası yapmaya başladı.

Bu ilginç koalisyonun oluşmasını sağlayan motivasyonlar birbirinden çok farklı... BDP'ci Koray Çalışkan, CHP'yi Kürt milliyetçiliğine prim veren bir çizgiye, AKP'ci Yükselir ve Övür gibi isimler ise CHP'yi AKP'nin kötü bir kopyası haline getirerek muhalefet yapabilme yeteneğini sıfırlamaya çalışıyorlar.

Başını Koç Grubu'nun çektiği kesimin derdi ise başka: Onlar da Sarıgül üzerinden yaratılacak rüzgarla, AKP'ye gözdağı vermeye çalışıyorlar. Sarıgül'ün parti içindeki uzantıları ise Sarıgül'ü genel başkan yaparak siyasi geleceklerini garanti alma derdindeler...

Anlayacağınız, Sarıgül'e yönelik beklentiler ve umutlar çok farklı...

Ancak; bu kesimin anlayamadığı önemli bir nokta var:

Sarıgül bu beklentilerin hiç birini karşılayabilecek donanım, cesaret, siyasi birikim ve politik yeteneğe sahip değil! Ki; böyle bir politik iddiası da yok! Şişli'de kalmak ve Şişli'de siyasete devam etmek ona yetiyor. AKP'yle kavga etmek, iktidar olmak gibi bir derdi de yok, niyeti de! Yani; aranan kişi Sarıgül değil... Yukarıdaki isimlerin tamamı, yanlış bir isim üzerinden yanlış beklenti içine giriyor. Ve bu beklenti, "Ben dilekçe vermem'' diyen Sarıgül'ün demeciyle birlikte çöpe gidiyor.

Tabii bu arada olan CHP'ye oluyor. Medyadaki AKP'ci - BDP'ci koalisyon, CHP'yi dışarıdan dizayn etmeye çalışırken, CHP yerel seçimlere bir türlü motive olamıyor. Adnan Keskin - Oğuz Kaan Salıcı ikilisinin yanı sıra, Faruk Loğoğlu ve Aydın Ayaydın da Sarıgül'ün CHP içindeki lobicilik faaliyetini sürdürüyor.

Faruk Loğoğlu ve Aydın Ayaydın bu sırada iki iginç gelişmeye imza atıyor:

Uzun yıllar Şişli Belediyesi'nin iştiraklerinden biri olan KENT - YOL AŞ'de danışmanlık yapan Loğoğlu, bir hafta önce hiç gereği yokken ve hiç kimse kendisine birşey sormamışken Akşam Gazetesi'ne demeç veriyor. Loğoğlu, "Kılıçdaroğlu'nu ABD'de görüştürecek muhatap bulamadık'' diyor. Bir hafta sonra ise Sarıgül'ün ABD'ye gideceği ve çeşitli temaslarda bulunacağı ortaya çıkıyor. Sarıgül böylece "ABD'de ben muhatap alınıyorum'' mesajı veriyor.

Mustafa Sarıgül'e yakınlığı aşikar olan Aydın Ayaydın ise Kılıçdaroğlu'nu gereksiz bir polemiğin içine itiyor. Kılıçdaroğlu'nun Bodrum'da olduğunu öğrenen Ayaydın hemen Bodrum'daki otele gidiyor. Kılıçdaroğlu'nu öğlen yemeğine davet eden Ayaydın, masaya büyük bir viski şişesi koydurtuyor. Viski kadehini dolduran ve Kılıçdaroğlu'nun önüne koyan Ayaydın'ın kendisi ise birşey içmiyor.

Biraz sonra Ayaydın'ın cep telefonuyla fotoğraflar çekiliyor. Kurban Bayramı'nın birinci günü Kılıçdaroğlu'nun önündeki viski dolu kadehin fotoğrafları Ayaydın'ın twitter hesabından paylaşılıyor. Fotoğraflar o gün dikkat çekmiyor. Ayaydın bu kez viski dolu kadehin olduğu fotoğrafın üzerinde oynuyor. Fotoğraf bu kez ''viski görüntüsü silinmiş'' şekilde yeniden servis ediliyor. Ve yandaş medya, fotoğraftaki değişikliği nasıl oluyorsa! birden bire fark ederek, Kılıçdaroğlu'na yönelik hücuma geçiyor. Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin dikkatini bile çekmeyen bir ayrıntı yüzünden adeta linç ediliyor. Loğoğlu ve Ayaydın'ın bu atakları, Kılıçdaroğlu'nu itibarsızlaştırmak için ciddi bir malzeme haline getiriliyor.

CHP tabanı ise olan biteni şaşkınlık ve üzüntüyle izliyor...

Taban, 2004 seçimlerinde Şişli'de yüzde 64 oy alan, 2009 seçimlerinde ise oyu yüzde 54'e düşmesine rağmen kendisine dayatılan ''Sarıgül balonu''na mı partisinin içine düşürüldüğü hale mi üzüleceğine şaşırıyor... CHP, Kılıçdaroğlu'nun tuzağı fark edememesi ve tavır alamaması yüzünden kan kaybediyor.

Neyse ki; AKP ile mücadele etme niyeti olmayan ve bunu "Ben Başbakan'a diktatör demem'' şeklinde ifade eden Sarıgül bu oyunu artık sürdüremeyeceğini görüyor da sona yaklaşılıyor.

AKP'ci Akşam Gazetesi'nin kendisi hakkında yaptığı tek bir olumsuz haber sonrası "Dilekçe vermeyecek, CHP'ye gitmeyeceğim'' diyen Sarıgül, ''dava ve kavga adamı olmadığı''nı deklare ediyor. Akşam Gazetesi'ndeki haberin devamının gelmesinden çekindiği anlaşılan Sarıgül, ipe un sermek için yeni mazeretler arıyor. Bu kez de Deniz Baykal'ı bahane eden Sarıgül, "Baykal beni istemiyor'' diyor.

Bilmeyen de Baykal'ı genel başkan, MYK, PM ya da YDK üyesi sanar! Baykal bu titrlerin hiçbirini taşımıyor. Sarıgül'ün dilekçesinin görüşüleceği hiçbir kurulda görev almıyor. Sarıgül'ün dönüşüne karşı olduğunu saklamıyor ama harekete de geçmiyor. Sarıgül ise ''oynamaya niyeti olmayan gelin (yerim dar) dermiş'' misali yeni gerekçeler üretiyor. Allahtan Baykal bu tuzağı görüyor ve Sarıgül'ün oyununa gelmiyor. (Gelmeyecek ve Sarıgül'e cevap vermeyecek)

Mustafa Sarıgül meselesinin CHP için artık bir tuzak haline dönüştüğü tespitini yeniden ve ısrarla yapıyoruz. "Türkiye Birleşik Devletleri'' kavramını savunan Sarıgül'ün, AKP'ye karşı mücadele etme gibi bir derdi de yoktur, niyeti de... Sarıgül üzerinden yapılan tartışmalar, CHP'ye zaman kaybettirmiş, ana muhalefet partisinin enerjisini heba etmesine yol açmıştır.

Kılıçdaroğlu, artık bu gerçeği görmeli ve tuzağı boşa çıkarmalıdır. Sarıgül'ün içerideki ve dışarıdaki uzantıları da bu yüzden hızla etkisiz hale getirilmelidir. Sarıgül aracılığıyla CHP etkisiz / şekilsiz / tekellerin çıkarlarına hizmet etmesi istenilen garip bir yapı haline dönüştürülmek istenmektedir. Bu CHP için büyük bir tuzaktır. CHP ya halkın partisi olacaktır, ya da tekellerin oyuncağı...

Kılıçdaroğlu bu gerçeği görmeli, BDP'ci, Fethullahçı ve AKP'cilerin Sarıgül'ü neden ısrarla istediğini iyi analiz etmelidir. Tekellerin CHP üzerinden AKP'ye gözdağı vermesine de engel olunmalıdır. Koçların, Şahenklerin, Hüsamettin Özkan'ların AKP ile bir derdi varsa, gelip CHP'ye üye olmaları ve ''meşru mücadele yöntemi''yle sahnede yer almaları gerekmektedir. CHP, Koç Grubu'nun Kalamış Marinası'ndan yönetilecek bir parti değildir. Kalamış Marina'ya kimlerin gittiği, hangi belediye başkanlarının yeniden aday olabilmek için Hüsamettin Özkan'dan icazet dilediği de bilinmektedir. (Hepsini tek tek yazacağız.)

Biz CHP Genel Merkezi'nin Ankara Söğütüzü'nde olduğunu sanıyoruz... Kılıçdaroğlu Kalamış Marina'da kurulmaya çalışılan ve iskelesi Beykoz Konakları'nda olan ''alternatif genel merkez''e gözlerini yumuyorsa, bunu deşifre etmeyi de görev biliriz.

Kılıçdaroğlu'na son söz olarak şunu söylüyoruz:

Aylardan bu yana partinin Sarıgül üzerinden enerji kaybetmesine, patinaj yapmasına, oyalanmasına ve CHP'ye yönelik güvensizlik algısının derinleşmesine sessiz kaldınız.

Sarıgül'ün CHP'ye gelmeyeceği / gelmek istemediği - gelse bile AKP'ye karşı mücadele etme gibi bir derdinin olmadığını artık siz de gördünüz.

Artık ciddi bir adım atın ve CHP'yi bu tartışmanın / tuzağın içinden çıkarın!

CHP, elinizden alınmaya, garip ve şekilsiz bir yapıya dönüştürülmeye çalışılıyor.

CHP'ye ne idüğü belirsiz bir ''Mesih'' dayatılıyor... Adeta bir ''Mesih gelecek ve CHP'yi kurtaracak'' havası yayılıyor. Bu size de size oy veren milyonlara da büyük bir hakarettir.

Bu tuzağı bozun ve yerel seçim için gerekli adımları atın...

Bu seçimler Türkiye için bir yol ayrımı anlamına geliyor. Özgücünüze, idelojinize, partinizin birikim ve yeteneğine inanın ve yola çıkın... Kitleler bunu bekliyor..

Sayın Kılıçdaroğlu; AKP'den icazet dilenen, icazet bekleyen, medya rüzgarıyla havada tutulmaya çalışılan balonlar, halkın umudu olamaz... "Adımız Halktır Bizim'' deyin ve yola çıkın.. Göreceksiniz, AKP'den kurtulmak isteyen milyonlar, sizi yine bağrına basacak... Yeter ki; bu tuzağı bozun... Yeter ki; tuzaktan çıkmaya kararlı olun...

www.twitter.com/barisyarkadas


NOT: Sarıgül hakkında övgü dolu sözler eden bazı gazetecilerin ve kamuoyu araştırmacılarının kendilerinin ya da yakınlarının Şişli Belediyesi ile içine girdikleri mali ilişkiler de CHP yönetimi tarafından mercek altına alınmalıdır.









Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
23 Ekim 2013 23:42

Önce demişim ki:
"Doğru, internette, GG'de de, eksik ama, var konuşma."

Yalan israrı üzerine de sonra demişim ki:
Ben haberi gördüğümde, altında "Ayrıntılar geliyor" açıklaması vardı.

Bu cümlelerle birlikte, bunları tamamlayan açıklamalar da var.

Ve yineleyeyim:
Altında "ayrıntılar geliyor" açıklaması olan bir haberin eksik olduğunu anlamak için üstün zeka gerekmiyor.

***

Adımı kullanıp, yazmayacağım sözleri yazan var.
Bu nedenle de, kimi zaman, belli başlıkları (dikkat, başlıkları) okuyup öncelikle yorumları kontrol ediyorum.
Nitekim, bahsedilen "Erdoğan: Yol için camiyi yıkarız" haberinin altında da bu yorumlardan biri vardı.

***

Şimdi, hâlâ, yanlış yaptın, yalan söyledin, deme noktasında iseniz, bana önerdiğiniz "yeterli bir dilbilgisi eğitimini, fazlalıktan da anlatım dersini" almak için tez elden bir öğretmen bulunuz.
Yalan ve yanlış konusunda israr ederseniz, anlama konusunda yeterli olduğunuzdan kuşku duyacağım.

Not: Ben zaten, Türkçe (edebiyat) öğretmeniyim.

Not 2: Yalan ve yanlışta israr ettiğiniz sürece de boşuna yazmayın.

Serkan Tekkanat
23 Ekim 2013 21:33

Doğru, internette, GG'de de, eksik ama, var konuşma.

Eksik olduğunu bildiğiniz konuyu okumadan mı anladınız eksik olduğunu...

Hata yapmış olabilirsiníz,hatat ettım deyın bu ısrar ve ınat nıye...

Yapmıs oldugunuz hata uzerıne ettıgınız yalan beyanı bu sekılde gıderemezsınız...

Lutfen hatanızı kabul edın...

Çalıkuşu
23 Ekim 2013 19:35

Yorumlar aşağıda.

"GG de okudum." diye bir cümle nerede var?

Serkan Tekkanat
23 Ekim 2013 19:05

Aleni yalan söylediniz hala kabul etmiyorsunuz bu nasıl bir mantık ve ruh hali anlamış değilim...

Önce GG de okudum,sonra okumadım bilmiyorum dediniz mi demediniz mi?

Daha neyi savunuyorsunuz aleni yalan söylediniz,kabul edin...

Hatasız insan olmaz,laf kalabılığı yapmayın ve yalan söylediğinizi kabul edin...

Sizin ile tartışmak için bir fırsat vereceğim...

Yalan söylediğinizi sizin yazılarınız ile kanıtlamış oldum,başka kimsenin değil...

Çalıkuşu
23 Ekim 2013 17:37

AKP'ye karşı olup da "Ben başbakan olsam, ben de başbakanın yaptıklarının aynısını yaparım" diyen Sarıgül'ü destekleyen birinin cehalet ve yalancılıktan söz etmesi son derece ironik doğrusu.

AKP karşısında olup da AKP'den şikayet edenlerin hangi isteklerine yanıt verecek de Sarıgül, 90 yıllık çınarı iktidar yapacak?

AKP, din simsarı; Fetullah'a laf söyletmem diyen Sarıgül, laiklikten yana mı?
AKP, ülkeyi türbana sarmış paket paket satıyor; "Anadolu Birleşik Devletlerini" kuracak Sarıgül mü, çare bu satışa?
AKP, ülkeyi sömürdükçe sömürmüş; Şişli'yi sömüren Sarıgül mü çare?
AKP, yargı başta olmak üzere tüm kurumların içini boşaltmış; Sarıgül hangisine karşı tavır almış?
AKP sivil diktasını ilan etmiş; Sarıgül karşı mı koymuş?
AKP, Amerika'dan gelen direktiflerle kurulmuş, programını yazmış; ABD'den icazet aldığı ile övünen Sarıgül mü, tam bağımsızlık diyebilecek?
AKP'nin timsah gözyaşlarının panzehiri, çocuklarının karşısında ağlayan Sarıgül mü olacak?

AKP grup toplantısını izleyip sonra da "yeter artık" deyip, Sarıgül'ün AKP grubunda konuşan başbakandan farklı olmadığını söyleyemeyen nerede ise, cahil ve yalancı ve hatta adamcı, işte oradadır.

Bu anlayış, 90 yıllık çınarı iktidar yapmak bir yana, o koca çınarın köküne kibrit suyu döker, ancak.

CHP'den elini çekmesi gerekenler de bunlardır işte.
CHP karşısında, küçük dağları ben yarattım edası ile duranların, CHP'ye diz çöktürdüğünü sananların, algı yaratıklarının, o çınarın tarihine katacağı bir şey olmaz.

CHP, CHP'nin ilkeleri ile iktidar olur. O ilkeleri ayaklar altına alanlar da onu iktidar yapamazlar, zaten.

Tüm Yorumlar (134)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI