Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

24 Nisan 2017

 

YURTTAN HABERLER

26 Ekim 2013

Kocaoğlu'ndan bombardıman

Aziz Kocaoğlu İzmir Valisi'nin belediyele karşı tutumunu sert dille eleştirdi.

reklam
Özelleştirme İdaresi tarafından satılan Bornova Ağaçlı Yol’daki Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü’ne ait alan nedeniyle düzenlenen yürüyüşe katılarak destek veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu burada kent gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Başkan Aziz Kocaoğlu’nun açıklamasından satır başları şöyle:

“Ankara ziyaretim yanlış algılandı”

Ankara’ya yaptığı ziyaretin yanlış algılandığını ifade eden Başkan Kocaoğlu, “Yanlış algılandı, yahut basında yanlış algılandı. Siyaset giderek hızlandığı için sanıyorum. Esas olarak ben Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın fuar alanında bir ÇED talebi vardı, ÇED süreci başlasın isteniyordu. Onu müsteşar beyle, Ercan Tıraş beyle görüştüm. Bir de körfezde Devlet Demiryolları ile yürüttüğümüz projede bir sınır tahsisi vardı. Onu da yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Ercan Tıraş beyle görüştüm. Onlarda konuyu değerlendirdiler. İkisinin de bugün yarın hallolması lazım. İşin geciktiği ve bizim önerdiğimiz sistemin doğru olduğunu onlar da kabul ettiler. Böylece o iki problemi hallettik. Ankara’ya çok seyrek gidiyorum. Ankara’ya gitmişken görüşmek üzere Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’ndan randevu almıştım. İzmir’i konuştuk. Tamamen genel çerçevede bir değerlendirme oldu. Bir de iktisat kongresi var biliyorsunuz. Arkasından bizim Engelsizmir Kongresi var. Onları konuştuk. Neler yaptıklarımızı konuştuk. Adaylık konusunda açıkça söyleyeyim bir şey konuşmadık. Adaylık konusunda benim tutumumu biliyorsunuz. Süreci izliyoruz. Süreç devam ediyor. Ama ben dün de sayın genel başkanımıza gerekli bilgileri, yani İzmir ile ilgili bilebildiğim değerlendirmeleri yaptım” diye konuştu.

“Hemşehrilerimden sabırlı olmalarını bekliyorum”

Başkan Koacoğlu, kamuoyunda adaylık yönünde bir beklenti olduğu yönündeki soruya ise şöyle yanıt verdi:

“Böyle bir beklenti var, ben de buna hak veriyorum. Ama şöyle bir düşündüğünüzde nerenin belediye başkanı belli? Hiçbir yerin belediye başkanı belli değil. Süreci izlemek de bizim en doğal hakkımız. Daha da çok süre var. Bu süreyi görmek istiyoruz. Bunu da hem genel merkezin, genel başkanın hem de benim belediye başkanı olarak en doğal hakkım olarak değerlendiriyorum. Süreç içerisinde bu kararı vermenin doğru olacağını, İzmir için, ülkemiz için ve partimiz için doğru olacağına inanıyoruz. Böyle bir strateji yürütüyoruz. Bunu da bütün İzmirli hemşehrilerimizin ve basınımızın anlayışla karşılamasını istirham ediyorum. Durum bundan ibaret. Yoksa herhangi bir problemimiz yok.

Herhangi bir problemimiz olması için İzmir kamuoyundan farklı sinyallerin, farklı taleplerin gelmesi gerekir. Biz de kimsenin önünü kapatmı yoruz, herkes çalışmasını yapıyor. Farklı bir değerlendirme olursa ona da açığız. Biz burada süreci kentimiz için, ülkemiz için ve partimiz için yararlı olacak şekilde götürüyoruz”

“Herkes haddini bilsin”

Basında yer alan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm ile ilgili gerekli adımları atmadığı yönündeki açıklamalara da cevap Başkan Kocaoğlu şöyle devam etti:

“Sayın Kentsel Dönüşüm İl Müdürü beyefendi devlet memurudur. 657 yasaya tabidir. Mevcut personel sistemine göre başka türlü il müdürü olamaz. Bu il müdürü zatı muhterem İzmir’e geldiğinden itibaren herkese akıl öğretmekte, herkesle konuşmakta, İzmir’in sağına soluna belli isim, belli yaftalar takarak İzmir’deki insanların kafasını karıştırmaktadır. Biz gecikmesine rağmen 7-8 yerde onay aldık, 7-8 yerde birden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim uyguladığımız yasa, 5393 sayılısı yasanın 73.maddesi. İnsana, insan haklarına, demokrasiye, orada yaşayan insanların hakkına, gayrimenkul ve mülkiyet hakkına saygılı olan tamamen uzlaşmacı bir yöntemle çözülecek olan sistemden yanayız ve bunu uyguluyoruz. Bunun için de biz Bayraklı’da, Uzundere’de uzlaşma görüşmelerinde belirli bir noktaya geldik. Aktepe - Ermez’de tespit çalışmalarını sürdürüyoruz. Ege Mahallesi’nde planlama ve proje çalışmaları bitti, mutabık kaldık. Ballıkuyu ve Örnekköy’de yine aynı şekilde. Bütün bölgelerde çalışmaları yapıyoruz. Onların uyguladıkları yeni çıkan yasa, 6306 sayılı yasa. Bunu uygulayana, müteahhitse müteahhitin vatandaşın gayrimenkulünü istediği gibi sahiplenmesini getiriyor. Belediyeyse belediyenin, Bakanlıksa bakanlığın. Orada vatandaşın aleyhine kullanılabilecek bir çok maddeler var, dayatmacı bir yasa, ‘ben dedim oldu’ mantığına dayanıyor. Ve bu sayın muhterem İl Müdürü, bu yasayla kentte dönüşümü yapıyor.

Bizim uygulamadığımız, aykırı bulduğumuz yasayla kent dönüşümü yapıyor. Eğer elinde bir meziyet varsa, eğer bir işbilirliği varsa, kendisi o ceberut yasayla kent dönüşümü yaps ın. Bize söz söylemenin Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin hakkı yoktur. Biz Kadifekale’de heyelan bölgesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden 250 milyon lira para çıkararak, TOKİ’ye çıktığımız yolda daireleri biz vereceğiz demelerine rağmen sonra vazgeçtiler, 75 milyon liraya bir kısım daireleri alarak, Uzundere’deki konutları alarak, sadece İzmirli Kadifekale’deki vatandaşlara verdiğimiz sözümüzü, taahhüdümüzü yerine getirmek için kent dönüşümünü yaptık, gerçekleştirdik. Bize bu konuda ve bugün uyguladığımız kent dönüşümü konusunda hiçbir cepheden hiçbir Allah’ın kulu, değil siyasetçi bir şey söyleyemez. Bu İl Müdürü’ne gelince; bu İl Müdürü eğer siyasete çok hevesliyse, devletin bürokratı değil, hükümetin bürokratıysa, hatta Bakan’ın bürokratıysa, hatta herhangi bir siyasi milletvekilinin siyasetçinin bürokratıysa, ona tavsiyem onurlu olan, etik olan şudur: İstifa eder, siyasetini yapar. Biz devlet memurluğundan siyasete geçmedik.

İstifasını yapar, aday olur, seçim kazanır siyaset yapar. Bir bürokratın, 1 milyon 120 bin oyla, yüzde 56.7 oyla seçilmiş büyükşehir belediye başkanını eleştirmeye, ona akıl öğretmeye, ona kent dönüşümü öğretmeye, ona yol yöntem öğretmeye ne haddi vardır, ne hakkı vardır. Herkes haddini bilmek zorundadır. Artık bürokrasiler, artık bürokratlar, hükümeti de bırakın iktidar partisinin milletvekillerinin, milletvekilinin bürokratı, bu milletvekilinin bürokratı noktasına gelmiştir. Onun ekibi, bunun ekibi noktasına gelmiştir. Siz bunları basın mensubu olarak yazarsanız, minnettar kalırım, yazamazsınız da tabi yazamazsınız o da ayrı mesele. Ama bürokratların, kaymakamlar, Valiler, devletin Valisidir.”

“Bıçak kemiğe dayanırsa ne söyleyeceğimi iyi biliyorum”

Başkan Kocağlu şöyle devam etti:

“Basmane çukurundaki konuyu biliyorsunuz. Basmane çukurunda herkes konuşuyor, konuşuyor. O Basmane çukurunu, o hale getiren geçmiş belediye başkanımız sütten çıkmış ak kaşık gibi hala konuşuyor. Ben geçmiş belediye başkanlarının hiç birine bu güne kadar söz söylemedim. Söylemedim. Yine de söylemeyeceğim. Ama bıçak kemiğe dayanırsa, bakın bıçak kemiğe dayanırsa kime ne söyleyeceğimi çok iyi biliyorum. Bunu da böyle bilin. Orada biz gerekli ilaçlamaları yapıyoruz. Orada bu hukuki sorun var. Vali Beyin ‘Büyükşehir Belediyesinin’ görevi demesine gerek yok. Büyükşehir Belediyesi görevini biliyor. Aynı Vali Beyin ‘Sümerbank arazisinde yasayı uygulayacağım. Ben kanunları uygularım’ diyerek müze olacak diye kendi sadece tek başına hüküm vermesi bu kentin geleneğinde yok. Bu kentin yönetiminde yok. İl Genel Meclisinin, İl Özel İdaresinin malları yerel sermayedir, servettir. Bunu lise mezunu çocuk bilir. Devlette bürokrat olmaya da gerek yoktur. Buna rağmen burada, buranın müze olmasına, Ege Medeniyetleri müzesi olmasına karşı çıkan kimse yoktur. Orada paylaşılmak istenen müze bunun örtüsüdür. Bunu Vali Bey de çok iyi bilmektedir. Orada tam yapılmak istenen 40 bin metrekare inşaat alanı olan Turizm imar planı olan arsanın satılmasıdır. Elden çıkartılmasıdır. Bir yandaşa havale edilmesidir. Oradaki problem budur. Vali Beyin bunu gizlemeye saklamaya işbirliği etmeye hakkı yoktur. Vali Bey devletin Valisi olmak durumundadır. İzmir’de yerelde yatırımcı en büyük kuruluş İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı belediyelerdir. Vali Be yin görevi devlet adına, devlet kurumları adına İzmir Büyükşehir Belediyesi ile buradaki yerel kurum ve kuruluşlarla, devletle, devlet kurumlarıyla koordinasyonu sağlamaktır. Yani bizim hakkımızı bizim önümüze çıkan bürokratik engelleri Ankara’da savunmaktır. Vali Bey bu görevi yapmak durumundadır ve zorundadır. Görevi budur. Ama Vali Bey de İl Müdürüne dediğim gibi siyaset yapacaksa bütün çıkışlarından bütün beyanatlarından siyaset yapmak istediğini ve hükümetin hatta hükümetin belli bir kanadının temsilcisi gibi İzmir’i yönetmek istediğini, bunca yıllık 66 yaşındaki tecrübeme rağmen görüyorum. Geçen kendisine gittim. Bunların hepsini tek tek anlattım. ‘Bunları biz diyalog içersinde sürdürebiliriz. Basından beyanat verilmekle bunlar olmaz’ dedim. Salı günü kendisiyle makamında ziyaret ederek söyledim. Sanki ben tam tersini söylemişim gibi iki gündür basın üzerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bombardıman yapıyor. Sayın Valimizin böyle bir hakkı yoktur. Yerel seçimlerde başka bir amaçla buraya geldiyse bunu da yapmaya hakkı yoktur.

İzmir, İzmirli 4 milyon insan, geçmişte bir çok insana verdiği gibi, Sayın Valimiz de eğer bu doğrultuda giderse ‘kanunu kullanıyorum’ diyerek hakkaniyet içerisinde davranmadığı müddetçe İzmir Büyükşehir Belediyesini ve İzmir halkını bulacaktır. Ben buradan Sayın Valime İzmir Büyükşehir Belediyesinin seçilmiş belediye başkanı olarak ya benimle belli bir kurum içerisinde belli bir hiyerarşi içerisinde beraber çalışırız, yahut da çalışamayız. Çalışamamak benim problemim değildir. Çünkü beni getiren kararname değildir. Beni getiren 4 milyon İzmirlidir. Beni 4 milyon İzmirli getirdiği müddetçe buranın bir numaralı seçilmiş kişisi olarak ve bütçesi en büyük kurum olarak ve hükümetle on senedir yaptığı yatırımlarda daha fazla yatırım yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu kentin kalkınması bu kenti kalkındırmaktan sorumluyum. İzmirli hemşerilerimiz bize yetki verdiği müddetçe kimseyi dinlemeyiz. Biz hesabımızı 397 yılla zaten veriyoruz. Bunu herkes bilsin ki ölmüş eşek kurttan korkmaz. Biz öyle lafla sözle söylemle değil. Cumhuriyetten bu tarafa siyasetten gelen bir ailenin ferdi olarak, siyasetin kelleyi koltuğa almadan yapılmayacağını bilir, kelleyi koltuğa alır, siyaseti yaparız. Ben bugüne kadar konuşmadım, aman Hükümet’e saygı, aman Vali’ye saygı, aman şuna saygı, aman buna saygı. Yok kardeşim. Anlaşılmıyorsa anlatırız. Daha bi ldiğimiz çok şey var. Zamanı gelince bunları anlatırız. Burası Türkiye’nin en huzurlu kenti. Devlet eliyle, bürokrasi eliyle bu kentin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur, kimsenin bozmaya da gücü yetmeyecektir.”