Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

KÜLTÜR-SANAT

22 Ekim 2013

Osmanlı arşivi 'tarihe' karıştı

150 milyon belgeye sahip Osmanlı arşivinin yüzde 25’i kullanılamaz hale geldi.

reklam
Milliyet / 2000 yılına kadar geçen sürede 150 milyon belgeye sahip Osmanlı arşivinin yüzde 25’i kullanılamaz hale geldi. Yurtdışına birçok belge kaçırılırken, Bulgaristan’a yanlışlıkla gönderilen belgelerin Türkiye’dekilerden daha iyi korunduğu ortaya çıktı.

150 milyon belgeye sahip Osmanlı arşivindeki belgelerin 2000 yılına kadar geçen sürede yüzde 25’inin kullanılamaz hale geldiği, Osmanlı dönemine ait olmak üzere, 300 bin belge ile 50 bin yazma kitabın Sırp bombardımanında yok edildiği, 600 bin belgenin ise Fransa’ya kaçırıldığı ortaya çıktı. Bu arada zamanında Bulgaristan’a arşivlerimizden yanlışlıkla gönderilen iki milyon belgeyi Bulgarların bizden daha iyi koruduğu, Gürcistan’dan ise bir fotokopi makinesi karşılığında, 4 bin belge ve Rus ve Ermeni katliamlarını belgeleyen fotoğraflar alındığı tespit edildi.

20 Nisan 2000 tarihinde, Büyükelçi Faruk Loğoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı Müşteşarlığı döneminde gerçekleşen bir toplantıda; Osmanlı arşivinin durumu değerlendirildi. Toplantının gizli tutanaklarında 1846 yılında Hazine Evrak Nezareti olarak kurulmuş olan Osmanlı arşivlerindeki sorunların tespiti için dönemin Devlet Arşivleri Genel Müdürü İsa Özkul’un bilgisine başvurulduğu ortaya çıktı.

İşte dönemin Devlet Arşivleri Genel Müdürü İsa Özkul’un anlattığı ve gizli tutanaklara geçen Osmanlı arşivimizin 2000’li yıllara kadar olan durumu:

* Osmanlı egemenliğinde bulunan 38 ülkede Osmanlı arşiv belgelerinin mevcut olduğu saptandı.

* Hiçbir ülke arşivinde araştırmacıya belgenin orijinali verilmemekte. Ancak bizim arşivlerimizden belgenin orijinali ya da fotokopisinin çıktığı iyi koşullarda muhafaza edilmedikleri anlaşıldı. Mevcut belgelerin yüzde 25’inin kullanılamaz hale geldiği tespit edildi.

* Osmanlı arşivlerimizden çıkan birçok bilginin, İngiliz kaynaklarındaki bilgileri yalanladığı anlaşıldı.

* Zamanında Bulgaristan’a arşivlerimizden yanlışlıkla gönderilen iki milyon belgeyi Bulgarların bizden daha iyi korudukları öğrenildi.

* Makedonya ve Bosna-Hersek’teki belgelerimizin ise korunmaya muhtaç durumda olduğu, 1992 yılında Bosna-Hersek’te mevcut 300 bin belge ve 50 bin yazma kitabın Sırp bombardımanı ile yok edildiği belgelendi.

* Cezayirli yetkililer çoğu Osmanlı dönemine ait olmak üzere, 600 bin belgenin Fransa’ya kaçırıldığını tarafımıza açıkladı.

* 1999 yılında Türkiye’nin katkısıyla Gürcistan Devlet Arşivleri’ne fotokopi makinesi hediye edilerek bu sayede bu ülke arşivlerinden, çoğu Rusça ve Osmanlıca olmak üzere 4 bine yakın belge ile Erzurum’daki Rus ve Ermeni katliamlarını belgeleyen 83 fotoğraf getirildi.

* Azerbaycan ve Acar Özerk Bölgesi’nde çok sayıda belge olduğu tespit edildi.

* Devlet Arşivleri’nin dışında, örneğin Topkapı Müzesi Arşivi, Şeriye Sicilleri, Tapu ve Kadastro Arşivleri, Denizcilik İşletmeleri Arşivlerinde de önemli miktarda Osmanlı dönemine ait belge bulunmakta. Ancak bu belgelerin de anılan kuruluşlarca iyi korunmadığı için Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne devredilmeleri istendi.

* Osmanlı arşivlerini tanıtıcı broşür çok eksik ve tercüme hataları ile dolu. Bu broşürün Dışişleri Bakanlığı ile birlikte elden geçirilmesi talep edildi.

* Ermeni konularında 1993 - 2000 tarihleri arasında 190 kişi Osmanlı arşivlerimizde araştırma yaptı.

* Şinasi Orel başkanlığında bir heyet tarafından, 1691-1896 dönemini kapsayan 3 bin belge derlendi. Bu çalışma sırasında kullanılan belgeler Harp Akademisine gönderildi. 55 ciltlik olması öngörülen ancak 39. ciltte kalan bu çalışmayla ilgili belgelerin mikrofilmlerinin yurtdışında dağıtıldığı, çalışma sırasında bu belgelere birtakım numaralar verildiği ve sonradan arşivlere iade edilen belgelerin arşiv sistemine göre yeni numaralar alarak yerlerine kaldırıldığı, bunun daha sonraki yıllarda ciddi sıkıntılara yol açtığı anlaşıldı.

* Ara Sarafian, dışarıdaki bir katalogda mikrofilmini gördüğü belgenin burada aslını görmek istedi, ancak bu belgenin, yukarıdaki nedenden ötürü bulunamaması üzerine, bizi, Türkiye’yi belgeyi saklamakla suçladı.

* Devlet Arşivleri olarak 1990 yılından bu yana yedi adet ciddi eser hazırladığı halde aralarında Nazım Paşa’nın ‘Doğu Sorunu” gibi çok değerli bilgiler içeren kitabının da bulunduğu son dört cildini yabancı dillere çevirtemedi.

* Otomasyon projesi ihalesi için Tanıtma Fonu’ndan 1.060.000.- (bir milyon altmış bin) ABD Doları ayrıldı ama ihale projesinin iptal edilmesinin arkasında, bilgisayar firmalarının, arşivlere mikrofilm merkezi yerine çok sayıda bilgisayar alımı yapılması için yaptıkları baskının yattığı anlaşıldı.

* Belgeler yedi ayrı tarihi binada muhafaza edilmekte ancak bu binalarda ısı, nem gibi, belgelerin korunması açısından önemli fiziki olayları ayarlamalarının mümkün olmadığı gibi, bu binaların ıslahı da mümkün görülmedi.

Söz konusu toplantıya başkanlık eden dönemin Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Özkul tarafından verilen bilgilerin olayın boyutlarının ne kadar ciddi olduğunu ortaya çıkardığını toplantıda ifade ederek, bu kadar köklü bir geçmişe sahip bir devletin kendi geçmişine ait belgelere sahip olamamasının üzücü olduğunu, dolayısıyla, bu soruna, teknolojik imkanları da kullanarak kökten ve çağdaş bir çözüm bulunması gerektiğini, arşivlerimizle ilgili olarak çözülmesi gereken, yer, mikrofilm merkezi, diğer kuruluşlardaki belgelerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne devri olmak üzere üç ana sorunun mevcut olduğunun anlaşıldığını, bu konuda üzerimize düşenin yapılacağını, bu arşivlerde öncelikle Ermeni belgeleriyle ilgili sıkıntılara bir çözüm arayışına gidilebileceğini belirtiyor.

‘Tasnif 70 yıl sürer’

Konuyla ilgili olarak komisyona bir saate yakın, Osmanlı arşivinin durumunu aktaran Özkul kayıt altına alınan konuşmasında; 150 milyon belgenin yaklaşık yüzde 60’nın tasnif edildiğini, ancak gerekli koşullar sağlanmazsa mevcut koşullarda arşivlerin tamamının tasnifinin 70 yıl daha süreceğini belirtiyor.

2002’de Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı bünyesinde yapılan iyileştirici çalışmalar dört yıl içerisinde sonuç vermiş olmalı ki; 2005’te Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay, basına Osmanlı arşivindeki 150 milyon belgeden 100 milyonunun tasnif edildiğini, tarihi belgelerin yıpranmaması ve bilimsel çalışmaların daha kolay yapılabilmesi amacıyla da arşivler elektronik ortama taşındığını açıklamıştı.

DEVLET ARŞİVLERİ NE YAPAR?

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü millî arşiv politikasının esaslarını belirlemek, bu esasların uygulanmasını takip etmek ve denetlemek, devlet ve millet hayatını ilgilendiren her türlü bilgi ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve saklamak, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel şahısların elinde bulunan arşiv malzemesini tespit etmek, toplamak, gerektiğinde satın almak, bunların tamir ve restorasyonunu yapmak, tasnif ve tercüme etmek, uygun görülenleri yayımlamak, her türlü bilgi ve arşiv malzemesini derlemek, ayıklamak ve her an kullanılır hale gelecek şekilde tasnif ederek, muhafaza etmek gibi amaçlarla kurulmuş Başbakanlık merkez teşkilatı kuruluşudur.

5 Ocak 2012 tarihi itibarıyla Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü görevine Doç. Dr. Uğur Ünal atanmıştır.