Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

3 Eylül 2014

 

GÜNCEL

19 Haziran 2011

Atatürk'ün sansürlenen mektubu

Atatürk’ün 80 yıl önce Türk Tarih Kurumu’na yazdığı hiç yayınlanmayan mektubu bulundu!

reklam
Araştırmacı-Yazar Atilla Oral’ın yeni çıkan “Atatürk’ün Sansürlenen Mektubu” adlı kitabında Atatürk’ün 80 yıl önce Türk Tarih Kurumu’na yazdığı ve birkaç satırı hariç tam metni bugüne kadar hiç yayınlanmamış 21 sayfalık mektubun orijinali yer alıyor.

Habertürk gazetesinin haberine göre, Atatürk’ün 80 yıl önce Türk Tarih Kurumu’na yazdığı ve birkaç satırı hariç tam metni bugüne kadar hiç yayınlanmayan mektubu bulundu!

Araştırmacı-Yazar Atilla Oral’ın “Atatürk’ün Sansürlenen Mektubu’’ adlı kitabında bu şaşırtıcı gerçeğin detayları ve Atatürk’ün sert bir dille kaleme aldığı 16-17 Ağustos 1931 tarihli 21 sayfalık mektubun tam metni ilk kez yayınlandı. Oral, Atatürk’ün Yalova’dan yazdığı mektubun 80 yıl boyunca gizlendiğini, bazı bölümlerinin tahrif edildiğini söyledi:

“Mektubun sadece birkaç satırı Türk Tarih Kurumu’nca yayınlandı. O satırlar arasında Atatürk’ün ünlü, ‘Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir! Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır. Siz buna razı mısınız?’ cümlesi de yer alıyor. ‘Siz buna razı mısınız?’ cümlesi bile sansürlenip kesildikten sonra Atatürk’ün bu ünlü sözü Türk Tarih Kurumu’nun merkez binasında mermer levhalara kazındı.’’

ATATÜRK ÇOK KIZMIŞ

Oral kitabında mektupla ilgili şu bilgileri veriyor: “(...) Konu ders kitaplarının hazırlanması ile ilgili. Atatürk tarih yazımı için ‘Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’ni görevlendiriyor. Cemiyet, liselerde okutulacak tarih kitaplarının yazımına başlıyor. ‘İslam Tarihi’ ve ‘Türklerin İslam’daki Yeri’ ile ilgili bölümü ise Mısır’daki ünlü El Ezher Camii ve Üniversitesi mezunu Zakir Kadiri hazırlıyor. Atatürk, Arap milliyetçiliğini ön planda tutan bu bölümlere itiraz ediyor, bazı düzeltmelerin yapılmasını istiyor. Ancak düzeltmeler istediği gibi yapılmayınca adeta ateş püskürüyor.”

MEKTUPTA NELER YAZIYORDU?


“Muhammed’in halifesi unvanını taşımak maskaralığında bulunanlar (...) Bir hırka ve bir hurma hikâyesi artık bir insanlık erdemi olarak gösterilmek felsefesi esas tutularak tarih yazılmamalıdır. Bunun gibi Arap ordularının birçok esirlerinden bir köle sınıfı vücuda geldiği bahsedilirken bu kölelerin Türk çocukları olduğu dile getirilerek hangi taraf için ne anlamda bir övünme nedeni arandığını araştırılıp incelenmeden Türk tarihi içine konulmamalıdır. Şüphesiz Türkler çok kahraman evlatlar (...) ilim, sanat ve bilhassa askerlik ve başkumandanlık mevkilerini elde etmişlerdir ve sonuçta Arap imparatorluğu unvanını taşıyan bütün memleketlerde birinci derecede güç ve hâkimiyet sahibi olmuşlardır. En nihayet Muhammed’in halifesi unvanını taşımak maskaralığında bulunanları emir ve iradelerine boyun eğdirmişlerdir.’’

'NOTLARI DÜZELTİRKEN...'


“Teyfik Beyefendi! (Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu) Zakir Kadiri’nin ahmakçasına notlarını düzeltirken bu noktalara dikkat buyurunuz. Sonradan uydurma bir eser meydana getirerek ardından pişman olmaktansa hiçbir eser meydana getirememek beceriksizliğini itiraf etmek daha iyidir. İlim alanında şüpheli olmak, Mısır’ın Camii Ezher’i mezunlarına inanmaktan daha iyidir.’’

ÇÖPTEN ÇIKTI

Oral, mektubun bulunuş hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Beyoğlu Hazzopulo Pasajı’nda düzenlenen kitap ve fotoğraf müzayedelerinin birinde Türk Tarih Kurumu eski Genel Sekreteri Uluğ İğdemir’e ait çeşitli belgeler satışa çıktı. Bu belgeler içinde Atatürk’ün el yazısı mektup sayfalarının yıllar önce çoğaltılmış eski kopyaları da vardı. Belgeleri satın aldım. Dokümanları müzayedeye getiren sahaf arkadaşım belgelerin çöpten çıktığını söyledi.’’

ZAKİR KADİRİ KİMDİR?


Aslen Türkistanlı olan Zakir Kadiri Ugan 1878 yılında dünyaya geldi. Mısır’daki El Ezher Üniversitesi’nde eğitim gördü. Ders kitapları için hazırladığı İslam tarihi ve Türklerin İslam’daki Yeri konularını, Camii Ezher Medresesi şeyhlerinin kabul ettiği Arap milliyetçiliği düşüncesine göre yazınca Atatürk’ü çileden çıkardı.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

aladoğan
20 Haziran 2011 17:37

Çanakkale Savaşlarının Başkomutanı Atatürk'ten korkup titreyen herkesin ayağını kaydırmasına rağmen Ulu Önder'e erişmeye gücü ve kapasitesi yetmeyen Alman Mareşal Limon Von Sanders'dir. Çanakkale Savaşları Almanlara rağmen kazanılmıştır. 3. Kolordu ve Türk Tümenleri, Çanakkale’ye düşman donanmasının Sebdülbahir ve Kabatepe’den çıkacağını düşünürken, Liman Paşa, düşmanın Saroz körfezinin uç kısmından, Bolayır civarından çıkacağını düşünmüş, bütün savaş planlarını bu yanlış öngörüsü üzerine yapmıştır.
Liman Paşa, Türk komutanların düşmanı mümkün olduğu kadar kıyıda karşılama planını değiştirerek, kuvvetleri merkezde toplayıp nereye çıkarma olursa oraya yönlendirme stratejisi izlemiştir. Bu plana bağlı olarak Türk komutanların kıyılara yerleştirdiği kuvvetleri geri almıştır. Örneğin, yarımadanın en güneyindeki Sebdülbahir’de sadece bir tümen bırakılmıştır. Bu nedenle düşman her çıktığı noktada rahatça tutunma şansı bulmuştur. « Liman Paşa, Çanakkale’ye çıkarmanın başladığı gece, Gelibolu’daki karargahından ayrılıp Saros’a gitmiş, Mehmetçik düşmanla boğazlaşırken, Sanders Paşa, o gece orda kalarak sabah geri dönmüştür. (Liman von Sanders, s.87,88). Üstelik kimseye emir yetkisi vermemiştir. İşte o gece Mustafa Kemal kimseden emir almadan “inisiyatif kullanarak” harekete geçmek zorunda kalmıştır.

Çalıkuşu
20 Haziran 2011 17:25

İngiliz casusu Lawrence’ın kendi anlatımından bir anısı
“Osmanlı’nın çöküşü için Arap yarımadasında Padişah Halifeye karşı ayaklanmaya ihtiyaç vardı. Bunu teminde hiç zorluk çekmedim. Hicaz Şerifi HÜSEYİN, oğulları FAYSAL ve ABDULLAH, kendileri ve ümmetleri için ihaneti mukaddes vazifesayarak adeta bana yol gösterdiler. Abdullah bana Belçika’dan Her Arabın atasından miras olarak aldığı Türk düşmanlığı patlamak için ateş bekleyen bomba gibiydi. Hediye edilmiş bir mavzeri armağan etti ve ‘Türkler üzerinde deneyin’ dedi. Dediğini yaptım. İleri rütbeli bir Türk subayını öldürdüm. Namluya bir çentik attım. Daha sonra bir gün bedevilerin zehirlediği kuyulardan su içerek ölmek üzere olan Türk askerleri üzerinde silahı denedim. Namluya onların sayısıkadar çentik attım.”

Çalıkuşu
20 Haziran 2011 17:15

İngiliz casusu Lawrence’ın kendi anlatımından bir anısı
“Osmanlı’nın çöküşü için Arap yarımadasında Padişah Halifeye karşı ayaklanmaya ihtiyaç vardı. Bunu teminde hiç zorluk çekmedim. Hicaz Şerifi HÜSEYİN, oğulları FAYSAL ve ABDULLAH, kendileri ve ümmetleri için ihaneti mukaddes vazifesayarak adeta bana yol gösterdiler. Abdullah bana Belçika’dan Her Arabın atasından miras olarak aldığı Türk düşmanlığı patlamak için ateş bekleyen bomba gibiydi. Hediye edilmiş bir mavzeri armağan etti ve ‘Türkler üzerinde deneyin’ dedi. Dediğini yaptım. İleri rütbeli bir Türk subayını öldürdüm. Namluya bir çentik attım. Daha sonra bir gün bedevilerin zehirlediği kuyulardan su içerek ölmek üzere olan Türk askerleri üzerinde silahı denedim. Namluya onların sayısıkadar çentik attım.”

Çalıkuşu
20 Haziran 2011 16:57

Anadolu Köylüsü, Atatürk’ün bir yenilgisi olmasından doğaldır ki memnun olacaktır.
Neden mi?
Atatürk’ün o bölgedeki İngiliz işgalini durmak istemesi ama başarılı olamamasının, önemli nedenlerinden biri, çok sınırlı askerinin olmasıdır.
Osmanlı padişahı orduyu eğitsin diye, Alman komutan General Liman von Sanders’i görevlendirmiştir ama bu Alman komutan ile Atatürk anlaşamaz. Alman komutanın stratejik hataları Atatük’ün bu komutanla anlaşamamasının en önemli nedenidir.
Yenilginin önemli nedenlerinden biri de İngilizlerin kışkırttığı işbirlikçi Mekke Şerifi Hüseyin’in Osmanlı Devletine karşı ayaklanmasıdır. İngiliz casus Sir Lawrence’ın o bölgede yaptıkları belgelerle ortada.

Anadolu Köylüsü, hayran olduğu Araplar’ın işbirlikçilik başarısından memnundur.

Not: Osmanlı ordusu’nun, I. Balkan Savaşı’nda uğradığı büyük bir yenilgi nedeniyle yeniden organize olmaya ve reforma ihtiyac duyması, Osmanlı Hükümeti’ni, 1913 yılında Almanya’dan askeri ıslah heyeti istemeye yöneltir. Alman genelkurmayı da, bu iş için Liman Von Sanders’i görevlendirir. Bu sırada padişah V. Mehmet Reşat’tır.)

CHP Sempatizanı
20 Haziran 2011 10:57

Anadolu Köylüsü Google Cemaat tarafından kirletilmiş bilgilerle, köktendinci tarihçilerin uydurma belgeleriyle dolu sen yolla biz siz sana gerekli cevabı veririz. Ama mert ol. Ne düşünüyorsan onu yaz. Artık bu ülkede BDP ile birlikte % 57 diğer dincilerle % 60 kemik oyunuz var. Hepinize hodri meydan. Tarihle oynnamayacağını size gösterelim...
İddianı gerekçeni belgeni söyle cevabını aynı şekilde verelim olmaz mı?
Bu ülke arapların kültürüne boyun eğmeyecek biat nedir bilmez, hak yemez % 20 lerle sizlere her zaman dersinizi verir. Çünkü menfaati yoktur, korkmaz, eğilip bükülmez... Tek isteği Atatürk'ün ideallerine uygun şekilde toplumunu yüceltmektir. Onlara rağmen, onların önünü açıp en iyi olabileceklerini olmalarında yol göstermektir.

Tüm Yorumlar (18)

GÜNCEL KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLERİMİZ