Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Temmuz 2014

 

MEDYA

1 Ekim 2006

Emin Çölaşan ne demek istedi?

Hürriyet Yazarı Emin Çölaşan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın soy kütüğünü yazdı.

reklam
İNSANLARIN DİN KÖKENİ

EMİN ÇÖLAŞAN - HÜRRİYET


İslamcı basın laikliği savunan, bugünkü iktidarla ters düşen bazı rektörlerin aile bireylerine ve kökenine kafayı taktı. Onları yıpratmak için manşetler atılıyor:

"Falanca rektörün dedesinin adı Agop. Ötekinin bir dedesi Artin, öbür dedesi Ohanis. Bunlar Müslüman değil, Hıristiyan kökenli. Ermeni, Süryani..."

Bunlar bir yandan AB savunuculuğu yapar, öbür yanda ise işlerine gelmeyen kişileri "Hıristiyan kökenli" olmakla suçlar.

İnsanların anasının babasının, ailesinin şu veya bu kökenden gelmesinin hiç önemi yok. Önemli olan, onlar bu ülke için gerekeni yapıyor mu sorusuna olumlu yanıt verebilmektir.

* * *

Elimde Recep Tayyip Erdoğan’ın aile nüfus kütüğü var. Devletin resmi belgesi.

Bu belgede "baba tarafından çeşitli kimselerin anneleri" olarak şöyle isimler geçiyor:

"Havuli... Farfuli... Fatuli..."

Örneğin, Ahmet ve Yunus Erdoğan’ın ana adı Havuli.

Fatuli Erdoğan’ın ana adı Farfuli, Vesile Erdoğan’ın ana adı Fatuli.

Bizim aklımıza insanların soyunu sopunu araştırmak, oralardan sonuç çıkarmak, bunları siyasal amaçla kullanmak asla gelmez.

"Falanca Ermeni’dir, filanca Rum’dur, Yahudi’dir, dönmedir!.."

İnsanların ve ailelerin kökeni şu veya bu olabilir.

Onlar Hıristiyan, Musevi kökenli de olabilir. Kınanması gerekmez.

Biz, rektörler ve başbakanlar dahil istisnasız herkesi dinine, ırkına, aile kökenlerine göre değil, bu ülkeye yaptıkları -veya yapmadıkları- hizmetle değerlendiririz.

Her uygar insanın yapması gereken de budur.


AHMET HAKAN DA SOY-SOP MESELESİNE GİRDİ:

Öte yandan, Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan da Rektör Emin Alıcı'nın açıklamalır üzerine "soy-sop polemiği"ne girdi. İşte o yazı:

Ah o namert kültür


NE demiştik?

"İslamcı, dindar, radikal İslamcı, muhafazakár, mukaddesatçı" diye adlandırdığımız kişiler, önce kapalı cemaat ortamında "tehlikeli" bir söz ederler...

Sonra?

Ne söyledikleri bir biçimde ortaya çıkarılır.

Ve kıvırma başlar!

"Bana komplo kuruldu" türünden inandırıcılıktan uzak savunmalardan tutun da, "Aslında ben öyle demek istememiştim" türünden akla hayale gelmeyecek tevillere kadar zekámıza hakaret eden bin türlü izah biçimleri geliştirilir.

İşte bu "Herkesi salak yerine koyma" tarzından yakınmış ve sormuştuk:

Nereden çıktı bu namert kültür?

* * *

İşte bakın...

Çok geçmeden ortaya çıktı ki, bu "kültür", sadece bir tarafın kültürü değilmiş!

Bazen en laikçimiz de "kıvırarak durumu kurtarma" hareketi çekebiliyormuş!

İşte İzmir 9 Eylül Üniversitesi Rektörü Emin Alıcı’nın durumu.

"Karşıyaka Toplantıları" adı verilen toplantılarda bir konferans vermiş.

Demiş ki:

"Ah keşke Anadolu halkı 250 sene evvel Müslüman olmasaydı!"

Güzel...

Burası laik bir ülke olduğuna göre, "İyi ki Türkler Müslüman oldu" cümlesini sarf etmek nasıl meşru ise, "Keşke Türkler Müslüman olmasaydı" demek de o kadar meşrudur.

Yeter ki kurduğunuz cümlenin arkasında duracak cesareti gösterin!

Peki Emin Alıcı’da o cesaret var mı?

Ne gezer!

İleri sürdüğü tezin manşetlere tırmanacağını fark eden Rektör Alıcı, önce sonuna kadar inkár yöntemini seçerek "Ben söylemedim. Akıllı olan böyle sözler söylemez" diyor.

Ardından...

Kaset ortaya çıkınca... Yani olay "inkár" edilemeyecek noktaya gelince...

Şöyle diyor:

"Ben Hıristiyanım ve bu sözler Papa’nın Müslümanlar’a sarf ettiği sözler kadar etkili olur. Sonuçları da benim için çok kötü olur."

* * *

Peki "herkesi salak yerine koyan" muhafazakárı afişe ettik de, herkesi salak yerine koyan rektörü es mi geçeceğiz.

Tabi ki geçmeyeceğiz...

Ve şunları söyleyeceğiz:

Rektör Bey...

Madem sonuçlarına katlanamayacaksın...

Madem bedelini ödeyemeyeceksin...

Madem çıkıp mertçe "Evet kardeşim! O sözleri söyledim; çünkü böyle düşünüyorum" diyemeyeceksin...

O halde o "boyundan büyük" lafları ne diye söylüyorsun?

Mesajın kimedir? Amacın nedir?

Hadi diyelim ki ağzından kaçtı.

Sonuçlarına katlanmak yerine ne diye dinini diyanetini açığa vurup durumu kurtarmaya çalışıyorsun.

Bize ne senin Hıristiyanlığından?

İster dini bütün Müslüman ol, ister Süryani...

Biz şuna bakarız:

Söylediğin cümlenin arkasında mısın, yoksa kıvırıyor musun?

Mert misin? Yoksa zor durumda kalınca mertliği falan paranteze mi alıyorsun?

Önce bunlara bakarız.

Ancak burayı geçtikten sonra...

Söylediklerini tartışabiliriz.

Sen daha burayı geçemedin ki Sayın Rektör?