Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

28 Ekim 2013

Atatürk Barış Ödülü

Harbiye Marşı’nda dediği gibi (yakında bu marşı da kaldırırlar herhalde) kanla, irfanla kurulan Cumhuriyet’i yok etmeye kalkanlar!

29 Ekimleri, 23 Nisanları, 19 Mayısları; engellemeye, yasaklamaya kalkışanlar!

Sanata, tiyatroya, baleye, operaya, heykele düşmanlık edenler!

Atatürk’ün her evde, her elde, her yürekte, her dilde “bir bayrak gibi dalgalanan” adından mı rahatsız oldunuz?

Askerlik tarihine “ülkesine zaferler kazandıran yenilmez bir komutan” olarak geçmesinden mi korktunuz?

Türk tarihine ulusunun “maddi ve manevi kurtarıcısı” olarak yazılması mı sizi ürküttü?

Uygarlık tarihinde, “yeni ve çağdaş bir medeniyet kuran lider” olarak anılması mı sizi rahatsız etti?

Siyasi tarihte, “bir saltanatın enkazı üstüne devlet kuran bir dahi” olarak yer almasından mı çekindiniz?

Devrim tarihine “geceyi gündüze, cehaleti bilime, geriliği yeniliğe, geçmişi geleceğe döndüren eşsiz bir devrimci” olarak geçmesi mi sizi kıskandırdı?

İngiliz Büyükelçisi Sir Percy Loraine’ın 1930’lu yıllarda Atatürk için söylediği; “Dimdik bir duruş, yiğit bir görünüş, eksiksiz bir giyiniş, keskin hatları olan bir vücut, insanın içine işleyen mavi gözler, her bakışında, her jestinde göze çarpan bir özgüven. Sanırım o olağanüstü bir insandı” şeklindeki sözlerini mi içinize sindiremediniz?

Suriyeli taksi şoförü Şehmuz’un; “Atatürk’ü tanıyor musun?” sorusuna verdiği; “Nasıl tanımam, canımdır o benim” yanıtını mı kıskandınız?

Tanıdık bir ismin, Turgut Özakman’ın: “Atatürk; hayatını saraylarda değil, cephelerde harcayan, zarif, nazik, terbiyeli, belleği güçlü, ateş altında korkusuzca duran, savaşta bile her gün traş olup- banyo yapan, güzel dans eden, zeybek oynayan, şarkı-türkü söyleyen, kendisiyle alay etmesini bilen biriydi. Bazen muzip, bazen duygulu, her daim şefkatli, çocukları çok seven, halkın arasına karışmaktan hoşlanan bir liderdi. Bütün komşularıyla, dünya milletleriyle barış içinde yaşamayı amaçlardı” sözlerinden mi rahatsız oldunuz?

Hakkında söylenen tüm sözlerin hiç silinmemecesine tarihe de, arşivlere de kazınması mı sizi ürküttü?

Neden kaldırdınız 1986 yılından beri verilen “Atatürk Barış Ödülünü”?

Uluslararası barışa ve dostluğa katkı sağlayan isimlere verilen bu ödülü niye iptal ettiniz?

İktidara geldiğinizden beri hiç verilmeyen bu ödülün geçmişte, sizin hiç sevmediğiniz Haydar Aliyev, Rauf Denktaş gibi kişilere verilmesi mi sizi rahatsız etti?

Bizim kuşak “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle büyümüştür. Şimdi “yurtta savaş, dünyada savaş” dediğiniz, bölgemizde savaşı desteklediğiniz için mi bu ödülden çekindiniz?

Kullandığınız dil kışkırtıcı, küçümseyici, aşağılayıcı, çatışmacı, itici, uzaklaştırıcı, ötekileştirici, azarlayan, fırçalayan bir dil olduğu için mi, barış ödülünden vazgeçtiniz?

Benim ki de soru işte?

Ne diyor Çılgın Türkler? “Mustafa Kemal’in askerleriyiz, terhis olmaya da niyetimiz yok!”

Görüyorsunuz! Yasak dinlemiyor büyük sevdalar…

Not: Balkonlarımızda dalgalanan bayraklarımızla, ellerimizde gururla taşıdığımız Atatürk resimleriyle meydanlara, alanlara, anıtlara akacağımız, destansı ve görkemli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Sevgi Turanli
28 Ekim 2013 10:27

Icimize isik veren muhtesem bir yazi,Cumhuriyetimiz nesilden nesile artan Ataturk sevgimizle buyusun,ellerinize ve ruhunuza saglik sayin Nese Doster...sizinde Cumhuriyet Bayraminiz Kutlu Olsun....

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI