Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

1 Kasım 2014

 

KADIN - SAĞLIK

9 Ekim 2012

Kadınların cinsel sorunları

Kadınların yarısının yaşamları boyunca en az bir kez cinsel sorun yaşadığı ortaya çıkıyor.

reklam
Yapılan çalışmalar kadınların ortalama kadınların yarısının yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşadığını ortaya koyuyor. Öyle ki bu sorunlar cinsel ilişkinin çeşitli aşamalarında görülebiliyor. Cinsel sorunların temelinde ise psikoloji yatıyor. Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy Türk kadınının sorununu vajinismus olduğuna dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy, yapılan araştırmalarda kadınların %30-60’ında yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşandığının görüldüğünü söyledi. Sorunların cinsel ilişkinin her aşamasında görülebildiğine dikkat çeken Demirsoy, cinsel ilişkinin istek, uyarılma, doyum gibi aşamaları olduğunu belirtti.

Bir aşamada yaşanan sorunun diğer aşamayı etkilediğini, kadınlarda istek ve uyarılma sorunlarıyla çok sık karşılaştıklarını ifade eden Demirsoy, vajinismusa dikkat çekti. Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy;

Türk Kadınının Sorunu Vajinismus

“Kadınlarda istek ve uyarılma sorunları en sık karşılaşılan problemdir. Orgazm sorunu dile getirenlerde de ayrıntılı değerlendirme yapıldığında aslında çoğunlukla istek ve uyarılma aşamalarında sorun yaşandığını ve buna bağlı olarak orgazm sorunun ortaya çıktığını görüyoruz. Cinsel sorunlarla yapılan başvurularda batılı ülkelerde istek ve uyarılma sorunları daha çok, bizde ise en sık başvuru nedeni vajinismus.”

Cinsel İsteksizlik Sorun Olarak Görülmüyor

Vajinismus tedavisinin sağlıklı evlilikte önemli olduğunu hatırlatan Demirsoy toplumda cinsel isteksizliğin sorun olarak görülmediğine dikkat çekti.

“Cinselliğin bizim toplumumuzda kadından çok erkeğin dünyasına ait olarak algılanması ve kadınların cinsellikten uzak yetiştirilmesinin etkisi ile kadınlar cinsel isteksizlik hissettiğinde çoğunlukla bunu sorun olarak algılamıyor ya da sorun olarak yaşasa bile bunu dile getirmeyi uygun bulmuyor. Bu nedenle de cinsel isteksizlik gibi bir sorun genellikle başvuru nedeni olmuyor.

Cinsel istek ve uyarılma eksikliğini genellikle evlilik sorunları veya depresyon gibi başka problemlerle ilgili başvurular sırasında yaptığımız görüşmelerde tespit ediyoruz. Vajinismus sorunu ise cinsel birleşmeyi imkânsız kılarak evliliğin devamını zora soktuğu için direkt olarak yardım arayışına girilen ve kültürel etkilerde de bizim toplumumuzda sık karşılaşılan bir problem.”

Cinsel Sorunların temelinde Psikoloji Var

Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy cinsel sorunların temelinde psikolojik etkenlerin olduğunu da vurguladı.

“Cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde pek çok etken var. Bu etkenleri biyolojik ve psikolojik olarak iki başlık altında toplamak mümkün ama kesin ayrım yapmak zor çünkü biyolojik kaynaklı bir probleme çoğunlukla psikolojik yaşantılar da eklenir. Bedensel hastalıklar, ilaç kullanımı, gebelik ve menopoz gibi kadında hormonal değişiklikler yaratan dönemler, depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar ve sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçlara bağlı yan etkiler biyolojik nedenler içinde sayılabilir. Ancak karşılaştığımız cinsel sorunların çok azı fiziksel, biyolojik nedenlere bağlı oluyor, daha çok psikososyal nedenlerin rol oynadığını görüyoruz."

Demirsoy kadınlarda cinselliğin eşine karşı bir göreviymiş gibi algılanmaması gerektiğini de kaydetti. Demirsoy;

Cinsellik Kadının Görevi Değil

“En sık karşılaştığımız neden bilgi eksikliği ve hatalı öğrenmeler. Cinsellikle ilgili çok yaygın yanlış, olumsuz inanışlar var. Kız çocukları bizim toplumumuzda cinsellikten uzak yetiştiriliyor. Cinsellik zaten genel olarak toplumumuzda ayıp, günah, hatta kötü, pis bir yaşantı olarak algılanıyor. Kadının cinselliğe ilgi, istek duyması ise kadının hafifliği, iffetsizliği şeklinde kültürel yargılar var toplumumuzda. Kadınlardan beklenen sadece eşine yanıt verebilmesidir, bunun aksi düşünülmez, hoş karşılanmaz. Bu nedenle de kadınlar cinsel ilişkiyi çoğunlukla eşlerine karşı bir görev olarak yaşıyor.”

Yanlış İnanışlar Sizi Cinsellikten Soğutmasın!

Demirsoy cinsel mitlere de dikkat çekti.

“Yapılan araştırmalar bizim toplumumuzda kadınların büyük bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine katılmadıklarını ya da çok az katılımları olduğunu, cinsel birleşmede ise çoğunlukla hareketsiz kaldıklarını gösteriyor. Bu tutumun ardında “cinsellikte erkek zevk alır, cinsel ilişki erkeğin istediği bir şeydir ve erkek ilişkiyi başlatmaktan ve sürdürmekten sorumludur” gibi cinsel mit dediğimiz yaygın hatalı inanışlar rol oynuyor. Bu şekilde düşünen kadınlar eşlerine neyi cinsel olarak çekici, uyarıcı bulduklarını veya neyi istemediğini söylemekten kaçınıp yeterli uyarılmanın olmadığı bir cinsel ilişkiyi sadece görev duygusuyla sürdürüyor, böyle bir yaşantıya maruz kalmak ise bir süre sonra cinsellikten tümüyle soğuma gibi tatsız sonuçlara yol açabilmektedir.

Cinsellikten uzak yetişen bir kadın için eşinin sevgi ve ilgisi ön plandadır, bu yüzden evliliğin cinsellik dışı iletişim alanında problemler, çatışmalar olduğunda veya eşler arasında paylaşım eksiklikleri varsa bu da kadınlarda cinsele sorunların yaşanmasında önemli bir etken olarak karşımızda çıkıyor.”