Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

24 Nisan 2017

 

KÜLTÜR-SANAT

28 Ekim 2013

'Akla sadece Sarıgül gelmemeli'

Zülfü Livaneli Almanya'da Serenad adlı kitabının tanıtım etkinliğini gerçekleştirdi.

reklam
SÜHEYLA KAPLAN - Yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli, Almancaya çevrilen ‘’Serenad“ adlı kitabının tanıtım etkinliği kapsamında Almanya’nın Hamburg kentinde edebiyatseverlerle bir araya geldi.

Avrupa Parlamentosu (AP) eski milletvekili ve işadamı Vural Öger’in katkısıyla ‘’Hamburg Etnografya Müzesi’nde düzenlenen okuma etkinliğinde, Livaneli gazeteci ve yönetmen Osman Okkan’ın sorularını yanıtladı.

Livaneli “Serenad“ adlı kitabında, Almanların 2. Dünya Savaşı’ndaki Yahudi soykırımını karşılığı ve benzeri olmayan bir olay şeklinde tanımlayarak, 1930’lu yıllarda Türkiye’ye sığınan Alman bilimadamlarının hikayesini ve Türkiye’nin ‘Struma’ ve ‘Mavi Alay’ gibi facialara neden olduğu bir dönemi anlattığını söyledi.

Livaneli, Almanya’da Türk edebiyatına ilginin her geçen gün arttığına işaret ederek, ”Buradaki gençler Türkçe dilinde roman okusalar kitaplarımız, Alman yazarların baskısından daha fazla tiraja ulaşır“ dedi.

TÜRKİYE’DE ŞİŞLİ DENİLİNCE AKLA SADECE SARIGÜL GELMİYOR!

Livaneli, romanında sokakları çok iyi işlediğini hatırlatarak, Türkiye’nin her sokağının sırlarla dolu olduğunu ifade etti.

Livaneli, “Gerek Mutluluk gerek Leyla romanlarında olduğu gibi, Türkiye’nin her sokağı bana hikaye anlatıyor. Türkiye’de her sokak sırlarla dolu. Örneğin Şişli’de Ölçek Sokağı sır gibidir. Açıkçası Şişli denilince akla sadece Mustafa Sarıgül gelmemeli” dedi.

Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Haldun Taner, Çetin Öner gibi Türk edebiyatının tanınmış yazarlarını Alman edebiyatına kazandıran, Nazi Almanyası döneminde ailesiyle Türkiye'ye sığınan çevirmen Cornelius Bischoff, okuma etkinliğinin sonunda Zülfü Livaneli’ye sarılarak, duygu dolu anlar yaşadı.

SERENAD'IN KONUSU :

Serenad’da İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde görevli 36 yasındaki Maya Duran ile üniversitenin davetlisi olarak Türkiye’ye gelen 87 yasındaki Alman asıllı Amerikalı profesör Maximillian Wagner arasında geçen olayları anlatıyor.

60 yıllık aşkının izini sürmek için profesörün İstanbul’a gelmesi, hem kendi hem de Maya’nın aile sırlarını ortaya çıkarmakla kalmıyor, 2. Dünya Savaşı’ndaki Yahudi soykırımı, Ermeni ve Kürt sorununun yanı sıra Struma ve Mavi Alay facialarında hayatını kaybedenlerin hikayelerini de gözler önüne seriyor.

Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran’ın (36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar.

1930′lu yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile’ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.